İran'ın 90 milyon varil petrol sattığı iddiası, aslında bir satış rakamı değil, Hürmüz Boğazı'ndan çıkmayı bekleyen tanker filosundaki birikmiş yükün toplamına karşılık geliyor. Geçici ihracat izinleri ile boğazdan geçişin yeniden başlaması arz endişesini bir miktar yatıştırırken, tartışmanın merkezindeki rakamların anlamı birbirinden tamamen farklı çıktı.
ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), 22 Haziran'da İran menşeli ham petrol, petrokimya ve petrol ürünlerinin üretim, sevkiyat ve satışını 21 Ağustos'a kadar serbest bırakan 'genel lisans X'i yayımladı. ABD Hazine Bakanlığı, 7 Temmuz'da bu lisansı geri çekip yerine tasfiye amaçlı 'genel lisans X1'i getirdi.
Genel lisans, ABD yaptırım sisteminde belirli işlemlere istisna tanıyan idari bir düzenleme. Yaptırım uygulanan bir ülkeyle ticaretin tamamen serbest bırakıldığı anlamına gelmiyor; belirlenen süre ve kapsam dahilinde üretim, taşımacılık ve ödeme gibi bazı faaliyetlerin yapılmasına ya da tasfiye edilmesine izin veren bir mekanizma.
Tartışmanın odağındaki rakam 90 milyon varil. S&P Global, 1 Temmuz'da yayımladığı raporda, Körfez'den çıkmayı bekleyen petrol yüklü tankerlerdeki toplam yükün 90 milyon varili aştığını, bunun yaklaşık üçte birinin İran'a ait olduğunu açıkladı.
Bu rakam, 'İran 90 milyon varil sattı' ifadesinden farklı bir şey anlatıyor. 90 milyon varil, Körfez sularında bekleyen toplam petrol taşımacılığı birikimine karşılık geliyor; İran'a ait miktar ise bunun sadece bir bölümü olarak açıklandı.
İran tarafının açıkladığı rakamlar da ayrı göstergelere dayanıyor. Reuters'in aktardığına göre İran Petrol Bakanı Mohsen Paknejad(Mohsen Paknejad), savaş döneminde 11,5 milyar dolar, ateşkes döneminde ise 6,5 milyar dolar değerinde petrol satıldığını söyledi.
Anadolu Ajansı'nın haberine göre İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Mohsen Rezaei(Mohsen Rezaei), ateşkes döneminde 70-80 milyon varil ihracat yapıldığını belirtti. Bu rakam satış tutarına değil, ihracat hacmine işaret ediyor.
Dolayısıyla konuyu satış tutarı, ihracat hacmi ve deniz üzerinde birikmiş yük olmak üzere üçe ayırarak okumak gerekiyor. 90 milyon varil, Körfez'de bekleyen yükün yeniden harekete geçtiğini gösteren bir rakam; İran'lı bakan ve güvenlik yetkilisinin verdiği sayılar ise sırasıyla satış geliri ve ihracat hacmi.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ndeki petrol üreticisi ülkelerin ham petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazının dışarı çıktığı ana geçit konumunda. Bu rota tıkandığında genellikle sadece petrol fiyatı değil, deniz taşımacılığı navlunu, sigorta primleri ve rafineri tedarik maliyetleri de etkileniyor.
Türkiye piyasaları da bu dalgalanmadan tamamen bağımsız değil. Orta Doğu enerjisine bağımlılık göz önüne alındığında, Hürmüz'deki geçiş trafiği ve yaptırım uygulamaları petrol fiyatı, döviz kuru ve riskli varlık algısını birlikte etkileyen değişkenler arasında yer alıyor.
TokenPost daha önce Hürmüz rakamları ile ABD açıklamaları arasındaki referans farkını ele almıştı. Ayrıca ABD'nin son 14 günde Hürmüz Boğazı'ndan 130 milyon varil petrolün geçişini sağladığını duyurduğu açıklamayı da aktarmıştı.
28 Ağustos'ta piyasada Brent petrol varil başına 89,18 dolardan, Batı Teksas Ham Petrolü (WTI) ise 82,52 dolardan işlem gördü. Reuters, yatırımcıların Hürmüz'den geçen petrol akışı ile ABD-İran diplomatik tıkanıklığını birlikte fiyatladığını aktardı.
Kpler, 19 Ağustos tarihli raporunda 60 günlük müzakere penceresinin 17 Ağustos'ta anlaşma veya uzatma olmadan sona erdiğini bildirdi. Aynı raporda, geçici düzenlemenin Körfez'de bekleyen yükün bir kısmını hareketlendirdiği, ancak boğaz işleyişini tam anlamıyla normale döndürmediği değerlendirildi.
Petrol arzındaki belirsizlik, Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) gibi kripto varlık piyasaları için de dolaylı bir değişken. Petrol fiyatındaki yükseliş enflasyon ve faiz patikasını etkileyebilir, bu da riskli varlık fiyatlarında oynaklığa yol açabilir.
Yine de bu gelişmenin kripto varlık fiyatlarına etkisi için ek doğrulama gerekiyor. Şu an netleşen çizgi şöyle: 22 Haziran'da 'genel lisans X'in yayımlanması, 7 Temmuz'da lisansın geri çekilip tasfiye sürecine geçilmesi ve 17 Ağustos'ta 60 günlük müzakere penceresinin kapanması.
Yorum 0