Yabancı yatırımcıların ABD hisse senetlerine yönelik sermaye girişi, küresel finans krizi dönemi hariç tutulduğunda ilk kez ABD hazine ve devlet kurumu tahvillerine yapılan yatırımı geçti. ABD özel sektöründeki canlanma ile kamu maliyesindeki bozulmanın, yabancı yatırımcıların hisse senedi ve tahvil tercihini birbirinden ayırdığı belirtiliyor.
Deutsche Bank(DB) döviz araştırmaları küresel başkanı George Saravelos(George Saravelos), "küresel finans krizi hariç tutulduğunda ABD hisselerine giren sermaye ilk kez tahvilleri geçti" dedi. CNBC bu açıklamayı 7'sinde (yerel saatle) aktardı. Saravelos'un sözleri, yabancı sermayenin yönünün değiştiğine işaret ediyor.
Deutsche Bank'ın analizine göre yabancı yatırımcıların elindeki ABD tahvili payı, zirve döneminde yüzde 50'nin üzerindeyken şu anda yaklaşık yüzde 30'a geriledi. Buna karşılık yabancı yatırımcıların elindeki ABD hisse senedi miktarı arttı.
Saravelos, ABD hisseleri ile tahvillerine yönelik tercihin ayrışmasının arkasında özel sektör ile kamu sektörü arasındaki mali tablo farkını gösterdi. Yapay zeka(AI) sektörü ve rekor kâr marjları sayesinde ABD özel sektörü canlanırken, kamu sektörü gayrisafi yurt içi hasılanın(GSYH) yüzde 6'sını aşan bütçe açığının uzun süre devam etmesiyle kötüleşti.
Saravelos, "yabancılar neden ABD hisselerini seviyor ama ABD tahvillerini sevmiyor" diyerek özel sektör ile kamu sektörünün mali durumunun tezat oluşturduğunu belirtti. Şirket kârları ve büyüme beklentisi hisse tercihini desteklerken, mali yük tahvillere karşı temkinli tutumu güçlendirdi.
ABD tahvil faizlerindeki yükseliş de tahvil talebini azaltan bir diğer etken olarak gösterildi. Geçen hafta ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,82'ye kadar çıkarak 2023'ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü.
Enflasyon baskısı ve artan kamu borcu endişesinin küresel tahvil satışına yol açtığı değerlendiriliyor. Faizler yükseldiğinde mevcut tahvillerin fiyatı düşebiliyor, bu da yabancı yatırımcılar için tahvil taşıma maliyetini artırabiliyor.
ABD'nin kamu borcu geçen ay 40 trilyon doları aştı.
30 Eylül'de sona erecek mali yılda ABD federal bütçe açığının yaklaşık 2 trilyon 100 milyar dolara ulaşarak ABD GSYH'sinin yüzde 6'sını aşması bekleniyor. Bu rakam, artan kamu borcu ve bütçe açığının ABD tahvillerine olan talebi baskılayabileceği endişesini yansıtıyor.
Tahvil payını azaltma yönünde adımlar da görülüyor. Dünyanın en büyük varlık fonu olan Norveç Varlık Fonu'nu yöneten Norveç Merkez Bankası Yatırım Yönetimi(NBIM), tahvil karşılaştırma endeksinde ABD tahvili payını düşürmeyi önerdi.
Bu öneri kabul edilirse, söz konusu fonun tahvil portföyünde ABD tahvili payı yüzde 34,1'den yüzde 21,9'a inebilir. Ancak bu rakam önerinin kabul edilmesi halinde geçerli.
Çin'in elindeki ABD tahvili miktarı da azaldı. Çin'in bu yılın haziran ayı itibarıyla elinde tuttuğu ABD tahvili 633,4 milyar dolar oldu; bu rakam bir yıl önceki 731,4 milyar dolardan düşük.
Buna karşılık yabancıların ABD hisse senedi piyasasına yönelik sermayesi bu yılın martına kadar geçen bir yılda yaklaşık 600 milyar dolar net giriş kaydetti. Deutsche Bank, bu büyüklüğün ABD hazine ve devlet kurumu tahvili yatırımını tarihte görülen en büyük farkla aştığını belirtti.
Yabancı sermaye akışı, yerli yatırımcılar için de ABD hisse senedi ve tahvillerinin göreli çekiciliğini ölçmede referans olabilir. Yerli yatırımcıların ABD borsalarında işlem gören ETF'ler aracılığıyla küresel hisse senedi ve tahvillere erişimi arttıkça, ETF sermaye akışı varlık dağılımındaki değişimi okumak için referans gösterge olarak kullanılıyor.
Bu analiz, ABD hisselerine sermaye girişi sürerken ABD'nin mali yükü ve tahvil faizlerindeki yükselişin yabancı yatırımcıların tahvil tercihini zayıflattığını gösteriyor. ABD hisseleri ile tahvilleri arasındaki sermaye akışının aynı yönde devam edip etmeyeceği, faiz ve mali göstergelerdeki değişime bağlı olacak.
Yorum 0