Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Zach Abrams: Stabilcoinler küresel ödeme raylarının ‘ekonomik olarak kaçınılmaz’ kazananı olacak

Zach Abrams: Stabilcoinler küresel ödeme raylarının ‘ekonomik olarak kaçınılmaz’ kazananı olacak / Tokenpost

Stabilcoinlerin küresel ödeme altyapısını kökten değiştirebileceği yönündeki beklentiler giderek güçleniyor. Yıllardır ‘mevcut bankacılık altyapısı’ üzerine yenilik inşa eden fintech sektörü, artık stabilcoinleri yeni bir ‘ödeme rayı’ olarak kullanıp, daha hızlı ve daha ucuz havale ve takas sistemleri kurmaya odaklanmış durumda.

Stabilcoin orkestrasyon platformu ‘Bridge’i yöneten Zach Abrams, uzun vadede stabilcoinlerin ‘ekonomik olarak en makul kazanan’ olacağını net bir dille savunuyor. Abrams, geçmişte Block(BLOCK) tarafından satın alınan ödeme girişimi Evenly’nin kurucu ortakları arasında yer aldı ve Airbnb, DoorDash gibi şirketlerde de deneyim kazandı. Bridge, Abrams’ın liderliğinde stabilcoin altyapısını kullanarak daha hızlı ve ucuz sınır ötesi ödemeler deniyor ve geleneksel banka ağlarını aşan küresel finans hizmetlerini test ediyor.

Abrams, ödeme sistemini tek bir süreç değil, katmanlı ve çok parçalı bir yapı olarak görüyor. Sadece para transferinin gerçekleştiği ‘işlem’ adımı değil, paranın nerede ve nasıl saklandığı, hangi ağ üzerinde takas edildiği gibi her katmanda ayrı inovasyon alanı bulunduğunu vurguluyor. Ona göre ödemeyi ilginç kılan nokta, ‘para saklama katmanı’ dahil çeşitli düzeylerde yeni çözümler üretmeye elverişli olması.

Bu bakış açısı, fintech dünyasının basit bir havale uygulaması olmanın ötesine geçip, hesap altyapısı, takas ağları ve likidite yönetimi gibi alanları da baştan tasarlayabileceğini gösteriyor. Abrams’a göre fintech stratejisinin çıkış noktası, ‘hangi katmanda inovasyon mümkün?’ sorusuna net bir yanıt bulmak.

Abrams’ın sık verdiği örneklerden biri Block’un popüler ürünü Cash App. Cash App, tamamen yeni bir ödeme ağı kurmak yerine, ABD’de yaygın kullanılan ‘debit kart iadesi’ mekanizmasını yaratıcılıkla kullanarak neredeyse gerçek zamanlı bir transfer deneyimi sundu. ABD’de çoğu kullanıcıda debit kart bulunuyor ve kart şirketleri üzerinden bu kartlara yapılan iade, banka hesap bakiyesine anında yansıyor.

Cash App, kullanıcılar arası transferi ‘debit kart iadesi’ olarak işleyerek, mevcut banka ve kart altyapısına dokunmadan pratikte anlık ödeme sağlamayı başardı. Kullanıcı tarafında yeni bir deneyim sunulurken, arka planda geleneksel finans altyapısı ve regülasyonlar sonuna kadar kullanıldı. Abrams, bu modeli ‘mevzuat ve altyapıyı doğru okuyup, sistemi olabilecek en yaratıcı şekilde kullanma’ örneği olarak görüyor.

Ona göre ABD’nin geleneksel ödeme altyapısının sınırlarını iyi anlamak kritik. Bu sınırlar üzerinde hangi kombinasyon ve tasarımlarla hız ve kullanım kolaylığı sağlanacağı, fintech şirketlerinin kaderini belirliyor.

Abrams, ABD’deki fintech inovasyonunun arka planında ‘ikili banka yapısı (dual banking structure)’ bulunduğunu hatırlatıyor. ABD’de bankalar hem federal (Federal bank) hem eyalet (State bank) lisanslarıyla faaliyet gösterebiliyor. Bu da birden fazla düzenleyici kurumun varlığını ve çok çeşitli banka türlerinin ortaya çıkmasını mümkün kılıyor.

Bu yapı, onun gözünde banka kuruluşu ve iş modeli denemelerini daha ‘hoşgörülü’ bir ortamda yapılabilir hale getirdi. Federal ve eyalet düzeyinde farklı regülasyon çerçevelerinin rekabeti, farklı ölçek ve yapılarda finans kurumlarının doğmasına izin verdi ve bu rekabet fintech ile dijital finans hizmetlerindeki yenilikleri hızlandırdı.

Avrupa’daki gibi lisans ve regülasyonun daha merkezi yürüdüğü modellerle kıyaslandığında, ABD uzun süre ‘çeşitli banka ve fintech türlerinin yan yana var olduğu bir deney alanı’ işlevi gördü. Abrams, bu tür kurumsal farkları anlamadan küresel fintech stratejisi kurmanın zor olduğunu düşünüyor.

Dikkat çekici bir ironiye göre, ABD dünyanın en sağlam bankacılık altyapılarından birine sahip olmasına rağmen, ödemeler alanında gelişmiş ülkeler arasında en zayıf performansa sahip ülkelerden biri. Abrams da “en güçlü banka altyapılarından birine sahip olup da, ödeme rayı performansı bu kadar düşük olan başka gelişmiş ülke az” diyerek bu çelişkiye işaret ediyor.

Bu ‘paradoks’, ABD ödeme sisteminin yapısal verimsizlikler taşıdığını gösteriyor. Altyapı güvenliği ve sermaye gücü yüksek olsa da, son kullanıcı düzeyinde hız, ücret ve erişilebilirlik açısından birçok rakip ülkenin gerisinde kalınmış durumda. Abrams, bu açığın yeni ödeme rayları için büyük bir fırsat yarattığını ve özellikle stabilcoinlerin bu boşluğu doldurmak için güçlü aday olduğunu savunuyor.

Abrams, Square, Coinbase(COIN), Brex gibi başarılı fintech ve kripto şirketlerinin ortak paydasını ‘finansal olarak mantıklı bir tasarım’ olarak özetliyor. Onun tanımına göre bu şirketler, ödeme veya belirli finansal fonksiyonları mevcut sistemlere kıyasla ‘daha hızlı veya daha ucuz’ sunarken, aynı zamanda uzun vadede sürdürülebilir bir ‘dayanıklılığa’ sahip.

Yani geçici promosyon ve sübvansiyonlara değil; maliyet yapısı, risk yönetimi ve regülasyon uyumunu hesaba katan kalıcı bir verimlilik modeline yaslanıyorlar. Abrams’a göre fintech rekabeti, bu verimlilik ve maliyet yapısını kimin daha iyi kurguladığı üzerinden şekilleniyor.

Bu çerçeveden baktığında Abrams, stabilcoinlerin uzun vadede ‘son derece kritik bir ödeme rayı’ olacağı görüşünde. Ona göre stabilcoinler, geleneksel yöntemlere göre ödemeleri ‘daha hızlı ve daha ucuz’ hale getirebildiği için, zaman geçtikçe ekonomik açıdan ‘kaçınılmaz ve rasyonel’ tercihe dönüşecek.

On-chain ödemeler, klasik uluslararası havale ağlarına göre işlem süresini ve ücretleri ciddi oranda düşürebiliyor. Özellikle stabilcoinlerin, değeri itibari para birimlerine endeksli olduğu için fiyat oynaklığını minimize etmesi, Bitcoin(BTC) gibi volatil varlıklara göre ödeme ve takas aracı olarak daha uygun görülmesini sağlıyor. Abrams, tam da bu özelliğin stabilcoinleri yeni küresel ‘ödeme rayları’ olarak öne çıkaran temel faktör olduğuna inanıyor.

Yine de bugün stabilcoin kullanımı hâlâ sınırlı. Abrams, son 8 yılı izlediğini ve stabilcoinlerin ağırlıklı olarak *trading*, DeFi(DeFi) ve Bitcoin takas işlemlerinde kullanıldığını, gerçek ekonomiyle iç içe alanlarda ise neredeyse hiç yaygınlaşmadığını söylüyor. Ona göre sınır ötesi reel ödemeler veya şirketler arası takaslar hâlâ büyük oranda ‘boş alan’ niteliğinde.

Özellikle uluslararası havale ve ticaret ödemelerinde stabilcoinlerin sağlayabileceği avantajların neredeyse hiç kullanılmadığını düşünüyor. Geleneksel bankacılık altyapısına dayanan yurt dışı transferler yavaş ve pahalı; araya giren muhabir bankalar süreci şeffaf olmaktan çıkarıyor. Stabilcoinlerle ise dakikalar içinde, görece düşük ücretlerle ülke sınırları aşılabiliyor. Abrams, bu farkın stabilcoin şirketleri ve fintechler için ‘boş bırakılmış pazar’ anlamına geldiğini vurguluyor.

Öte yandan, stabilcoin ekosisteminin uzun vadeli kaderinin ‘regülasyonlara’ bağlı olduğu görüşünde. Düzenleyici çerçevenin nasıl şekilleneceği, stabilcoinlerin ana akım finans altyapısına entegre olup olmayacağını belirleyecek.

Şirketler de stabilcoin stratejisini kurgularken regülasyon yönünü ana değişken olarak görüyor. Teorik olarak çok büyük maliyet avantajı ve verimlilik sunan bu yapı, düzenleyici riskler netleşmeden pratikte kullanılamıyor. Abrams’a göre, regülasyon değişimlerine esnek uyum sağlayabilen kurumlar bu pazarda ayakta kalacak ‘yorum’.

Sahadaki tablo ise temkinli. Abrams, birçok kurumsal müşterinin “yönetim kurulu stabilcoini anlamadığı için projeyi ilerletemiyoruz”, “bağlı olduğumuz regülatör stabilcoini bilmediği için çok riskli görüyor” diyerek adım atmaktan kaçındığını söylüyor.

Bu durum, düzenleyici kurumlar, yönetim kurulları ve risk ekiplerinin algısının doğrudan şirketlerin stabilcoin stratejisini belirlediğini gösteriyor. Düzenleyici belirsizlikler giderilmediği sürece, şirketlerin ihtiyatlı kalma olasılığı yüksek.

Bankacılık tarafında da benzer bir tablo var. Abrams’a göre bankalar, “aynı finansal faaliyeti stabilcoinle yapınca, otomatik olarak yüksek risk kategorisine alıyor.” Stabilcoin içermeyen işlemleri normal risk kabul ederken, stabilcoin geçen her şeyi ‘ayrı bir yüksek risk sepetine’ koyuyorlar.

Bu ‘çifte standart’, stabilcoin odaklı projeler geliştirmek isteyen şirketlere ek regülasyon maliyeti ve iç onay yükü bindiriyor. Sonuçta, pratikte daha verimli ve hatta daha güvenli olabilecek bazı stabilcoin tabanlı çözümler, sadece ‘etiketi’ yüzünden gereğinden fazla riskli muamele görüyor.

Abrams’ın değerlendirmelerine göre stabilcoinler, teknik ve ekonomik açıdan anlamlı bir ‘ödeme rayı’ olma eşiğini çoktan aşmış durumda. Geriye, regülasyon netliği ve piyasa algısının düzelmesi kalıyor. Düzenleyici çerçeve netleştikçe, bankaların ve şirketlerin risk algısı da daha gerçekçi hale gelirse, stabilcoinlerin sınır ötesi ödemeler ve küresel ticaret için temel altyapılardan biri haline gelme ihtimali yüksek ‘yorum’. Ancak bu dönüşümün hızı ve kapsamı, ülkelerin politika tercihleri ile piyasanın uyum sürecine bağlı olacağından, önümüzdeki dönemde kademeli ve adım adım ilerleyen bir değişim bekleniyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1