ABD'nin faiz getirili stabilcoin'leri yasaklamaya yönelik hamlesi, sermayenin regülasyon boşluklarına kayabileceği endişesini artırıyor. Piyasa talebini baskılayıcı bu düzenleyici yaklaşımın, ABD'nin finansal rekabet gücünü zayıflatabileceği ve Çin gibi rakip ülkelere avantaj sağlayabileceği yorumları gündemde.
ABD Kongresi'nin kısa süre önce kabul ettiği 'GENIUS yasası'na göre, USDC gibi ödeme amaçlı stabilcoin’ler yalnızca nakit ya da kısa vadeli hazine tahvilleriyle tamamen teminatlandırılmak zorunda. Ayrıca bu stabilcoin’lerin sahiplerine doğrudan faiz ödemesi yapılması yasaklandı. Böylece stabilcoin’ler artık birer 'kazanç aracı' değil, 'dijital nakit' olarak tanımlanıyor.
Bu karara tepki gösteren Mega Matrix’in pazarlama direktörü Colin Butler, “Faiz ödemesi sunamayan uyumlu stabilcoin’lerden çıkacak sermaye, büyük olasılıkla denetim dışı yapılar ya da yurtdışındaki platformlara kayacaktır” diyerek, düzenlemelerin ABD finans piyasasını güçlendirmek yerine zayıflatabileceğini savundu. Butler, “Faiz talebi her zaman vardır. Sadece bastırmakla bu talep ortadan kalkmaz” diye ekledi.
Gerçekten de şu anda 3 aylık ABD Hazine tahvillerinin getirisi yaklaşık %3,6 seviyesinde ve bu oran, bankaların sunduğu düşük mevduat faizleriyle kıyaslandığında yatırımcılar açısından önemli bir fark oluşturuyor. Butler, “Bankalar düşük faiz vererek aradaki farkı kazanca çeviriyor. Bu da yatırımcılar için stabilcoin’lerin bankalardan daha cazip hale gelmesini sağlıyor” dedi.
Öte yandan bu kısıtlamaların, ‘sentetik dolar'lara olan ilgiyi artırabileceği endişesi de dile getiriliyor. Sentetik dolarlar, fiat para teminatı olmadan türev ürünler gibi araçlarla dolar değerine endekslenen yapılardır ve çoğu zaman denetim dışı kalırlar.
Kripto finans şirketi Falcon Finance’in kurucu ortaklarından Andrei Grachev ise konunun asıl sorununu yapının kendisinden ziyade, bu varlıkların şeffaflık ve denetime tabi olmadan çalışması olarak tanımlıyor. Temsilî örnek olarak USDe adlı stabilcoin’i gösteren Grachev, bu ürünlerin GENIUS yasası kapsamı dışında kalmayı başarıp gri bir alanda faaliyet gösterdiğini vurguladı.
USDe, kripto teminatları ve kalıcı vadeli işlem sözleşmeleri ile uygulanan 'delta nötr strateji' sayesinde getiri sağlıyor. Bu model geleneksel bankacılıktan tamamen farklı ve mevcut ABD mevzuatı kapsamında düzenlenmesi oldukça güç.
Butler, “ABD, bankacılık sistemini korumaya çalışırken sermayeyi daha denetlenemez ve şeffaflıktan uzak alanlara itiyor” diyerek durumu eleştirdi.
Bazı bankalar ise faizli stabilcoin’lerin mevduat kaçırabileceği ve kredi kapasitesini düşürebileceği görüşünde. Ancak Grachev, “Günümüzde yatırımcıların zaten para piyasası fonları, T-bill’ler ve yüksek faizli tasarruf hesaplarına erişimi var. Stabilcoin’ler sadece bu fonksiyonları daha verimli bir kripto ekosistemine taşıyor” diyerek bu görüşe karşı çıktı.
Butler, özellikle dijital varlıklar alanında küresel rekabet açısından ABD politikasının geri tepebileceğini öne sürüyor. Nitekim Çin, bu yıl dijital yuan’a faiz özelliğini entegre etti. Singapur, İsviçre ve BAE ise faiz getirili dijital varlıklarla ilgili düzenlemeler üzerinde aktif biçimde çalışıyor.
Butler, “ABD, faizsiz bir stabilcoin ile faiz ödeyen Çin dijital yuan’ı arasında küresel piyasayı seçim yapmaya zorlarsa, bu Pekin’e büyük bir avantaj kazandırır” diyerek uyarıda bulundu.
Grachev de benzer eleştirilerde bulunarak, ABD’nin hâlâ şeffaf ve denetlenebilir faiz ürünleri için standart belirleme şansı bulunduğunu söyledi. Ancak şu anki CLARITY yasa taslağının tüm faizli ürünlere tek tip yaklaşarak yetersiz kaldığını ifade etti.
Yaşanan tartışma, ABD’li düzenleyici kurumların kripto tabanlı varlıkların özgün yapısını yeterince dikkate almadan, bunları geleneksel finans kalıplarına sıkıştırmaya çalışmasından kaynaklanıyor. Ortaya çıkan düzenleme boşluklarının ABD’nin yenilikçi gücünü zayıflatabileceği düşünülüyor. Bu yüzden, piyasa odaklı ve küresel rekabeti gözeten alternatif çözümlere acil ihtiyaç olduğu belirtiliyor.
Yorum 0