Hisse senedi piyasasının seyrini okurken yalnızca nominal faize değil, enflasyondan arındırılmış reel faize de bakılması gerektiğine dair bir değerlendirme gündeme geldi. Hisse senetleri ve Bitcoin(BTC) gibi likiditeye duyarlı varlıkların değerlemesinde, faiz seviyesinin yanı sıra enflasyonu hesaba katan gerçek getirinin de belirleyici olabileceği belirtiliyor.
APG Asset Management eski Asya-Pasifik Gelişmiş Piyasalar Başkanı ve Genel Müdürü Kim Jung-nam(김정남), 16'sında (yerel saatle) Korea Economic Daily'de yayımlanan yazısında hisse senedi piyasasının konjonktür, şirket kârları ve faizin karşılıklı etkileşimiyle döngüsel hareket ettiğini belirtti. Kim, hisse senedi piyasasında mevsimler gibi tekrar eden bir yapı bulunduğunu, ancak dönüm noktalarının genellikle ancak zaman geçtikten sonra netleştiğini açıkladı.
Öne çıkan temel değişken reel faiz. Reel faiz, nominal faizden enflasyon oranının çıkarılmasıyla bulunuyor. Enflasyon hesaba katıldıktan sonra bile tahvillerden elde edilen getiri yükseldiğinde, hisse senedi ve büyüme varlıklarının göreli cazibesi azalabiliyor.
Tersi durumda, yani reel faiz düştüğünde, gelecekteki nakit akışlarına veya likidite beklentilerine duyarlı varlıkların değerleme alanı genişleyebiliyor. Bu nedenle yalnızca nominal faiz indirimi beklentisiyle piyasa evresini yorumlamanın güç olduğuna dikkat çekiliyor.
TIPS, anaparası enflasyona endeksli bir tahvil türü olup piyasada enflasyonun üzerinde elde edilen reel getiriyi gösteren bir gösterge olarak kullanılıyor.
Hisse senedi piyasasında bu getiri yükseldikçe, gelecekteki kârların bugünkü değere indirgenmesindeki yük artabiliyor.
Son dönemde piyasada reel faiz, yalnızca bir tahvil piyasası göstergesi olmanın ötesinde riskli varlıkların fiyat baskısını açıklayan bir değişken olarak da anılıyor. TokenPost daha önce ABD 10 yıllık TIPS getirisinin yüzde 2'nin üzerine çıkarak borsalar için baskı unsuru olarak gündeme geldiğini aktarmıştı. O dönem Jefferies, 10 yıl vadeli TIPS getirisinin yüzde 2,36 seviyesinde olduğunu belirtmişti.
Reel faizin yüzde 2'nin üzerinde seyrettiği dönemlerde yatırımcılar, enflasyonu hesaba kattıktan sonra bile tahvillerden anlamlı bir getiri elde edebiliyor. Bu durumda büyüme hisseleri veya nakit akışı değerlemesi güç varlıklar görece dezavantajlı konuma düşebiliyor.
Bu eğilim kripto para piyasasına da yansıyor. Bitcoin(BTC), faiz ödemesi yapmayan bir varlık olması nedeniyle reel faiz değişimlerinden etkilenebiliyor. Ancak reel faizdeki düşüşün doğrudan Bitcoin fiyatında yükseliş anlamına gelmediği vurgulanıyor.
TokenPost daha önce dolardaki zayıflama ve reel faizdeki düşüşün Bitcoin için de olumlu bir makro ortam yaratabileceğine dair bir analizi aktarmıştı. O dönemki analiz de dolar ve faiz seyrine ilişkin piyasanın yeniden fiyatlaması varsayımına dayanıyordu; belirli bir fiyat yönü kesin olarak öngörülmemişti.
Kore'li yatırımcılar için de reel faiz yalnızca ABD hisse senetleriyle sınırlı bir değişken değil. Dolar cinsi varlıkların reel getirisi yüksek seyrettiğinde, won bazında yurt dışı yatırım, büyüme hisseleri ve Bitcoin gibi varlıkların göreli cazibesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönünde analizler dile getiriliyor.
Nominal faiz düşse bile enflasyon daha hızlı gerilerse, reel faiz yüksek seviyede kalabiliyor. Bu durumda piyasa yalnızca faiz indirimi beklentisiyle hareket etmeyebiliyor.
Kim'in yazısı, piyasa evresi dönüşümünü bir takvim gibi öngörmek yerine konjonktür, kâr ve faizin bileşimini birlikte izlemek gerektiği düşüncesine yakın duruyor. Hisse senedi piyasasındaki 'mevsimler' çoğunlukla ancak sonradan doğrulanabiliyor ve reel faiz bu değişimi okumada yardımcı bir gösterge olarak kullanılıyor.
Bitcoin ve yurt içi riskli varlıklar üzerindeki etkinin, bundan sonra TIPS getirisi, dolar seyri ve enflasyon verileri birlikte izlenerek değerlendirilmesi gerekiyor. Şu anda piyasa, yalnızca nominal faizi değil, enflasyondan arındırılmış reel getirinin hangi seviyede seyrettiğini de birlikte takip ettiği bir evreye girmiş durumda.
Yorum 0