ABD ile İngiltere, Fransa ve Almanya'dan oluşan E3 grubu, önümüzdeki hafta yapılacak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yönetim Kurulu toplantısında İran'ın nükleer dosyasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) taşımayı gündeme getiriyor. Asıl tartışma konusu İran'ın elindeki 'yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum' miktarından çok, bu stokun şu anki yerinin ve durumunun IAEA tarafından doğrulanamamış olması.
4 Haziran'da yayımlanan GOV/2026/33 sayılı raporda IAEA, İran'ın 13 Haziran 2025 itibarıyla 440,9 kilogram yüzde 60 zenginleştirilmiş uranyum stoğuna sahip olduğunu tahmin ettiğini açıkladı. Bu miktarın 432,9 kilogramı daha önce doğrulanmıştı; ancak nükleer tesislere erişim kesildikten sonra mevcut stok büyüklüğü, kimyasal formu ve depolandığı yer teyit edilemez hale geldi.
Bu 'doğrulama boşluğu', 13-24 Haziran 2025 tarihleri arasında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan saldırıların ardından derinleşti. IAEA o dönemde saha doğrulama çalışmalarını durdurdu, aynı ayın sonunda da güvenlik gerekçesiyle denetçilerini İran'dan çekti.
İran, Temmuz 2025'te IAEA ile iş birliğini askıya alan yasayı yürürlüğe koydu. Eylül 2025'teki Kahire Anlaşması da aynı yılın Kasım ayında sona erdi; bu bilgiye IAEA raporunda yer verildi.
IAEA Yönetim Kurulu 10 Haziran'da İran'dan depolanan uranyumun akıbetini açıklamasını ve denetçilere erişim izni vermesini isteyen bir karar aldı. AP'nin aktardığına göre 35 üyeli kurulda oylama 21 kabul, 3 ret, 10 çekimser oyla sonuçlandı; Rusya, Çin ve Nijer karara karşı oy kullandı.
IAEA, nükleer tesislerdeki madde sayımı, saha ziyaretleri ve mühür kontrolleriyle beyan edilen miktarla gerçek stok arasında tutarlılık arıyor. Yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum gibi askeri amaçla kullanılma riski taşıyan malzemelerde, yalnızca toplam miktar değil depolama yeri ve kimyasal form da doğrulanmadıkça denetim sistemi işlevini yerine getiremiyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 2015 tarihli 2231 sayılı kararı uyarınca İran nükleer anlaşmasının uygulanmasına dair IAEA raporlarını bugüne kadar takip etti. Konsey'e sevk edilmesi otomatik olarak bağlayıcı yaptırım anlamına gelmiyor; ancak dosyanın diplomatik müzakere aşamasından Güvenlik Konseyi gündemine taşındığı anlamına geliyor.
Son çeyrek raporu da aynı soruna işaret etti. Reuters'ın 1'inde üye ülkelere dağıtılan IAEA raporuna dayandırdığı haberine göre, İran dosyasında ilerleme kaydedilmedi; nükleer malzemenin doğrulanması için gerekli bilgi ve erişim eksikliği yayılma riski olarak öne çıkmaya devam ediyor.
IAEA, İran'daki nükleer tesislere erişim sorununun en acil biçimde ele alınması gerektiğini belirtti. Bu ifade, yeni rakamlar açıklamaktan önce mevcut nükleer malzemenin bugünkü durumunun teyit edilmesi gerektiği şeklinde okunuyor.
İran ise ABD ve İsrail'in saldırılarını ve uluslararası kurumların buna verdiği yanıtı sorunun kaynağı olarak gösteriyor. Reuters'ın haberine göre İran'ın BM nezdindeki temsilciliği, kararın saldırının sorumluluğunu mağdura yükleyen bir araca dönüştürülmemesi gerektiğini savundu.
Güney Kore'deki okuyucular için bu gelişme, petrol ve riskli varlık fiyatlarının seyri açısından önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ve Orta Doğu tedarik zincirine dair endişeler daha önce de petrol piyasasında fiyatlayıcı bir unsur olarak ele alınmıştı.
Reuters'ın 4'ünde (yerel saatle) aktardığına göre, ABD ile İran arasında askeri çatışmanın yeniden alevlenmesiyle Orta Doğu kaynaklı petrol arzında aksama endişesi büyüdü; Brent petrol ve Batı Teksas Ham Petrolü (WTI) fiyatları haftalık bazda yükseldi. Orta Doğu'daki gerginlik arttıkça, petrol ithalatçısı konumundaki Güney Kore için navlun, sigorta primi ve rota seçimi maliyetleri de ağırlaşabiliyor.
Kripto para piyasası da jeopolitik risklere kayıtsız kalmadı. CoinDesk'in 2'sinde aktardığına göre, ABD'nin İran'a düzenlediği hava saldırısının ardından Solana(SOL) ve Tron(TRX) yüzde 3'ün üzerinde değer kaybederken Bitcoin(BTC) yaklaşık yüzde 1 geriledi.
Aynı haberde Ethereum(ETH) yüzde 2 düşerken Ripple(XRP) da yüzde 2'ye yakın değer kaybetti. Bu tablo, İran'ın nükleer dosyasının kripto paraları doğrudan ilgilendiren bir düzenleme meselesi olmadığını; ancak risk iştahındaki azalma ve likidite daralması endişesi üzerinden büyük kripto paraların fiyatına yansıyabildiğini gösteriyor.
ABD yönetiminin İran'ın nükleer programını engellediği yönündeki açıklamaları ile IAEA'nın doğrulama boşluğuna dair uyarıları daha önce de aynı sonuca varmamıştı. Sıradaki adım, önümüzdeki hafta yapılacak IAEA Yönetim Kurulu görüşmelerine ve İran'ın denetçilere erişim izni verip vermeyeceğine bağlı.
Yorum 0