Savaşların ve aşırı hava olaylarının körüklediği enerji ve gıda fiyatları, küresel enflasyonu yeniden hareketlendirerek varlık piyasalarına baskı yapabilir. Yüksek faiz ortamında petrol ve tarım ürünlerindeki fiyat şokları; şirket maliyetlerini, hane halkı tüketimini ve faiz beklentilerini aynı anda sarsan bir yapı oluşturuyor.
Güney Kore merkezli ekonomi gazetesi Hankyung(한국경제신문), savaş ve aşırı hava koşullarının tetiklediği enerji ve gıda fiyatı artışlarının şirket maliyetlerini yükselttiğini, tüketimi baskıladığını ve faiz artırım baskısını güçlendirerek küresel varlık piyasaları ile reel ekonomiye yük bindirebileceğini bildirdi. Buradaki kritik nokta, enerji ve gıda fiyatlarındaki şokun emtia piyasalarıyla sınırlı kalmayıp faiz oranlarına ve riskli varlık fiyatlarına da sıçrayabilecek olması.
JPMorgan(JPM), 24 Temmuz'da yayımladığı raporda, hızla güçlenen El Niño etkisiyle enerji fiyatlarındaki artışın çakışması halinde 2027 küresel enflasyonunun 0,3 puan yükselebileceğini belirtti. Bankaya göre yalnızca El Niño etkisiyle küresel gıda enflasyonu zirve noktasında yaklaşık 0,7 puan artabilir; İran kaynaklı savaşın enerji fiyatlarına etkisi de hesaba katıldığında gıda enflasyonundaki şok 1,3-1,5 puana kadar büyüyebilir.
Reuters, bu rapora atıfla motorin, gübre ve gıda ambalaj maliyetlerindeki artışın gıda enflasyonu kanalını genişlettiğini aktardı. JPMorgan'a göre gıda enflasyonunun 2027'nin ilk yarısında yıllık yüzde 5'e çıkması durumunda küresel manşet enflasyon 0,6 puan yukarı itilebilir ve gelecek yılki enflasyon yavaşlama hızı yıllık 0,3 puan gecikebilir.
El Niño, ekvatoral Pasifik'teki deniz suyu sıcaklığının mevsim normallerinin üzerine çıkması anlamına geliyor. Bölgesel yağış rejimini ve hasat verimini etkilediği için tarımsal arzı ve gıda fiyatlarını sarsan bir değişken olarak öne çıkıyor.
Enerji fiyatları gıda enflasyonuna doğrudan da temas ediyor. Motorin, tarım makineleri ve nakliye maliyetlerine; gübre ve ambalaj ise üretim ile işleme maliyetlerine yansıyor. Petrol ve doğal gazdaki fiyat şoklarının tarım ürünü fiyatlarına gecikmeli olarak sıçrayabilmesinin nedeni bu.
Güney Kore de bu tablonun dışında kalmıyor. JPMorgan, gıdanın tüketim sepetindeki payı yüksek olan Asya ve Latin Amerika'daki gelişmekte olan ekonomilerin daha fazla etkilenebileceğini belirtirken, Tayvan ve Güney Kore'yi de gıda fiyatı şoklarına karşı kırılgan ülkeler arasında saydı. Yerel tüketiciler açısından tahıl, hayvan yemi ve enerji maliyetleri; ithalat fiyatları ve yaşam maliyeti üzerinden hissedilir bir yük haline gelebilir.
UBS(UBS) de 28 Ağustos'ta yayımladığı raporda, Orta Doğu'daki savaşın, düşen enerji stoklarının, Avrupa'nın yetersiz doğal gaz rezervlerinin, yükselen gübre fiyatlarının ve El Niño'nun tarımsal üretime baskı yaptığını açıkladı. Bankaya göre enerji ve gıda fiyatları, enflasyon ve ekonomik büyümenin belirleyici değişkenleri olmayı sürdürüyor.
Bu etkinin finans piyasalarına sıçradığı kanal faiz oranları. Financial Times, Avrupa doğal gaz fiyatlarının 2023 başından bu yana en yüksek seviyeye çıktığını, Brent petrolün de varil başına 97 doları aştıktan sonra 95,55 dolar seviyesinde kaldığını yazdı. Aynı haberde ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,82'ye kadar yükseldi; Almanya ve İngiltere tahvil faizleri de uzun vadeli zirve bölgesine girdi.
Emtia fiyatlarındaki yükseliş şirket kâr marjlarını sıkıştırıyor ve tüketici harcama gücünü azaltıyor. Aynı zamanda enflasyonun yavaşlamasının gecikmesi merkez bankalarının faiz patikasını da etkileyebiliyor. Hisse senedi, gayrimenkul ve tahvil gibi faize duyarlı varlıklar bu süreçte fiyat düzeltme baskısıyla karşılaşabilir.
Güney Kore'de de enflasyon ve faiz patikası, varlık piyasası değerlendirmelerinin merkezinde yer alıyor. TokenPost daha önce, Kore Merkez Bankası'nın (BOK) bu yıl ve gelecek yıl için tüketici enflasyonu tahminini sırasıyla yüzde 2,7 ve yüzde 2,3'te sabit tuttuğunu aktarmıştı. O dönemde de büyümenin güçlenmesi halinde talep yönlü enflasyon baskısı ile varlık piyasasında aşırı ısınma endişesinin birlikte büyüyebileceği yorumu yapılmıştı.
Asıl soru, enerji şokunun ücretlere ve hizmet enflasyonuna sıçrayıp sıçramayacağı. Uzmanlar, enerji fiyatındaki artışın kendisinden çok bu ikincil yayılma etkisinin önemli olduğuna dikkat çekiyor. Ücret pazarlıkları ve merkez bankası kararlarına yansıması halinde, geçici bir arz şoku daha kalıcı bir enflasyon baskısına dönüşebilir.
Bu analiz belirli bir varlık fiyatının yönü konusunda kesin bir yargıya varmıyor. Asıl belirleyici olan, gıda ve yakıt fiyatlarındaki artışın geçici bir şokla mı sınırlı kalacağı, yoksa genel yaşam maliyetine, ücret pazarlıklarına ve merkez bankası kararlarına mı yayılacağı.
Yorum 0