New York’ta düzenlenen dijital varlık zirvesinde konuşan Morgan Stanley(MS) dijital varlık stratejisi sorumlusu Amy Oldenburg, Wall Street’in kriptoya yalnızca ‘FOMO(kaynağı kaçırma korkusu)’ nedeniyle girdiği yönündeki değerlendirmelere katılmadığını söyledi. Büyük bankaların modayı takip etmediğini vurgulayan Oldenburg, yıllardır süren finansal altyapı ‘modernizasyonu’ sürecinin doğal bir uzantısı olarak dijital varlık stratejilerini hayata geçirdiklerini belirtti.
Oldenburg, 24’ünde (yerel saatle) New York’ta katıldığı panel tartışmasında, “Geleneksel finans(TradFi) kriptoya FOMO yüzünden dahil olmaya başladı demek doğru değil” dedi ve “Biz finansal altyapının tamamını modernleştirme yolculuğunu yıllara yayılmış şekilde sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. Son dönemde ABD’deki büyük bankaların kriptoyla bağlantılı hizmetleri genişletmesiyle birlikte, bu adımların ‘gecikmiş katılım’ şeklinde yorumlanmasına karşı çıkmış oldu.
Şimdiye kadar Morgan Stanley gibi büyük finans kurumları kriptoya temkinli yaklaştı. Banka, doğrudan alım satım yerine, yüksek varlıklı müşterilere sunulan Bitcoin(BTC) fonları gibi ‘dolaylı maruziyet’ ürünleriyle sınırlı bir kapı açmıştı. Ancak son dönemde çevrimiçi aracı kurum platformu E*Trade üzerinden spot Bitcoin borsa yatırım fonlarına(ETF) erişim sağlamaya başlaması ve bu ay kendi spot Bitcoin ETF ürünü için resmi başvuru yapması, adımlarını hızlandırdığını gösteriyor.
Bu genişlemenin gecikmesinde ‘regülasyon belirsizliği’, saklama(custody), uyum(compliance) ve piyasa yapısına ilişkin soru işaretleri etkili oldu. Buna karşın, sektörde kurumsallaşma ve düzenleme tartışmalarının ilerlemesiyle hava değişmiş durumda. Oldenburg, Morgan Stanley’nin de artık trading, varlık yönetimi ve altyapı alanlarının tamamını kapsayan daha net bir dijital varlık stratejisi ortaya koyduğunu vurguladı.
Oldenburg, özellikle ‘tokenize hisse senetleri(tokenized equities)’ni yeni aşamanın ana hedeflerinden biri olarak tanımladı. Tokenize hisse yapısı, hisse senedi gibi geleneksel varlıkların blokzincir tabanlı token’lar halinde ihraç edilip alınıp satılmasını içeriyor. Bu modelin, daha hızlı takas ve 24 saat işlem imkanı gibi avantajlar sunduğu değerlendiriliyor.
Oldenburg, “2026’nın ikinci yarısında alternatif işlem sistemi(ATS) üzerinde tokenize hisse senedi işlemlerini desteklemek için hazırlanıyoruz” dedi. Söz konusu platformun halihazırda hisse senetleri, ETF’ler ve Amerikan depo sertifikaları(ADR) için kullanıldığını, bu yüzden genişleme zeminini doğal gördüklerini aktardı. Böylece tamamen yeni bir piyasa kurmak yerine, ‘mevcut rayların üzerine’ dijital varlık işlevleri ekleyen bir yaklaşım benimsediklerini ifade etti.
Buna rağmen, ister tokenize hisseler ister diğer dijital varlıklar olsun, asıl büyük engelin yeni ürünler değil, bankaların kendi içlerindeki ‘eski tip(legacy)’ sistemler olduğunun altını çizdi. Oldenburg, “Biz, eski altyapımızdaki borular ve tesisat(plumbing) aslında nasılmış, bunu yeniden öğreniyoruz” diyerek onlarca yılda katman katman inşa edilen finansal mimariyi daha hızlı takas ve kesintisiz işlem akışına uygun hale getirmenin kolay olmadığını anlattı.
Oldenburg, kripto girişimleriyle büyük bankalar arasındaki farklara da değindi. Birçok girişimcinin banka sistemlerinin ne kadar karmaşık olduğunu ve kaç farklı bağlantı noktasına ihtiyaç duyduğunu hafife ettiğini söyledi. “Bağlanmamız gereken o kadar çok başka bağlantı noktası var ki” ifadesi, büyük bankaların kriptoyu benimsemesinin yalnızca ‘istek’ meselesi olmadığını, zaman ve ciddi altyapı çalışması gerektirdiğini gösteriyor.
Buna karşın, stablecoin’lerin geleneksel sistemlere kıyasla daha hızlı ve daha düşük maliyetli para transferi imkanı sunduğu için gittikçe daha fazla ilgi çektiğini belirtti. Ancak bu dönüşümün tek bir bankanın kendi başına yürütebileceği bir ‘modernizasyon projesi’ olamayacağını vurguladı. Oldenburg, “Biz tek başımıza modernleşemeyiz” diyerek, finansın aşırı derecede entegre olmuş küresel bir ağ olduğunu hatırlattı. Bu nedenle regülasyon çerçevesi, ödeme ağları, borsalar, saklama kurumları ve diğer finans kuruluşlarıyla birlikte çalışabilirlik gibi unsurların bir araya gelmesinin şart olduğunu ifade etti.
Oldenburg, token fiyatlarının zayıf seyrettiği dönemlerde bile ekosistemdeki ‘faaliyet düzeyi’nin yükselmeye devam ettiğini de dile getirdi. “Henüz çok erken aşamadayız” diyen Oldenburg, Wall Street’in kriptoyla daha derin entegrasyonunun kademeli ilerleyeceğini, ancak sürecin zaten ‘başlamış’ durumda olduğunu söyledi. Piyasanın kısa vadeli fiyat hareketlerinden çok, altyapı güçlendirmesi ve geleneksel finans sistemine entegrasyonun hızına odaklanması gerektiği mesajını verdi.
Yorum 0