Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

ABD ordusu Körfez'de çekilme değil, konuşlanma değişikliğini masaya yatırdı

Körfez'deki bir deniz üssünde demirlemiş savaş gemisi / TokenPost.ai

ABD Savunma Bakanlığı, İran savaşının ardından Körfez bölgesindeki konuşlanma yapısını yeniden gözden geçiriyor. Şu ana kadar netleşen tablo, kesin bir asker çekme kararından çok, sabit üslere dayalı yapının dağıtık ve daha hareketli bir konuşlanma modeline doğru 'yeniden düzenlenmesi' yönünde.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı(CENTCOM), 2026 yılı hazırlık raporunda İran'ın askeri kapasitesinin ciddi ölçüde zayıfladığını değerlendirdi. Aynı zamanda ABD Donanması ve Hava Kuvvetleri, İran limanlarına ve ticaret gemilerine yönelik ablukayı sürdürüyor ve 'ready and resilient posture' yani hazır ve dirençli konuşlanmanın korunduğu belirtiliyor. Kamuya açık belgelerdeki mesaj, çekilmeden çok caydırıcılığın sürdürülmesi ve konuşlanma biçiminin ayarlanmasına işaret ediyor.

Körfez'deki ABD askeri varlığının omurgasını Bahreyn'deki 5. Filo Karargahı, Katar'daki El-Udeid Hava Üssü, Kuveyt'teki üsler grubu ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki(BAE) El-Dafra Üssü oluşturuyor. Reuters'in 28 Şubat'ta (yerel saatle) aktardığı ABD tesisleri dökümüne göre, El-Udeid Üssü'nde yaklaşık 10 bin asker konuşlu durumda.

Yeniden değerlendirme tartışmasının arkasında büyük sabit üslerin kırılganlığı yatıyor. İran savaşının ardından Körfez'deki başlıca üsler saldırı riskine daha açık hale geldi; Kuveyt ve Suudi Arabistan'daki varlığın küçültülmesi ya da bazı işlevlerin batıya kaydırılması ihtimali de haberlere yansıdı. Ancak bu senaryolar henüz resmi bir karar değil, haber kaynaklı bilgi düzeyinde kalıyor.

Wall Street Journal'a bağlı bir haber, Bahreyn'deki deniz üssünde oluşan hasarı ve bölgedeki diğer ABD tesislerindeki zararı gerekçe göstererek Körfez genelinde askeri varlığın yeniden değerlendirilebileceği ihtimalini gündeme getirdi. Kuveyt ve Suudi Arabistan'daki azaltma, bazı işlevlerin batıya taşınması, hatta yer altına alınması seçenekleri de dile getirildi; fakat bunlar ABD hükümetinin onayladığı bir uygulama planı değil.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio(Marco Rubio), 24 Haziran'da (yerel saatle) Kuveyt'te yaptığı açıklamada "ABD, Körfez müttefiklerinin güvenliğini zedeleyecek hiçbir adım atmayacak" dedi. Rubio ayrıca ABD'nin Körfez ortaklarıyla 'tam uyum' içinde hareket edeceğini söyledi.

Sadece asker sayısına bakıldığında bile bunu düz bir çekilme olarak okumak güç. Rubio, 28 Ocak'ta (yerel saatle) ABD Senatosu Dışişleri Komitesi'ndeki bir soruya verdiği yanıtta, Orta Doğu'da 8-9 tesiste 30 bin ila 40 bin ABD askerinin konuşlu olduğunu açıkladı. İran'ın insansız hava araçları ve kısa menzilli balistik füze tehdidine karşı yeterli gücün bölgede kalması gerektiğini vurguladı.

CENTCOM'un 23 Mayıs'ta (yerel saatle) yaptığı duyuruya göre, İran ablukası operasyonuna 15 binden fazla asker ile 200'den fazla uçak ve gemi katıldı. O dönemde ABD ordusu 100 ticaret gemisini alternatif rotalara yönlendirirken 26 insani yardım gemisinin geçişine izin verdi. Bu veriler, savaşın ardından da ABD'nin bölgedeki operasyonel ölçeğinin küçümsenmeyecek boyutta kaldığını gösteriyor.

CENTCOM, Orta Doğu ve Orta Asya'nın bir bölümündeki ABD askeri operasyonlarından sorumlu birleşik harekat komutanlığı. Körfez'deki konuşlanma yapısı yalnızca asker sayısıyla ölçülecek bir mesele değil; hava harekatı, deniz kontrolü, müttefik üslere erişim hakkı ve füze savunma sistemleri de bu denklemin parçası.

Savaş öncesi ve sonrasında ABD'nin konuşlanma yaklaşımı, gücü büyük üslerde toplamaktan riski dağıtmaya doğru evrilen bir tartışmanın konusu oldu. Eski Pentagon Sözcüsü John Kirby(John Kirby), 2 Nisan'da (yerel saatle) verdiği bir röportajda İran rejiminin ayakta kalması halinde ABD'nin Orta Doğu'daki konuşlanma yapısını yeniden gözden geçirmek zorunda kalabileceğini söyledi.

Bu gelişme sadece askeri konuşlanmayla sınırlı bir mesele değil. Hürmüz Boğazı çevresindeki gerginlik zaten petrol fiyatları ve deniz sigortası primlerinde bir değişken haline gelmiş durumda; Orta Doğu'daki gerilim her tırmandığında petrol fiyatı, dolar, ABD tahvil faizleri ve risk iştahı birlikte dalgalanabiliyor.

Reuters'in 29 Temmuz'da (yerel saatle) aktardığına göre, Orta Doğu'daki gerginliğin tırmandığı dönemde Brent petrol vadeli işlemleri yüzde 4,9 artışla varil başına 88,23 dolara yükseldi. Aynı haberde Hürmüz Boğazı'ndan geçen taşımacılık hacmi ve alternatif rota kullanımı piyasa değişkeni olarak öne çıkarıldı.

Kripto para piyasasıyla bağlantı da tam burada kuruluyor. Enerji fiyatları, deniz sigortası primleri ve faiz oranlarındaki dalgalanmalar risk varlıklarının genelinde oynaklığı artırabiliyor; Bitcoin(BTC) gibi kripto paralar da bu akıştan bağımsız değil. Daha önce aktardığımız haberlerde, Hürmüz'de gemilere yönelik saldırıların tekrarlanmasının ardından Körfez müttefikleri arasında rahatsızlığın büyüdüğü de gündeme gelmişti.

Irak'taki çekilme takvimi ise ayrı bir konu. AP'nin haberine göre ABD, Irak'taki asker varlığını 30 Eylül'e kadar tamamen sonlandırmayı planlıyor. Bu, Irak'taki IŞİD karşıtı görevin bitiş takvimiyle ilgili; Körfez genelinde kesinleşmiş bir çekilme anlamına gelmiyor.

Sonuç olarak şu an netleşen değişim 'çekilme' değil, 'konuşlanma yapısının yeniden değerlendirilmesi'. Küçültme ölçeği, hedef üsler ve uygulama takvimi henüz resmi belgelerle kesinleşmedi. ABD ile İran arasında resmi bir görüşme takvimi de belirlenmiş değil; bu yüzden Körfez'deki konuşlanma tartışması, hem askeri operasyonları hem de enerji piyasalarını aynı anda etkileyen bir mesele olarak gündemde kalmaya devam ediyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1