Stabilcoin Piyasası 380 Trilyon TL’yi Aştı: Bankacılık Sistemi İçin Tehdit mi, Yeni Denge mi?
Stabilcoin’lerin toplam piyasa değeri 2,84 trilyon dolar (yaklaşık 408,9 trilyon TL) seviyesini aşarken, bu hızlı büyüme geleneksel bankacılık sistemiyle ilişkisi hakkında yeniden tartışma yaratmaya başladı. Bazı çevreler, bu büyümenin mevcut para sistemi için ciddi bir tehdit oluşturduğunu savunurken, birçok uzman ise *stabilcoin*’lerin finansal sistemin tamamlayıcı bir unsuru olabileceği fikrini savunuyor.
ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Borçlanma Danışma Komitesi tarafından paylaşılan verilere göre, şu anda dolaşımdaki stabilcoin varlıklarının toplamı 2,84 trilyon dolara ulaştı. Bu miktarın %90'ından fazlası Tether(USDT) ve USD Coin(USDC) tarafından karşılanıyor. Bu iki dijital varlık, küresel ödeme sistemleri ve kripto piyasalarındaki likidite ihtiyacına yanıt vermede önemli rol oynuyor.
Hazine Bakanlığı, stabilcoin piyasasının 2028 yılına kadar 2 ila 3 trilyon dolar arasında genişleyebileceğini öngörüyor. Bu potansiyelin kaynağında ise *gerçek zamanlı ödemeler* ve *uluslararası para transferlerinde* sundukları yüksek verim yer alıyor.
Büyümenin arkasındaki en büyük nedenlerden biri ise geçen yaz ABD Kongresi'nden geçerek Başkan Trump tarafından imzalanan ‘GENIUS Yasası’ oldu. Bu yasa, ülkede federal düzeyde tanınan ilk stabilcoin düzenleyici çerçeveyi oluşturdu. Yasayla birlikte rezerv varlıklar sadece nakit, banka mevduatı ve kısa vadeli devlet tahvilleri ile sınırlandırıldı; ayrıca borç verme ve faiz ödemesi yasaklandı. Bu sayede piyasa belirsizliklerden arınarak daha *güvenilir* ve *şeffaf* bir yapıya kavuştu.
Ancak bu büyüme her kesimde olumlu karşılanmadı. Amerikan Bankacılar Birliği (ABA) ve Bankacılık Politikaları Enstitüsü (BPI) gibi finans lobileri, stabilcoin’lerin mevduat kaybına ve bankaların fonlama maliyetlerinde artışa yol açabileceğini iddia ediyor. Özellikle platformların sunduğu faizli stabilcoin modellerini “çift katmanlı finans sistemi” olarak tanımlayarak bu yaklaşıma sert muhalefet ediyorlar.
Benzer bir şekilde JPMorgan da faizli dijital dolar projelerini "regülasyon dışı bankacılık sistemi" şeklinde nitelendirdi. Bu söylem, ABD Senatosu'nda gündeme alınan ‘CLARITY Yasası’ gibi düzenlemelerde zaman zaman ilerlemeyi geciktirdi.
Tüm bu eleştirilere karşılık CoinBase’in Baş Hukuk Sorumlusu Paul Grewal, stabilcoin’lerin finansal istikrarı bozduğu yönündeki söylemlerin “temelsiz” olduğunu belirtti. Grewal, “Rekabet ile finansal kırılganlık aynı şey değildir” diyerek bu iki kavramın karıştırılmaması gerektiğini vurguladı.
Tarihi bir perspektifle konuya yaklaşan ekonomi tarihçileri Niall Ferguson ve Manny Rincon-Cruz da Bloomberg için kaleme aldıkları yazıda stabilcoin’lerin mevcut finansal ekosistemi tehdit etmediğini, aksine tamamladığını savundu. Onlara göre stabilcoin’ler oynak kripto paraların aksine birer ‘ödeme aracı’ olarak değerlendirilmeli. Özellikle faizli stabilcoin karşıtı söylemlerin gerçeklikten uzak olduğu görülüyor.
Ferguson ve Rincon-Cruz’un değerlendirmelerine göre, 2018’de USDC piyasaya çıktığında da ABD bankalarının toplam mevduatları 6 trilyon doların üzerinde bir artış gösterdi. Bu örnek, stabilcoin alanındaki büyümenin banka mevduatlarını azaltmak yerine destekleyici şekilde ilerlediğini gösteriyor.
Benzer görüşleri paylaşan Circle CEO’su Jeremy Allaire da stabilcoin ödüllerinin geleneksel bankalardaki puan sistemlerinden farklı olmadığını söyledi. Bankaların bu konudaki kaygılarını ‘gerçeklikten uzak’ olarak nitelendiren Allaire, 2025 yılı içerisindeki stabilcoin ödemelerinin toplamda 33 trilyon dolara (yaklaşık 4.755,6 trilyon TL) ulaştığına dikkat çekti. Bu veriye göre kullanımın temel amacının *spekülasyon değil*, *gerçek dünya ihtiyaçlarını karşılamak* olduğu açıkça görülüyor.
Stabilcoin’lerin yükselişi aynı zamanda regülasyonlarla uyumlu hale gelme sürecini de hızlandırdı. Uluslararası Para Fonu(IMF) da bu dijital varlıkların sınır ötesi ödemelerdeki verimliliğini vurgularken, aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerde yaratabileceği etkiler üzerine de değerlendirmelerde bulundu.
Sonuç olarak, *stabilcoinlerin* büyümesini yalnızca kısa vadeli finansal tehdit ya da geleneksel sistemle çatışma olarak görmek yerine, dijital çağın gereksinimlerine uygun yeni bir finansal altyapı gelişimi olarak değerlendirmek mümkün. Önümüzdeki dönemde geleneksel bankacılık ve dijital varlık piyasalarının *rekabet içinde değil*, *aynı düzlemde farklı görevlerde çalışan iki yapı* olarak birlikte evrilip evrilmeyeceği merakla takip ediliyor.
Yorum 0