Beklentilerin üzerinde seyreden yüksek kur uzun süre kalıcı olursa, ihracatçı büyük şirketlerle iç pazara bağımlı küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) arasındaki, aynı zamanda yüksek ve düşük gelirli kesimler arasındaki ekonomik makas daha da açılabilir.
Lee Seung-ho(이승호), Kore Sermaye Piyasaları Araştırma Enstitüsü (자본시장연구원) Kıdemli Araştırmacısı, 8'inde (yerel saatle) yayımladığı "Yüksek Kur ve Ekonomik Kutuplaşma Endişesine Dair Bir Değerlendirme" başlıklı notta, dolarda yeniden güçlenme ihtimalinin ve yurt dışı yatırımlardaki artış eğiliminin sürmesinin kuru yapısal olarak yukarı çeken etkenler olmaya devam ettiğini belirtti.
Koronavirüs salgını öncesinde dolar-won kurunun uzun süre 1.000-1.200 won bandında hareket ettiği hatırlatılarak, mevcut seviyenin hâlâ 'yüksek' sayılabileceği değerlendirmesi yapıldı. Kur son dönemde görece durağan seyretse de piyasa aktörlerinin algısının artık yüksek kur seviyesine sabitlendiğine dikkat çekildi.
Araştırmacıya göre yüksek kur, ihracatı ve büyüme performansını olumlu etkileyebilirken, ithalata dayalı ve iç pazara yönelik şirketler için zorluk yaratabiliyor.
Nitekim kurun görece durağan seyrettiği 2016-2020 dönemiyle yükselişte olduğu 2021-2025 dönemi karşılaştırıldığında, büyük şirketlerle KOBİ'lerin kârlılık seyri birbirinden ayrıştı. Büyük şirketlerin vergi öncesi net kâr marjı yüzde 5,18'den yüzde 5,83'e yükselirken, KOBİ'lerin marjı yüzde 4,73'ten yüzde 4,35'e geriledi.
Satış artış hızında da fark belirgindi: büyük şirketlerde 6,8 kat, KOBİ'lerde ise 4,9 kat artış görüldü. Kur yükseliş döneminde iki grubun iş performansının farklılaştığı yorumu yapıldı.
Lee, "Kurun trend olarak yükseldiği son birkaç yılda, büyük şirketlere kıyasla KOBİ'lerin iş performansı ve kârlılığı görece kötüleşti" dedi ve "KOBİ'ler üretim ve satışı daraltma, ücret artışlarında katı tutum gibi sıkı yönetim davranışları sergiliyor" diye ekledi. Kur yükselişinin getirdiği faydanın şirket ölçeğine göre farklı sonuçlar doğurduğu anlaşılıyor.
İhracattaki artışın iç pazara yayılma etkisinin de zayıfladığı belirtildi. İhracat genişlemesinden doğan kazanç ihracatçı büyük şirketlerde yoğunlaşırken, ithalat maliyetleri ve üretim giderlerinin yükselmesiyle alt yüklenici firmaların, esnafın ve hane halkının yükü artıyor.
Lee, "İhracat artışının etkisinin alt yüklenici firmalar, esnaf ve hane halkı gibi iç pazar kesimlerine yayılması, yani sözde damlama etkisi geçmişe kıyasla zayıflıyor" dedi. İthalat maliyetlerindeki yükselişin toplam arzı daraltmasıyla iç pazarın ve KOBİ'lerin iş koşullarının kötüleşebileceği değerlendirmesi yapıldı.
Reel satın alma gücü ve reel gelir gerilediğinde ihracat ile iç pazar arasındaki makas da büyüyebilir. İhracat artışı büyük şirketler ve yüksek gelirli kesim için servet birikimine yol açsa da, KOBİ'ler ve düşük gelirli kesim için zorluklar büyüyebiliyor.
Hanehalkı tarafında ise düşük gelirli kesimin yükü görece daha ağır olabilir. Gıda, ısınma ve ulaşım gibi zorunlu harcama kalemlerinin bütçedeki payı yüksek olan kesimler, kur artışının gıda ve enerji fiyatlarına yansımasından daha fazla etkileniyor.
Yüksek kura karşı geliştirilecek politikalara ilişkin tartışma, kurun kendisinin ötesinde finansal altyapı ve risk yönetimi konularına da uzanıyor. Daha önce yüksek kura yönelik önlemlerle sınır ötesi ödeme sistemlerinin iyileştirilmesinin birlikte ele alınması gerektiği yönünde bir değerlendirme de yapılmıştı.
Kur yükseliş döneminde ihracatçı şirketlerle ithalata dayalı iç pazar şirketlerinin çıkarları ayrıştığından, tek tip bir politika tasarımı da zorlaşıyor. Şirket büyüklüğü, ithalat-ihracat yapısı ve hanehalkı gelir düzeyine göre kur şokunun farklı şekillerde hissedildiği vurgulanıyor.
Lee, "Piyasa beklentisinin çok üzerinde bir yüksek kur seviyesi uzun süre kalıcı olursa, enflasyon baskısının artmasının yanı sıra büyük şirketler ile KOBİ'ler, ihracat ile iç pazar, hane halkı gelir eşitsizliği gibi ekonominin farklı kesimleri arasında ayrışan etkilerin büyüyerek ekonomik kutuplaşmayı derinleştirebileceği ihtimaline dikkat edilmesi gerekiyor" diye vurguladı.
Çözüm önerisi olarak, hammadde ithalat fiyatlarındaki artışın tedarik fiyatlarına yansıtılmasını sağlayan tedarik fiyatı endeksleme sisteminin etkinliğinin artırılması gündeme getirildi. Devlet öncülüğünde kur riski yönetimi desteğinin ve daha kapsamlı sosyal yardım programlarının güçlendirilmesi gerektiği görüşü de dile getirildi.
Yorum 0