Bitcoin dünyası, *kuantum bilgisayar* tehdidine karşı somut adımlar atmaya başladı. Kanada merkezli blokzincir güvenlik şirketi BTQ Technologies(BTQ), 12’sinde Bitcoin Quantum adlı bir *deneme ağı* başlattı. Bu yeni ağda, geleneksel dijital imza yöntemlerini kuantum saldırılarına karşı daha dirençli hale getiren *kuantum sonrası imzalama sistemleri* test ediliyor. Bu sistemlerin başında, Amerikan Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü(NIST) tarafından önerilen ML-DSA(Modüler Izgara Dijital İmza Algoritması) yer alıyor.
Bu test ağı, mevcut Bitcoin(BTC) ana ağına bağlı değil ve tamamen bağımsız bir ortamda çalışıyor. ML-DSA, halihazırda Bitcoin'de kullanılan Elliptik Eğri Dijital İmza Algoritması(ECDSA) yerine kullanılmak üzere geliştiriliyor. Yeni algoritma, özellikle büyük ölçekli kuantum bilgisayarların gelecekte ECDSA temelli imzaları kırabileceği ihtimaline karşı koruma sağlamayı hedefliyor.
Bitcoin üzerinde sıkça gündeme gelen *kuantum tehditlerinin* çoğu, cüzdanların ‘açık anahtarlarının’ görünür hale gelmesiyle başlıyor. Geleneksel bilgisayarlar, bu açık anahtarlardan özel anahtarları çıkarmakta yetersiz kalsa da, gelecekte işler değişebilir. Özellikle Shor’un Algoritması gibi kuantum algoritmaları kullanılarak açık anahtarlardan özel anahtarların çıkarılması mümkün olabilir. Bu ise, eski Bitcoin adresleri gibi açık anahtarların blokzincirde görülebildiği durumlarda ciddi güvenlik açıkları doğurabilir. Söz konusu senaryolar, kripto topluluğunda ‘Eski BTC riski’ olarak tanımlanıyor.
BTQ’nun test ağı yalnızca kriptografik bir güncellemeden ibaret değil; aynı zamanda yeni sistemlerin *verimlilik, performans ve blok kapasitesi* üzerindeki etkilerine dair önemli veriler sağlıyor. Kuantum sonrası imzalar, geleneksel imzalara kıyasla 38 ila 72 kat daha büyük. Bu nedenle BTQ, test ağında blok boyutunu 64MiB seviyesine çıkardı – bu, Bitcoin’in mevcut 4MiB sınırının tam 16 katı. Böylece yüksek boyutlu imzaları taşıyan işlemler daha rahat şekilde test edilebiliyor. Ağ üzerinde ana işlevlerin neredeyse tamamı – cüzdan oluşturma, imzalama, işlem gönderme, madencilik – çalışıyor ve bu sayede yalnızca teorik değil, pratik testler de yapılabiliyor.
Özellikle geçmişte yaratılmış Bitcoin'lerin önemli bir kısmı, bu yeni kuantum tehditlere karşı daha savunmasız. Analizlere göre en yüksek risk taşıyan varlıklar arasında, Pay-to-Public-Key(P2PK) formatında saklanan Bitcoin'ler yer alıyor. Bu formatla ilgili BTC, toplam çıktıların yalnızca %0.025’ine denk gelse de, değer bazında yaklaşık 1.72 milyon BTC’ye (yaklaşık 114 trilyon ₩) karşılık geliyor. Bu adreslerin çoğu, ilk Bitcoin madenciliği döneminde elde edildiği ve büyük kısmının *Satoshi Nakamoto* tarafından üretildiği tahmin edilen coin’lerden oluşuyor. Öte yandan Pay-to-MultiSig(P2MS) adreslerinde 57 BTC gibi oldukça düşük miktarda varlık bulunurken, yeni nesil Taproot(P2TR) adreslerinin hacmi daha büyük görünse de risk açısından daha düşük.
BTQ’nun değerlendirmesine göre şu anda yaklaşık 6.26 milyon BTC (yaklaşık 417 trilyon ₩) zincir üstünde kuantum tehditlerine açık durumda. Bu devasa değer, *kuantum sonrası güvenlik* konusunun yalnızca teknolojik değil, acil finansal bir mesele olduğunu da ortaya koyuyor.
Tabii bu geçiş yalnızca bir imza algoritması değişimiyle bitmiyor. Kuantum sonrası Bitcoin’e geçiş için işlem boyutları, önceki imza türleriyle uyumluluk ve ağ genelinde konsensüs gibi pek çok engel bulunuyor. Örneğin, BIP 360 adlı öneri, Taproot yapısını korurken ECDSA bağımlılığını kaldırmayı hedefliyor. Diğer yandan, yalnızca hash temelli yollar kullanan ‘Pay-to-Quantum-Resistant-Hash(P2QRH)’ gibi öneriler de gündeme geliyor. Tüm bu çalışmalar, Bitcoin geliştirici topluluğunun *ileri düzey güvenlik adımları* için hazırlık yaptığını gösteriyor – bu da temel bir ‘uyum ve geçiş stratejisi’ ihtiyacını gündeme getiriyor.
Sonuç olarak, BTQ’nun test ağı lansmanı, "Bitcoin hemen kuantum bilgisayarlarla çözülecek" türünden iddiaların ötesinde, gerçekçi bir farkındalık yaratıyor. Test ağı, kuantum sonrası dijital imzaların büyük işlem boyutları gibi teknik zorluklar yanında ekosisteme *getireceği maliyet ve dönüşümü* de gözler önüne seriyor. Ayrıca, kuantum tehdidinin geçmişteki tasarım tercihleri nedeniyle hâlâ süregeldiğini hatırlatıyor.
BTQ, Bitcoin'in *kuantum sonrası geleceğini modelleyen* ve bu gelecekteki riskleri, masrafları ve gereklilikleri ölçümleyen bir ‘teknoloji laboratuvarı’ kurmuş durumda. Dolayısıyla mesele artık yalnızca teknik bir dönüşüm değil; aynı zamanda yönetişim, benimseme ve topluluk uzlaşısı gibi alanlarda da karşılık bulması gereken kapsamlı bir değişim süreci.
Yorum 0