Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Bitcoin(BTC) madenciliği seraları ısıtıyor: Kanada'da çevreci enerji modeli

Bitcoin(BTC) madenciliği seraları ısıtıyor: Kanada'da çevreci enerji modeli / Tokenpost

Bitcoin(BTC) madenciliği sırasında ortaya çıkan atık ısı, Kanada’nın Manitoba eyaletindeki bir tarım tesisinde *yenilenebilir kaynak* gibi değerlendiriliyor. Pilot proje kapsamında, madencilik cihazlarından yayılan ısı seralarda ısıtma amacıyla kullanılıyor ve böylece enerji verimliliğini artıran yeni bir model hayata geçiriliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevreye duyarlı bir çözüm sunuluyor hem de işletme maliyetleri düşürülüyor.

Bilindiği üzere Bitcoin madenciliği yoğun işlem gücüne ihtiyaç duyduğu için yüksek miktarda elektrik tüketiyor ve ciddi oranda ısı yayıyor. Şimdiye kadar bu ısıyı soğutmak için yine enerji harcanıyordu. Ancak soğuk iklim koşullarına sahip bölgelerde bu ısı artık bir *kaynak* haline dönüşmeye başladı.

Projenin arkasında, madencilik donanımları üreten Canaan ile çevreci altyapı ve tarım yatırımları yapan BitForest bulunuyor. Toplam 3 megavatlık (MW) madencilik ekipmanı aktif olarak çalışıyor. Amaç, bu sistemin iki yıl içinde teknolojik olarak uygulanabilirliğini ve ölçeklenebilirliğini test etmek.

Bu noktada, fan esaslı geleneksel hava soğutmalı cihazlar yerine, Canaan’ın Avalon serisinde geliştirdiği yaklaşık 360 adet su soğutmalı sunucu tercih edilmiş. Bu cihazlar kapalı devre bir ısı eşanjör sistemine bağlanıyor ve böylece ortaya çıkan ısı, seralarda kullanılan suyu önceden ısıtmak için kullanılıyor. Bu sistem, mevcut kazanları tamamen devre dışı bırakmasa da özellikle kışın ciddi enerji tasarrufu sağlıyor.

Kuzey bölgelerdeki seralar için sürekli ısıtma hayati önem taşıyor. Özellikle domates gibi sıcaklık hassasiyeti yüksek bitkilerde bu durum belirleyici olup, madencilik cihazlarının istikrarlı ısı üretimi bu ihtiyacı doğal olarak karşılayabiliyor. Su soğutmalı sistemler sayesinde elde edilen yüksek sıcaklık, yalnızca ortam ısıtmanın ötesine geçerek endüstriyel düzeyde bir ısı kaynağı sağlıyor. Günümüzde bazı projeler, madencilik cihazlarını ev tipi ısıtıcı olarak bile pazarlıyor. Bu da *madencilik ile ısıtma arasındaki sınırların* giderek bulanıklaştığını gösteriyor.

Seraların çalışmasında ısıtma maliyetleri önemli bir yük oluşturuyor. Fosil yakıt kullanımını azaltmak, hem ekonomik verimlilik hem de çevresel fayda açısından olumlu sonuçlara yol açabilir. Madencilik şirketleri gözünden bakıldığında ise ısı geri kazanımı enerji verimliliğini en üst seviyeye çıkaran bir yöntem. Elektrik fiyatlarının makul olduğu ve ısıtma gereksiniminin yoğun şekilde hissedildiği bölgelerde bu model, kara geçmeyi kolaylaştırıyor ve işletmenin uzun ömürlü olmasını sağlıyor.

Bu tür ısı geri kazanım çözümleri sadece tarım sektöründe değil, sanayi tipi kurutma, bölgesel ısıtma sistemleri ve konut ısıtması gibi birçok alanda yayılmaya başladı. Örneğin Avrupa’da Finlandiya, İsveç ve Fransa gibi ülkelerde bazı şehirler, veri merkezlerinden çıkan atık ısıyı kamu yüzme havuzları ya da apartman bloklarını ısıtmak için kullanıyor.

Canaan’ın uzun vadeli hedefi bu teknolojiyi yalnızca tek bir seraya uygulamakla sınırlı tutmayarak, diğer soğuk iklimli bölgelere de kolayca entegre edilebilecek bir ‘soğuk hava madencilik modeli’ne dönüştürmek. Bu amaçla verimlilik, donanım dayanıklılığı, mevcut ısıtma sistemleriyle uyumluluk, bakım kolaylığı ve maliyet düşüşü gibi pek çok teknik parametre detaylı bir şekilde analiz ediliyor.

Eğer proje ekonomik anlamda başarılı bulunursa, ABD’nin kuzeyi ya da Avrupa’nın zorlu tarım bölgeleri gibi alanlarda da ticari şekilde yayılması mümkün. Hatta ilerleyen dönemde sadece seralarla sınırlı kalmayıp, fabrika kurutma sistemleri ya da konut tipi treyler gibi farklı alanlarda da bu tip ısı kullanım modelleri gündeme gelebilir.

Ancak bu yaklaşımın her bölgede doğrudan uygulanabileceği anlamına gelmiyor. Isı geri kazanımı içeren altyapılar genellikle yüksek kurulum maliyetine sahip ve ısının uzun mesafelere iletilmesi verimsiz olabiliyor. Dolayısıyla madencilik tesisi ile ısı ihtiyacı olan yerlerin fiziksel olarak birbirine yakın olması *kritik* bir koşul. Ayrıca madencilik sistemleri devre dışı kalırsa ısı üretimi de duracağından, güvenilir enerji kaynağı ve alternatif ısıtma çözümleri de bir o kadar önemli.

Öte yandan bu yöntem, Bitcoin’in karbon ayak izine dair eleştirileri tamamen ortadan kaldırmıyor. Isıyı yeniden değerlendirmek fayda sağlasa bile, eğer madencilik işlemi karbon yoğun veya yenilenebilir olmayan enerji kaynaklarıyla çalışıyorsa çevresel yarar ciddi şekilde sınırlandırılmış oluyor.

Son dönemde Bitcoin madenciliğiyle ilgili eleştiriler yalnızca büyük enerji tüketimi üzerinden değil, kullanılan enerjinin *nerede* ve *nasıl* kullanıldığına odaklanmaya başladı. Manitoba’daki söz konusu uygulama, madenciliği yerel ihtiyaçlarla entegre etmenin yeni bir yolu olarak karşımıza çıkıyor. Eğer bu model ticari açıdan başarıya ulaşırsa, madencilik sektörü sıradan bir dijital üretim değil, bölgelerin altyapısına katkı sunan bir sanayi kolu olarak da ön plana çıkabilir. Böylece Bitcoin madenciliği, sadece finansal amaçlarla değil, tarım, konut hatta sanayi ile uyum içinde çalışabilen bir sistem haline dönüşebilir.

Tabii tüm bunların gerçekleşmesi için teknik güvenilirlik, sürdürülebilir enerji arzı ve öngörülebilir işletme maliyetlerinin de sağlanması gerekiyor. Bu pilot projenin bunları sağlayacak bir yol haritası sunup sunamayacağı ise zamanla ortaya çıkacak.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1