비itcoin(BTC), ‘DeFi kullanımı zor’ şeklinde özetlenen yapısal sınırını fiilen aşan yeni bir adım attı. Bitcoin blokzinciri üzerinde akıllı sözleşmeleri doğrudan çalıştıran yeni protokol ‘OpNet’, 19’unda (yerel saatle) ana ağda devreye girdi. Böylece köprüler ya da sarılı Bitcoin(WBTC) kullanmadan, sadece Bitcoin ile takas, stake ve token ihracı gibi ‘Bitcoin DeFi’ işlemlerine yaklaşmanın mümkün hale geldiği yorumları yapılıyor.
OpNet, Bitcoin katman1 üzerinde çalışan bir akıllı sözleşme protokolü olmayı hedefliyor. Temel nokta, DeFi uygulamaları kullanılırken, kullanıcıların Bitcoin varlıklarının Bitcoin ana ağını asla terk etmemesi için tasarlanmış olması. İşlem ücretleri yalnızca Bitcoin(BTC) ile ödeniyor ve kullanıcılar DeFi fonksiyonlarını, standart bir Bitcoin işlemi gönderir gibi çağırıyor.
DeFi, mevduat (lend), borç alma (borrow) ve likidite sağlama gibi mekanizmalarla token sahiplerine ek getiri sunmak üzere tasarlanmış, ‘merkeziyetsiz finans’ hizmeti olarak tanımlanıyor. Ethereum(ETH) gibi akıllı sözleşme odaklı zincirlerde DeFi ekosistemi doğrudan zincirin üzerine kurulmuş durumda ve erişim görece doğal işliyor. Ancak Bitcoin tarafında DeFi ile entegrasyon yapısal olarak daha sorunluydu. Bitcoin sahiplerinin DeFi’ye katılması için, genellikle Bitgo ya da Coinbase gibi merkezi servisler üzerinden BTC’yi ‘wrap’ edip WBTC’ye çevirmesi, köprü protokolleriyle varlıklarını başka bir zincire taşıması ya da saklama (custody) odaklı kredi platformlarına emanet etmesi gerekiyordu. Bu süreçte karşı taraf riski ve saklama riski artıyor, bu da ‘güvene ihtiyaç duymayan varlık’ olarak görülen Bitcoin’in temel felsefesiyle çeliştiği gerekçesiyle eleştiriliyordu.
OpNet, bu geleneksel yolları kullanmadan da takas, stake ve token ihracı gibi ‘gerçek kullanım odaklı DeFi’ ürünlerine erişim sağladığını iddia ediyor. Kullanıcı açısından süreç basit: Cüzdanını bir DeFi uygulamasına bağlıyor ve varlığı başka bir forma çevirmeden, Bitcoin üzerinde tam kontrole sahip kalacak şekilde DeFi fonksiyonlarını kullanabiliyor.
OpNet’in ortak kurucusu Chad Master(Chad Master), CoinDesk’e verdiği röportajda “OpNet üzerinde gerçekleşen tüm işlemler, ‘sadece Bitcoin işlemi’dir. Kullanıcılar yalnızca Bitcoin işlemi yapar” ifadelerini kullandı. Master, “BTC cüzdanınızı bağlayıp, güvene dayanmayan bir takas işlemi gerçekleştirdiğinizde bile Bitcoin, işlem boyunca ve sonunda Bitcoin olarak kalır. ‘Bitcoin yerel DeFi’ dediğimiz şey tam olarak budur” diye ekledi.
Teknik açıdan bakıldığında süreç, akıllı sözleşme bayt kodu, parametreler ve yürütme verilerinin standart bir Bitcoin işlemine gömülmesi olarak anlatılıyor. İlgili işlem Bitcoin madencileri tarafından onaylanıyor ve söz konusu DeFi uygulamasının çalışması ile durum verisi, Bitcoin katman1 üzerinde ‘değişmez’ biçimde sabitlenmiş oluyor. OpNet ekibi, bu yapının, DeFi uygulamalarını Bitcoin ana zincirine doğrudan bağladığını savunuyor.
Ana ağ lansmanıyla birlikte OpNet, Bitcoin katman1 üzerinde çalışan bir ‘DeFi yığını’ da tanıttı. İlk aşamada, izne gerek kalmadan akıllı sözleşme dağıtımına imkan tanınacağı ve odak noktasının işlem (trading), getiri üretimi (yield) ve yerel varlık ihracı olacağı belirtiliyor.
Geliştiriciler, ‘OP-20’ standardı üzerinden token ihraç edebilecek ve ödemelerin, takasların doğrudan Bitcoin ana zincirine yerleşeceği (settle) DeFi uygulamaları tasarlayabilecek. Kullanıcılar, Bitcoin ağında BTC ile OP-20 tokenlarını doğrudan takas eden merkeziyetsiz borsa (DEX) MotoSwap’i kullanabilecek. OpNet ekibine göre MotoSwap; Bitcoin’in göreli yavaş blok süresini hesaba katan ‘iki aşamalı yürütme modeli’ne (native swap modeli) sahip ve yeni varlıklar için getiri çiftçiliği (yield farming) imkanı yaratan stake sözleşmeleri de bu yapının bir parçası.
OpNet’in öne çıkardığı bir diğer kavram ise ‘SlowFi’. Diğer blokzincirler işlem hızını artırma konusunda yarışırken, OpNet cephesi, Bitcoin’in 10 dakikalık blok süresini ve katman1 tıkanıklığı (congestion) dönemlerinde yükselen ücretleri bir ‘hata’ değil, ‘özellik’ olarak konumlandırıyor. Chad Master bu yaklaşımı ‘yapısal çıkış sürtünmesi’ şeklinde tanımlıyor.
Master, “Daha yavaş bloklar, yoğunluk sırasında daha yüksek ücretler ve protokoller içinde daha uzun süre kalan sermaye, aslında değer yaratımını mümkün kılıyor; ‘SlowFi’ tezi buradan güç alıyor” diye konuştu. Ona göre bu ‘sürtünme’, likiditeyi daha ‘yapışkan’ hale getirerek korku kaynaklı ani çıkışları azaltıyor ve protokollerin istikrar kazanıp, zaman içinde iyileşmesi için alan açıyor.
OpNet ekibi, mevcut lansmanı, 2020’de yaşanan ‘Ethereum DeFi yazı’na benzetiyor. O dönem olduğu gibi çok sayıda DeFi denemesinin hızla ortaya çıkabileceği, ancak Bitcoin’in daha yavaş kesinleşme yapısının, kısa vadeli getiri peşindeki ‘farm-and-dump’ döngülerini baskılayarak daha kalıcı bir DeFi ekosistemi doğurabileceği yorumları yapılıyor.
OpNet geliştirici ekibi, 2026 yılının ikinci çeyreğinin başına kadar ‘OP-20S’ genişletme standardı üzerinden ‘stabil kripto para entegrasyonu’nu önemli bir kilometre taşı olarak hedefliyor. Stabil kripto paralar, DeFi alanında işlem, teminat ve mutabakatın temel araçları arasında yer aldığı için, ‘Bitcoin DeFi’nin gerçek kullanım alanını genişletip genişletemeyeceği büyük ölçüde, bu stabil kripto paraların ne kadar hızlı entegre edileceğine ve piyasanın bu yapılara ne ölçüde güven duyacağına bağlı olacak yorum yapılıyor.
Yorum 0