İran, ABD’nin olası askeri saldırısına karşı ‘sert misilleme’ tehdidinde bulundu. Tahran yönetimi, bugüne kadarki ‘ölçülü karşılık’ çizgisinden bir adım daha ileri giderek doğrudan saldırı sinyali verdi ve bu açıklamalarla birlikte Orta Doğu’da tansiyon yeniden hızla yükselmiş durumda.
Financial Times(FT)’e göre İranlı yetkililer, ABD’nin askeri adım atması halinde bölgedeki Amerikan askerleri, üsleri ve savaş gemilerinin yanı sıra, küresel petrol trafiği açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın da ‘doğrudan misilleme’ hedefi olabileceğini belirtti. Hürmüz Boğazı, dünya ham petrol sevkiyatının önemli bir bölümünün geçtiği kilit rota konumunda. Bu hattaki olası bir aksama, petrol fiyatları ve navlun piyasasında anında dalgalanma yaratabilecek bir ‘risk noktası’ olarak görülüyor.
İran’ın bu çıkışı, geçmişte olduğu gibi sadece ‘hesaplanmış ve sınırlı’ bir yanıtla yetinmeyebileceği mesajını vermesi bakımından ‘kritik bir eşik’ olarak değerlendiriliyor. Tahran tarafı, askeri çatışma arzu etmediğini ve İsviçre Cenevre’de süren müzakerelerin gerilimi frenlemesini umduğunu vurguluyor. Ancak saldırı senaryosunun gerçeğe dönüşmesi halinde, ABD’nin bölgedeki askeri varlığına ‘somut bir bedel’ ödetmekte kararlı olduklarının da altını çiziyor.
Donald Trump yönetimi ise Orta Doğu’ya yoğun askeri yığınak yapmış durumda. Uçak gemisi taarruz gruplarını da içeren bu kuvvet konuşlandırması, 2003 Irak işgalinden bu yana görülen ‘en kapsamlı güç artışı’ olarak tanımlanıyor. Washington, bölgedeki çıkarlarını ve müttefiklerine yönelik savunma taahhüdünü yeniden teyit ederken, aynı anda diplomatik çözüm kanallarını da açık tutma söylemini sürdürüyor.
Savunma analistleri, konvansiyonel askeri kapasite açısından ABD’nin İran’a büyük üstünlük sağladığı görüşünde. Buna karşın, İran’ın elindeki balistik füze stoğu, insansız hava araçları ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini bozma kabiliyeti, olası bir çatışma halinde ‘oyun değiştirici unsur’ olarak öne çıkarılıyor. Uzmanlar, tam kapsamlı bir savaş olmasa bile, bu tür ‘asimetrik güç unsurları’nın tırmanma dinamiklerini son derece karmaşık hale getirebileceğine dikkat çekiyor.
Tansiyonun kökleri ise 13 Ocak’taki gelişmelere uzanıyor. İran’daki kitlesel protestoların sert biçimde bastırılması sonrasında gerginlik hızla tırmandı. 17 Şubat’ta İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in, ABD savaş gemilerini hedef alma ve bölgedeki stratejik suyollarına erişimi kısıtlama ihtimalini gündeme getirmesi, ‘kriz algısını’ daha da derinleştirdi.
Cenevre’de devam eden müzakerelerde ana başlıkları ‘nükleer program’ ve ‘füze kapasitesinde taviz’ oluşturuyor. Ancak tarafların ‘sert ve ödün vermeyen’ bir pozisyonu koruması nedeniyle ilerleme olasılığı şimdilik ‘belirsiz’ olarak değerlendiriliyor. Piyasalar, askeri çatışma ihtimalinin yanı sıra Hürmüz Boğazı etrafındaki ‘deniz taşımacılığı riski’nin enerji fiyatlarına ve riskli varlıklara yönelik iştaha nasıl yansıyacağını yakından izliyor. Özellikle dolar/TL kurunun (1 dolar = 1.425,50 won baz alınarak) güçlenmesi halinde, emtia ve enerji ithalat faturasının artması, iç piyasada ilave bir ‘şok’ unsuru olarak öne çıkabileceği yönünde ‘yorum’lar yapılıyor.
Yorum 0