Chainalysis raporuna göre 2025’te blokzincir tabanlı ‘yasadışı kripto para faaliyetleri’ hacmi 154 milyar dolar (yaklaşık 226,8 trilyon won) ile rekor kırdı. Özellikle yaptırım altında olan ülkelerin blokzincir ağlarını kullanarak ‘yaptırım kaçışı’ denemeleri hızla artarken, yasa dışı işlemlerdeki yükselişin ana itici gücünü de bu eğilim oluşturdu.
Rapor, yaptırım kapsamındaki *varlıklara* akan kripto paranın bir önceki yıla kıyasla yüzde 694 arttığını, böylece ‘yaptırım kaçışı’ kategorisinin kripto suçları içinde en hızlı büyüyen alan haline geldiğini vurguladı. Yaptırımlarla doğrudan bağlantılı olmayan yasa dışı işlemler ayrı değerlendirildiğinde bile, 2025’te zincir üzerindeki birçok suç kategorisinde hacimler artarak tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaştı.
Buna karşın, yasa dışı faaliyetin toplam kripto para işlem hacmi içindeki payı hala yüzde 1’in altında kalıyor. Ekosistemin büyüklüğü arttıkça ‘yasadışı kullanım’ da genişliyor olsa da, bu durumun ‘piyasanın tamamının suçla kirlenmiş olduğu’ algısıyla uyumlu olmadığı özellikle belirtiliyor.
Kaynak: Chainalysis, 2025 tarihli yıllık yasa dışı kripto faaliyetleri raporu.
‘yorum’Bu paragrafta genel tablo ve oran vurgulanarak, kriptonun bütünüyle suçla özdeşleştirilmesinin yanlış olduğu işaret ediliyor.‘yorum’
Devletler zincire iniyor: Yaptırım kaçışı en kritik değişken
Raporun öne çıkan bulgularından biri, hükümetler ve devlet bağlantılı aktörlerin sahneye daha güçlü biçimde çıkması. Geçmişte bireysel hacker’lar ve dolandırıcılık şebekeleri daha çok gündeme gelirken, artık jeopolitik risklerle iç içe geçmiş ‘devlet düzeyinde on-chain finans ekosistemleri’nin oluştuğu değerlendiriliyor.
Chainalysis’e göre yaptırım altındaki yargı bölgeleri, geleneksel finans kanallarındaki kısıtlamaları aşmak ve küresel ölçekte para hareket ettirmek için dijital varlıklardan giderek daha aktif biçimde faydalanıyor. Örneğin Rusya, rubleye endeksli A7A5 isimli bir token çıkardı. Bu token, bir yıldan kısa sürede 93 milyar dolar (yaklaşık 137,9 trilyon won) üzerinde işlem hacmine ulaştı ve ‘yaptırım kaçışı’ operasyonlarını kolaylaştırmak için kullanıldığı tespit edildi.
Kuzey Kore ise 2025’te de ‘devlet destekli siber saldırılar’ alanında en dikkat çeken aktör olarak gösterildi. Rapora göre Kuzey Kore bağlantılı gruplar, 2025 boyunca yaklaşık 2 milyar dolar (yaklaşık 2,95 trilyon won) değerinde kripto para çaldı. Bu tutarın 1,5 milyar dolarlık (yaklaşık 2,21 trilyon won) kısmı, Bybit borsasını hedef alan ve tekil bir olay bazında tarihin en büyük dijital varlık soygunu olarak kayda geçen saldırıda gerçekleşti.
İran bağlantılı ağların da kripto para kullanımını artırdığı değerlendiriliyor. Rapor, İran merkezli yapılarda kriptonun petrol satışı, silah tedariki ve kara para aklama amaçlı olarak daha sık kullanıldığını, yaptırım altındaki varlıklarla ilişkili adresler üzerinden 2 milyar doları (yaklaşık 2,95 trilyon won) aşkın tutarın hareket ettiğini tahmin ediyor.
Bu tablo, kripto para suç ekosisteminin ‘izole siber suçlular’ ekseninden çıkıp, devlet bağlantılı altyapılara doğru genişlediğini gösteriyor. ‘Yaptırım kaçışı’ artık yalnızca sınır ötesi para transferlerini gizleme meselesi olmaktan çıkıp, doğrudan uluslararası finansal düzenle de kesişen bir konuya dönüşmüş durumda.
‘yorum’Burada Rusya, Kuzey Kore ve İran örnekleriyle, jeopolitik risk ve kriptonun nasıl iç içe geçtiği somutlaştırılıyor.‘yorum’
Yasadışı işlemlerde baskın araç: ‘stablecoin’
Yasa dışı kripto para faaliyetlerinde ‘stablecoin’lerin ağırlığı belirleyici hale geldi. Chainalysis, bugün yasa dışı on-chain hacmin yüzde 84’ünün stablecoin’ler üzerinden döndüğünü hesaplıyor. Fiyat oynaklığının düşük olması ve sınırlar arası transferin kolaylığı, stablecoin’leri hem yasal hem de yasadışı işlemlerde ‘ödeme ve mutabakat aracı’ haline getirirken, bu eğilim suç dünyasına da aynen yansımış durumda.
Bu tablo, piyasa dinamikleriyle de uyumlu. Borsalar arası transferler, ödeme çözümleri ve uluslararası para gönderimlerinde stablecoin’ler zaten ana mutabakat aracı olarak öne çıkarken, suç örgütleri de aynı verimlilikten yararlanmak için bu yapıya adapte oluyor. Böylece stablecoin tabanlı kara para aklama ve yaptırım kaçışı işlemleri hızla yaygınlaşıyor.
‘yorum’Stablecoin’lerin meşru kullanım alanları ile suç amaçlı kullanımı birbirine paralel büyüyor; bu da düzenleme tartışmalarını doğrudan etkiliyor.‘yorum’
Çin merkezli kara para aklama ağları ve ‘hizmet olarak kara para aklama’
Rapor, Çin dilli kara para aklama ağlarının (Chinese Money Laundering Networks, CMLNs) yükselişini de kritik başlık olarak öne çıkarıyor. Bu yapılar, dolandırıcılık, hack saldırıları ve yaptırım bağlantılı işlemlerden gelen çeşitli yasa dışı fonları emen bir ‘merkez’ rolü üstlenerek, küresel kripto suç ekosisteminde hızla daha etkili hale geliyor.
Chainalysis’e göre Çin merkezli bu ağlar, tespit edilen yasa dışı kripto para aklama akışlarının yaklaşık yüzde 20’sini kontrol ediyor ve her yıl milyarlarca doları sistemden geçiriyor. Bu aktörler, bir tür ‘hizmet olarak kara para aklama (Laundering-as-a-Service)’ altyapısı sunuyor. Para taşıyıcı (money mule) ağları, kayıt dışı OTC broker’lar, çevrim içi kumar platformları ve yasa dışı stablecoin’leri iskonto ile satan ‘Black U’ piyasaları gibi çok sayıda araç kullanılıyor. İşlemlerin ve koordinasyonun önemli bir kısmının Telegram benzeri mesajlaşma kanalları üzerinden yürütüldüğü de belirtiliyor.
Sonuçta suç örgütleri, tek parça hiyerarşik yapılar olmaktan çıkıp, uzmanlaşmış ve birbirine bağlı ‘tedarik zinciri’ mantığıyla çalışan parçalara ayrılıyor. Böylece verimliliklerini maksimize eden, modüler bir suç ekonomisi ortaya çıkıyor.
‘yorum’Bu model, klasik mafya yapılarına kıyasla daha esnek ve kapatılması zor bir ekosistem yaratıyor.‘yorum’
Dolandırıcılık ‘endüstriyel’ boyuta geçti: Yapay zeka ve phishing altyapısı
Dolandırıcılık, toplam kripto suç hacmi içinde en büyük başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. Chainalysis, 2025’te kripto dolandırıcılarının en az 14 milyar dolar (yaklaşık 20,6 trilyon won) tutarında varlık topladığını, henüz tespit edilmemiş yasa dışı adresler de hesaba katıldığında zararın 17 milyar doları (yaklaşık 25,4 trilyon won) aşabileceğini öngörüyor.
Özellikle ‘kimlik ve marka taklidi’ odaklı dolandırıcılıklar, en hızlı büyüyen alan olarak öne çıktı. Bu alandaki faaliyetler, bir önceki yıla göre yüzde 1.400’den fazla artış gösterdi. Uzmanlara göre suçlular, yapay zeka araçlarıyla mesaj, ses ve görsel sahteciliğini çok daha ikna edici hale getiriyor. Buna ek olarak ‘hizmet olarak phishing (Phishing-as-a-Service)’ altyapıları üzerinden, saldırıları seri ve kitlesel ölçekte yürütebiliyor.
Rapora göre bu operasyonlar oldukça profesyonelleşmiş durumda. Phishing kiti sağlayıcıları, kurban veri tabanı satıcıları, mesajlaşma altyapısı sunanlar ve fonların aklanmasından sorumlu gruplar gibi rollere ayrışmış, adeta ‘işletme’ gibi organize olmuş yapılardan söz ediliyor. Bu da, tek tek dolandırıcılık kampanyalarını hedef alan klasik önlemlerle mücadele etmeyi her geçen gün daha zor hale getiriyor.
‘yorum’Dolandırıcılık artık bireysel ‘fırsatçılık’ değil, uzmanlaşmış rollere ayrılmış, ölçeklenebilir bir iş modeli olarak kurgulanıyor.‘yorum’
Şeffaflık sürüyor ama düzenleme ve soruşturma giderek zorlaşıyor
Raporun genel değerlendirmesine göre kripto para suç ekosistemi, daha *yapısal* ve *endüstriyel* bir forma evriliyor. Devlet destekli aktörler, organize suç grupları ve profesyonel ‘hizmet sağlayıcılar’, büyük ölçekli on-chain altyapılar üzerinden faaliyet gösteren çok katmanlı bir ekosistem kurmuş durumda.
Blokzincir, ‘şeffaflık’ ve izlenebilirlik özellikleri sayesinde kolluk birimlerine güçlü analiz imkânları sunmaya devam ediyor. Ancak Chainalysis, jeopolitik gerilimler, siber suçlar ve kripto finansın kesişim alanı büyüdükçe düzenleyici kurumlar ile güvenlik birimlerinin üzerindeki baskının kaçınılmaz olarak artacağı uyarısında bulunuyor.
Rapor, “on-chain yasa dışı faaliyetlerin, kriptonun küresel erişim imkanını kötüye kullanan sofistike, devlet bağlantılı ekosistemlerle giderek daha sıkı biçimde iç içe geçtiğini” belirterek, kripto paranın sadece suç geliri aklamayı değil, ‘yaptırım kaçışı ve finansal altyapı’ dinamiklerini de kökten değiştirdiğini bir kez daha vurguluyor.
‘yorum’Son bölüm, blokzincirin şeffaflık avantajını teslim ederken, risklerin artık teknik olduğu kadar jeopolitik ve kurumsal kapasite meselesi haline geldiğini hatırlatıyor.‘yorum’
Yorum 0