ABD'de veri merkezi inşaatları yerel halkın direnişiyle karşılaşınca, büyük teknoloji şirketlerinin (Big Tech) yapay zeka altyapı stratejisi elektrikte kendi kendine yetme ve toplum desteği kazanma yönüne kayıyor. 2026'nın ilk üç ayında tek başına 75 veri merkezi projesi, yaklaşık 130 milyar dolarlık yatırım hacmiyle gecikti ya da tamamen durduruldu.
Data Center Watch, 2026'nın birinci çeyreğine ait raporunda bu dönemdeki gecikme ve iptal hacminin 2025'in tamamına yakın bir seviyeye ulaştığını açıkladı. Kuruma göre yapay zeka yatırım yarışı artık yalnızca sunucu sayısını artırmakla sınırlı değil; elektrik şebekesi, su kullanımı, arazi, vergi teşviki ve izin süreçlerini birlikte gerektiren bir altyapı işine dönüşmüş durumda.
Bu rakamın tek bir çeyreğe ait ölçüm olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yine de üç ay içinde 100 milyar doları aşan projelerin yerel tepkilerden etkilenmesi, veri merkezi yer seçiminin artık yalnızca teknoloji ve sermayeyle belirlenemediğinin bir işareti olarak okunuyor.
Büyük teknoloji şirketlerinin yanıtı sahada elektrik üretimi etrafında şekilleniyor. Microsoft(MSFT), 22 Haziran'da resmi blogunda Teksas'taki Pecos veri merkezi kampüsünü duyurdu; yaklaşık 2 gigavat(GW) kapasite artışı ve sahada elektrik üretim planını paylaştı.
Şirket, veri merkezi için gereken yeni üretim ve destek altyapısı maliyetlerini kendisinin karşılayacağını açıkladı. Bu adım, büyük ölçekli elektrik talebinin mevcut şebekeye ve bölgesel faturalara yük bindirdiği yönündeki eleştirileri gözeten bir hamle olarak görülüyor.
Amazon(AMZN) da Pecos County'deki veri merkezi kampüsünde yeni sahada üretim uyguladığını, güneş enerjisi ve batarya depolama sistemlerini değerlendirdiğini duyurdu. Su kullanımını içilebilir olmayan su ve özel soğutma teknolojileriyle azaltma planını da paylaştı.
Google(GOOGL), Voltus ile üç yıllık bir anlaşma imzalayarak PJM elektrik şebekesi bölgesinde en fazla 100 megavat(MW) esnek kapasite sağlamayı kabul etti. Talebin yoğunlaştığı dönemlerde batarya ve akıllı termostat gibi dağıtık kaynaklar kullanılarak tüketim düşürülüyor.
Talep tepkisi (demand response) olarak adlandırılan bu yöntemde, şebeke üzerindeki yük arttığında şirketler ya da haneler elektrik kullanımını azaltıp esnetiyor ve böylece arz tarafında alan açılıyor. Büyük veri merkezleri de sürekli elektrik çeken tesislerden, şebeke yönetimine göre yükünü ayarlayan katılımcılara dönüşmüş oluyor.
Meta(META), 27 Nisan'da yayımladığı bir haber odası yazısında en fazla 1 GW kapasiteli 'uzay güneş enerjisi' ile 1 GW / 100 gigavat saat(GWh) kapasiteli uzun süreli depolama planını duyurdu. Aynı yazıda 7,7 GW'lık bir nükleer enerji anlaşmasına da değinildi.
Bu eğilim, yapay zeka veri merkezlerinin artık bir bina projesinden çok bir 'elektrik projesi' gibi ele alındığını gösteriyor. Şimdiye kadar veri merkezi yeri seçilirken genellikle arazi, iletişim altyapısı, vergi teşvikleri ve müşteriye yakınlık öne çıkıyordu; son dönemde ise elektrik tedariki, soğutma suyu ve iletim hattı kapasitesinin toplumsal kabulü aynı ağırlıkta değerlendiriliyor.
Yerel tepkiler de büyüyor. Reuters, 18 Temmuz'da ABD'nin 42 eyaletinde veri merkezlerine karşı 142 protesto düzenlendiğini bildirdi. Tartışma konuları arasında elektrik faturaları, su kaynakları, gürültü, manzara, iletim hatları ve yerel onay yer alıyor.
AP, Nebraska ve New Mexico örneklerinden yola çıkarak muhafazakâr çiftçiler ile çevre örgütlerinin aynı safta buluştuğu bir tabloyu aktardı. Buna karşılık bazı örgütlü işçi grupları, inşaat ve işletme istihdamı gerekçesiyle veri merkezlerini destekliyor; bu da yerel toplulukların çıkarlarının kendi içinde bölündüğünü gösteriyor.
Düzenleyiciler de harekete geçti. Teksas eyaleti, yeni veri merkezlerinin şebeke bağlantı onay sürecini durdurup denetim başlattı; New York eyaleti, 50 MW üzerinde elektrik tüketen büyük veri merkezlerine bir yıllık moratoryum uyguladı. Pennsylvania ise çevre ve şeffaflık standartlarıyla yerel onay şartlarını sıkılaştırdı.
Finans sektörü de konuyu bir izin riski olarak görmeye başladı. Reuters, 10 Ağustos'ta bankaların ve varlık yönetim şirketlerinin veri merkezi kredisi değerlendirmelerinde toplumsal kabul, izin ve onay durumuna daha fazla ağırlık verdiğini aktardı.
Beyaz Saray(White House), fatura ödeyicilerini koruma taahhüdünde 300'den fazla kuruluşun, 263 milyon Amerikalının ve ABD'deki hane ile işletmelere sağlanan elektriğin yüzde 80'inin bu kapsamda yer aldığını açıkladı. Taahhüdün özü, büyük veri merkezi operatörlerinin gereken elektrik ve altyapı maliyetlerini kendilerinin karşılaması gerektiği. Ancak Reuters, bu taahhüdün bağlayıcı olmayan bir söz olduğunu belirtti ve tüketici örgütleri ile eleştirmenlerin taahhüdün ne kadar işe yarayacağını sorguladığını aktardı.
Yapay zeka altyapı yatırımları sürüyor, ama yer seçim kriterleri giderek zorlaşıyor. Elektrik ve suyun maliyetini kimin üstleneceği, yerel toplumun ne ölçüde onay verdiği ve iznin gerçekten alınıp alınamayacağı, artık veri merkezi projelerinin temel koşulları arasına giriyor.
Yorum 0