Kaiko Araştırma(Kaiko Research), 2026 yılının ocak ayı sonunda küresel finans piyasalarında yaşanan *yüksek stres ortamını* değerlendirdiği son raporunda, bu durumun çok sayıda faktörün birleşiminden kaynaklandığını ortaya koydu. ABD Merkez Bankası’nın faiz oranlarını sabit tutmasıyla birlikte yeni başkan atamasına dair belirsizlik, kripto piyasasında yaşanan ani değer kayıpları, değerli metallerdeki sıra dışı dalgalanmalar ve merkeziyetsiz türev piyasalarındaki yapısal likidite yetersizlikleri, tüm varlık sınıflarında ciddi oynaklıklara neden oldu.
Rapora göre bu dalgalanmalarda asıl tetikleyici etken, faiz oranlarının seviyesi değil; Başkan Trump’ın ABD Merkez Bankası başkanlığı için düşünülen *şahin duruşlu* Kevin Warsh’ı ön plana çıkarmasıydı. Kaiko’ya göre bu gelişmenin ardından yalnızca 24 saat içinde ABD doları yüzde 0,8 oranında değer kazanırken, Bitcoin(BTC) yüzde 15 düşerek 74.000 dolar seviyelerine geriledi. Aynı anda yaklaşık 7 milyar dolarlık pozisyon tasfiye edildi. Altının ise kısa sürede 5.500 doları aşmasının ardından yine bir gün içinde yaklaşık yüzde 20 oranında geri çekilmesi dikkat çekti. Bu olağan dışı hareketlilik, altının da tıpkı kripto paralar gibi *yüksek oynaklığa sahip* hale geldiğini gösterdi. Kaiko, bu durumu geleneksel anlamda “güvenli liman” olarak kabul edilen altının rolüne dair yapısal sorgulamaların başladığına dair önemli bir sinyal olarak değerlendirdi.
Bitcoin fiyatındaki keskin düşüşe eşlik eden diğer bir gelişme ise spot ETF’lerden haftalık bazda 700 milyon doları aşan *rekor fon çıkışı* oldu. Bu durum, teknoloji hisselerindeki satışlarla paralel şekilde, Bitcoin’in halen bir *riskli varlık* olarak görüldüğünü işaret etti. Kaiko, artan volatilite dönemlerinde değerli metallerin günlük oynaklık oranlarının tarihsel ortalamanın beş katına ulaştığını ve bunun da geleneksel varlık dağılımı stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kıldığını belirtti. Özellikle Altın/S&P 500 (Gold/SPX) oranı 0,806’ya çıkarken, bu seviye 2000’li yılların başından bu yana görülen en yüksek nokta oldu ve uzmanlara göre bu oran sadece bir riskten kaçış göstergesi değil, aynı zamanda para politikası ile finansal piyasalar arasındaki *dengesizlik sinyali* olarak da değerlendirildi.
Raporda öne çıkan bir diğer önemli nokta da merkeziyetsiz türev piyasasına yönelikti. Son dönemde artan ilgiyle gündeme gelen Hyperliquid adlı platform, Binance’e kıyasla kayda değer bir pazar payı kazansa da büyük işlemler söz konusu olduğunda yapısal likidite sorunlarını gözler önüne serdi. Örneğin, 1 milyon doları aşan işlemlerde işlem maliyetlerinin Binance’e kıyasla yüzde 40 daha yüksek olduğu, 5 milyon dolarlık işlemlerde bu farkın neredeyse iki katına çıktığı saptandı. Bu durum, fiyat aralığı (tick size), sipariş derinliği ve piyasa yapıcıların ekosistemdeki rolü gibi teknik farklılıklardan kaynaklanıyor ve sonuçta *kurumsal yatırımcıların* merkezi borsaları tercih etmeye devam ettiğini gösteriyor.
Kaiko ayrıca raporunda, bu süreçte Binance ile Hyperliquid arasındaki *finansman faizi farklılıklarını* kullanarak gerçekleştirilebilecek delta nötr arbitraj fırsatlarına da dikkat çekti. Hyperliquid tarafında günlük negatif finasman (+%0.048) hâkimken, Binance’te pozitif (+%0.018) finasman oranları söz konusuydu. Bu iki platform arasında pozisyon taşınması yoluyla teorik olarak yıllık yüzde 23,7 oranında *risk-free getiri* elde edilebildiği belirtildi. Bu durum, piyasalardaki platform bazlı verimsizliklerin hâlen ciddi fırsatlar sunduğuna işaret ediyor.
Öte yandan, Hyperliquid HIP-3 tabanlı spot bağlantılı türev ürünleri ile değerli metallerin aşırı dalgalandığı dönemlerde inovatif bir hamle yaparak, günde 1 milyar doları aşan işlem hacmine ulaşmayı başardı. Bu talep, yatırımcıların panik satışı yerine kaldıraçlı pozisyonlarla altın ve gümüşte risk yönetimi yapmayı tercih ettiğini gösteriyor. Ancak Kaiko, bu kısa vadeli talebin sürdürülebilirliğini sorgularken, kurumlara yönelik *yüksek kaliteli emir işleme kabiliyeti* geliştirilmesinin merkeziyetsiz türev platformlarının geleceği açısından kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Son olarak Kaiko, hem geleneksel hem dijital varlık sınıflarında *likiditenin duyarlılığı* ile işlem altyapılarının öneminin eş zamanlı arttığına dikkat çekerek, küresel finans piyasalarının yalnızca faiz politikalarıyla değil, altyapısal dönüşümlerle de şekillenen yeni bir döneme girdiğini ifade etti. Bundan sonraki istikrar arayışının, faiz rotasından daha çok varlıklar arası etkileşim, sistemik derinlik ve katılımcı davranışlarını etkileyen mimari unsurlarla belirleneceği öngörüldü.
Yorum 0