Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Arbitrum(ARB) üzerinde 30.765 Ethereum(ETH) krizi: DeFi mağdurları ile Kuzey Kore terör tazminatı alacaklıları karşı karşıya

Arbitrum(ARB) üzerinde 30.765 Ethereum(ETH) krizi: DeFi mağdurları ile Kuzey Kore terör tazminatı alacaklıları karşı karşıya / Tokenpost

아비트럼(ARB) topluluğu, *hack* sonucu dondurulan 30.765 adet Ethereum(ETH) için çözüm ararken, Kuzey Kore bağlantılı mağdur tarafı hukuki adım attı. Böylece, dondurulan kriptonun kime iade edileceği konusunda ‘mağdurlar arası çatışma’ somut hale gelmiş oldu.

19 Nisan’da gerçekleşen KelpDAO köprü *hack*’i ile rsETH yatıran kullanıcıların varlıkları çalındı ve Arbitrum güvenlik komitesi bu saldırıyla ilişkili adresteki 30.765 adet Ethereum(ETH)’i dondurdu. Bu olay, 2026 yılının en büyük DeFi *hack*’i olarak görülüyor. rsETH, farklı platformlara yatırılmış Ethereum(ETH) karşılığında üretilen bir ‘yeniden stake etme tokeni’ olarak biliniyor.

New York merkezli avukat Charles Gurstain, Arbitrum yönetişim forumuna ‘varlık dondurma bildirimi’ sunarak sürece dahil oldu. Gurstain, toplam yaklaşık 877 milyon dolar (yaklaşık 1 trilyon 2930 milyar won) tutarında tazminat kararı almış üç farklı alacaklı grubunu temsil ediyor.

Bu tazminat kararları onlarca yıl geriye uzanan davalara dayanıyor. 1972’deki İsrail Lod Havalimanı silahlı saldırısı, 2000 yılında Pastor Kim Dong-Sik’in kaçırılıp öldürülmesi ve 2006’daki İsrail–Hizbullah savaşıyla ilgili davalarda Kuzey Kore’nin sorumluluğu kabul edildi. Ancak Kuzey Kore bugüne kadar bu tazminatları ödemedi.

Gurstain, son KelpDAO *hack*’inin, Kuzey Koreli hacker örgütü ‘Lazarus Group’ ile bağlantılı olduğu iddiasını temel alarak, dondurulan Ethereum(ETH)’in ABD yasalarına göre ‘Kuzey Kore varlığı’ sayılması gerektiğini savunuyor. ‘yorum: Buradaki temel argüman, varlığın kaynağının Kuzey Kore olması halinde, Kuzey Kore’ye karşı hükmedilmiş tazminat kararlarının bu varlıklar üzerinde öncelik kazanabileceği yönünde.’ Bu yaklaşım kabul edilirse, rsETH yatırımcılarının önüne bu alacaklı gruplar geçmiş olacak.

Sorunun bir diğer boyutu, Arbitrum DAO’nun net bir hukuki kişiliğe sahip olmaması. Yani olası bir hukuki sorumluluğun DAO’ya değil, fiilen varlık üzerinde kontrol sağlayan kişi veya yapılara yönelme riski bulunuyor. Gurstain’in kullandığı hukuki araç, New York Medeni Usul Yasası CPLR §5222(b) maddesi. Bu düzenleme, ayrı bir mahkeme kararı olmadan da varlıkların dondurulmasına imkân tanıyor ve bildirim sonrasında varlık transferlerini en fazla bir yıl boyunca kısıtlayabiliyor. Bu düzenlemenin görmezden gelinmesi ise ‘mahkeme saygısızlığı’ (court contempt) gerekçesiyle ek yaptırımlara yol açabiliyor.

Bu nedenle, ortaya çıkan hukuki riskin, daha önce DeFi alanında tartışılan yönetişim problemlerinden ‘farklı bir seviyede’ olduğu değerlendiriliyor. Tartışma artık sadece topluluk oylaması veya gönüllü tazmin mekanizmasıyla sınırlı değil; doğrudan ‘icra edilebilecek’ hukuki talepler söz konusu.

Arbitrum içinde de güçlü itirazlar yükseliyor. Delege Jeff Dymus, dondurulan fonların ‘Kuzey Kore varlığı’ olarak değil, ‘çalınmış varlık’ olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “hırsızın mülkiyet hakkı kazanamayacağını” hatırlatıyor. Ona göre bu fonların iadesi bir ‘yeniden dağıtım’ değil, asıl sahiplerine geri verme süreci. Bu sürecin engellenmesi ise Kuzey Kore’nin borcunu, başka bir mağdur grubun üzerine yıkmak anlamına geliyor.

Buna karşılık, bazı katılımcılar pratik maliyete odaklanıyor. Entropy Advisors, Aave(AAVE) kullanıcılarının faiz kayıplarını gerekçe göstererek fonların hızlı iadesini savunuyor. Axia ise sigorta kapsamı, tazmin sorumluluğu ve gelecekte DeFi platformlarına yönelik hukuki taleplerin nasıl şekilleneceği konusunda soru işaretleri dile getiriyor.

Sonuçta Arbitrum(ARB) topluluğunun önünde, teknik bir *hack* kurtarma planından çok daha karmaşık bir tercih seti bulunuyor. Bir tarafta fonlarına hemen erişemeyen DeFi kullanıcıları, diğer tarafta ise onlarca yıldır tazminat alamamış terör mağdurları var. Burada verilecek karar, hem ‘gerçek mağdur kim?’ sorusuna fiili bir yanıt olacak hem de DeFi yönetişiminin, hızla büyüyen hukuki riskler ile etik sorumluluklar arasında hangi çizgiyi çizeceğini göstermesi açısından kritik bir ‘test’ niteliği taşıyacak.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1