İngiltere hükümetinin gündemindeki ‘tokenizasyonlu devlet tahvili’ planlarının başarısının, büyük ölçüde ‘on-chain ödeme’ sorununa bağlı olduğu belirtiliyor. Sektöre göre altyapı kurmak tek başına yeterli değil; asıl kritik nokta, zincir üzerinde gerçekten kullanılacak *fiili ödeme aracı*.
İngiltere, 2027 yılının başında HSBC ve Londra Borsası Grubu(LSEG) üzerinden blokzincir tabanlı devlet tahvili ihracını test etmeyi planlıyor. Proje, Rachel Reeves döneminde duyurulmuştu. Ancak Keir Starmer’ın istifası sonrası Andy Burnham’ın başbakanlığa, John Healey’nin ise maliye bakanlığına gelmesiyle siyasi tablo hızla değişmiş durumda. Ülkenin yaklaşık 3 trilyon sterlinlik (yaklaşık 5.879 trilyon won) kamu borcu bulunması, bu *tokenizasyon* politikasının ne kadar istikrarlı bir şekilde sürdürüleceği sorusunu da gündeme getiriyor.
Buna rağmen piyasadaki genel beklenti, politik çizginin kısa vadede köklü biçimde değişmeyeceği yönünde. Fireblocks’un merkez bankaları ve finansal piyasa altyapılarından sorumlu yöneticisi Varun Paul, “Bu çalışma, zaten İngiltere Maliye Bakanlığı, İngiltere Merkez Bankası ve Finansal Davranış Otoritesi(FCA) kapsamında yürütülüyor, dolayısıyla ciddi bir ‘momentum’ oluşmuş durumda” diyerek, *tokenizasyonlu devlet tahvili* hamlesinin tahvillere olan talebi artırabileceğini savundu.
Tokenizasyonlu devlet tahvilleri, yalnızca klasik bir dijitalleştirme adımı olarak değil, aynı zamanda sermayenin akış biçimini değiştirebilecek yapısal bir dönüşüm olarak görülüyor. Blokzincir tabanlı tahviller, *anında mutabakat* imkânı sunuyor ve teminatların farklı piyasalar arasında çok hızlı taşınabilmesini sağlayarak mevcut finansal altyapıdaki gecikmeleri önemli ölçüde azaltıyor.
Bu çerçevede özellikle kısa vadeli fonlama alanı olan ‘repo’ piyasasında radikal bir değişim potansiyeli bulunuyor. Sektör oyuncuları, şu anda verimsiz biçimde kilitli duran onlarca milyar dolarlık likiditenin serbest kalabileceğine işaret ediyor. İngiltere devlet tahvili piyasasında tek başına günde ortalama 45 milyar sterlinden (yaklaşık 661 trilyon won) fazla işlem hacmi oluştuğu tahmin ediliyor.
Ancak en büyük engel, hâlâ ‘on-chain ödeme aracı eksikliği’. Markets Evolution’un kurucusu Janna Patsi, “Santander, 2019’da zaten tokenizasyonlu tahvil ihraç etmişti; o zaman da bugün de temel sorun değişmedi” diyerek, *karşı taraf riski taşımayan*, zincir üstü bir ödeme varlığının henüz bulunmadığını vurguladı.
Bu engelin aşılması için öne çıkan öneri, düzenlemelere tam uyumlu bir sterlin bazlı *stablecoin* oluşturulması. Patsi, “Piyasa genelinde yaygın benimseme istiyorsak, on-chain bir ödeme mekanizmasına ihtiyaç var ve stablecoin tam da bu rolü üstlenebilir” değerlendirmesini yaptı.
CoinGecko verilerine göre şu anda sterline endeksli stablecoin sayısı yalnızca 4. En büyük olan TGBP’nin piyasa değeri ise sadece 34,2 milyon dolar (yaklaşık 50,2 milyar won) civarında. Bu rakam, yaklaşık 300 milyar dolarlık küresel stablecoin pazarının yanında son derece sınırlı kalıyor. Ayrıca İngiltere’nin kripto varlıklar için kapsamlı düzenleme çerçevesi de 2027 Ekim’inde yürürlüğe gireceği için, şimdilik *düzenleyici temel* zayıf.
Buna rağmen *tokenizasyonlu devlet tahvilleri* konseptinin taşıdığı önem büyük. Zincir üzerinde ihraç edilen devlet tahvilleri, yüksek kaliteli teminat olarak kullanılabiliyor ve çok daha geniş bir *tokenizasyonlu finans* ekosisteminin altyapısını oluşturma potansiyeline sahip.
Ayın başında yayımlanan ‘Toptan Dijital Piyasalar Şampiyonu’ raporuna göre, 2035’e kadar küresel tokenizasyonlu gerçek dünya varlıkları (RWA) piyasasının 88 trilyon dolar büyüklüğe ulaşabileceği tahmin ediliyor. Aynı raporda, bu alandaki düzenleme ve uygulama adımlarının gecikmesi hâlinde likiditenin İngiltere dışındaki pazarlara kayabileceği uyarısı da yer aldı. Öte yandan Londra’nın bu *tokenizasyonlu tahvil* hamlesini başarıyla ölçeklendirebilmesi durumunda, yıllık potansiyel ekonomik katkının 33 milyar sterline (yaklaşık 485 trilyon won) ulaşabileceği hesaplanıyor.
Ne var ki hukuki ve operasyonel bariyerler hâlen oldukça yüksek. İngiltere’de ödeme kesinliği (settlement finality) ile ilgili mevcut yasal çerçevenin, dağıtık defter teknolojisini tam olarak kapsamadığı belirtiliyor. Bu da, sisteme dahil bir kurumun iflası durumunda zincir üzerindeki işlemlerin geriye dönük olarak hukuken iptal edilmesi riskini gündeme getiriyor.
Barclays’in hazırladığı ayrı bir analizde, dijital devlet tahvillerinin esas değerinin ilk ihraçtan ziyade, ikincil piyasada repo ve teminat yönetimi fonksiyonları üzerinden ortaya çıktığına dikkat çekildi. Bu nedenle İngiltere, 2027 baharına kadar gerçek anlamda tamamlanmış bir *tokenizasyonlu repo* işlemini hayata geçirmeyi hedefleyen 9 farklı sektör çalışma grubunu faaliyete geçirmiş durumda.
Sonuç olarak, İngiltere’nin *tokenizasyonlu devlet tahvili* deneyi, teknik mimariden çok ‘ödeme aracı’ ve ‘düzenleyici çerçeve’ başlıklarında verilecek kararlara bağlı. On-chain ödeme altyapısı ve hukuki netlik sağlanmadığı sürece, dijital tahvil piyasasının ‘yüksek potansiyelli fakat henüz kilitli’ bir alan olarak kalma ihtimali güçlü görünüyor.
Yorum 0