Fintek şirketi Dakota, kurumsal müşterilere özel olarak geliştirilen bir ‘stablecoin’ altyapısını hayata geçirdi. Şirket, bu platform ile işletmelerin dijital dolar kullanımı sırasında karşılaştığı ‘regülasyon’ yükünü hafifletmeyi hedefliyor. Kullanıcıların doğrudan bir finansal lisans almadan uluslararası para transferi ve varlık yönetimi gerçekleştirmesi sağlanıyor.
Dakota’nın CEO’su Ryan Bozarth, şirketlerin fonlarının ne zaman, nereye ve hangi onay süreçlerinden geçerek hareket ettiğini programlayabildiğini dile getirirken, yeni platformun yüksek düzeyde şeffaflık ve kontrol sunduğunu belirtti. Dakota, ABD’de Hazine Bakanlığı’na kayıtlı bir Para Hizmetleri İşletmesi(MSB) olarak faaliyet gösterirken, diğer bölgelerde lisanslı banka ve ödeme şirketleriyle iş birliği yapıyor. Avrupa’da ise Elektronik Para Kurumu(EMI) ve Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcısı(CASP) lisanslarının alınması için çalışmalar devam ediyor.
Şirketin platformu halihazırda 700’den fazla firma tarafından kullanılıyor. Bu firmalar arasında blokzincir tabanlı geliştirici ekipler ve çeşitli fintek platformları da yer alıyor. Bozarth, *stablecoinlerin* dijital dolar tabanlı programlanabilir altyapılar üzerinde çalıştığını vurgulayarak, bu sayede ‘yazılım gibi çalışan para’ anlayışının gerçeğe dönüştüğünü ifade etti. Bu durum, özellikle *otomasyon*, *bütünleşik yapı* ve *tutarlılık* sağlayan sınır ötesi ödemeler açısından büyük bir avantaj olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, 2025 yılı *stablecoin* kullanımının zirve yaptığı bir dönem olarak öne çıkıyor. Cointelegraph Podcast’e konuk olan Chainalysis Avrupa Politikaları Başkanı Matthias Bauer-Langgartner, 2025’in kripto dünyası için fiyatlardan çok kullanım biçimi, regülasyonlar ve toplumsal algı açısından bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Bauer-Langgartner, aynı yıl *stablecoinlerin* zincir üzerindeki işlem hacmiyle Bitcoin(BTC)’i geride bıraktığını ve artık yasa dışı faaliyetler dahil birçok alanda merkezi bir unsur haline geldiğini belirtti.
Avrupa’da Kripto Varlık Piyasaları Yasası(MiCA) sayesinde düzenleyici çerçeve belirginleşirken, kurumsal yatırımcılar da stablecoin çözümlerine daha hızlı yöneliyor. Artan ilgiyle birlikte stablecoinler sadece dijital ‘nakit’ alternatifi olmanın ötesine geçti. *Koşula bağlı ödeme* ve *program içi harcama limiti* gibi yeni kullanım senaryoları test edilmeye başlandı. İsviçre merkezli M0, geçen yıl Ağustos ayında Polychain Capital ve Ribbit Capital’den 40 milyon dolar fon toplayarak, geliştiriciler ve kullanıcılar için özelleştirilmiş stablecoin altyapısı oluşturmayı hedeflediğini açıkladı. Benzer şekilde, Rain şirketi de yine aynı dönemde 58 milyon dolarlık Seri B yatırımla ‘gerçek zamanlı maaş ödemesi’ ve ‘harcama kontrolü’ gibi özellikler sunan bir stablecoin aracı geliştirdiğini duyurdu.
Hükümetlerin yaklaşımları da bu trende paralel ilerliyor. Kazakistan Merkez Bankası, dijital para birimi Dijital Tenge üzerinde *hedefe ulaşıldıkça kademeli ödeme* ve *otomatik KDV iadeleri* sağlayan pilot çalışmalar başlattı. Hindistan Merkez Bankası da dijital Rupi’ye *çevrimdışı işlem* ve *programlanabilirlik* özellikleri eklemeyi planlıyor.
Tüm bu gelişmelerin ışığında, *programlanabilir ödeme sistemleri* daha fazla regülasyondan kaçmak yerine, yasal çerçeveler içinde daha akıllı ve entegre çözümler üretmeye yöneliyor. Bu bağlamda Dakota gibi platformlar, doğrudan teknoloji geliştirmek veya karmaşık finansal lisanslar almak yerine daha hızlı hareket etmek isteyen şirketler için anlamlı bir ‘ara çözüm’ sunuyor.
2026 itibarıyla *stablecoinler*, artık yalnızca yatırım amaçlı değil; regülasyon, teknoloji ve kullanışlılık ekseninde şekillenen yeni finansal düzenin merkez oyuncularından biri haline gelmiş durumda.
Yorum 0