ABD’de 18-39 yaş aralığındaki bekâr erkeklerin sayısı 2025’te 30,4 milyona ulaşarak 2000’e göre %47 artarken, aynı yaş grubundaki evli erkeklerin sayısı 18,1 milyondan 15,4 milyona geriledi. Evliliklerdeki düşüşün ekonomik krize mi yol açtığı, yoksa ekonomik belirsizliğin mi evlilikleri azalttığı konusunda farklı görüşler bulunuyor.
Köşe yazarı Stephen Moore, 17’sindeki yazısında bu değişimi ‘evlilik açığı’ olarak nitelendirerek ABD ekonomisi ve toplumu için risk olarak gösterdi. Söz konusu veriler, Moore’un aktardığı Institute for Family Studies (IFS) verilerine dayanıyor; IFS’nin asli verileri doğrudan karşılaştırılmadı.
ABD Nüfus Sayım Bürosu’nun verilerine göre, 2025’te ABD’deki tüm haneler içinde evli çiftlerden oluşan hanelerin payı %47 oldu. Bu oran 1975’te yaklaşık %66 seviyesindeydi.
Buna karşılık tek kişilik hanelerin payı aynı dönemde %20’den %29’a yükseldi. 2025’te tek kişilik hane sayısı 39,7 milyona ulaştı.
İlk evlilik yaşı da yükseldi. 2025’te ilk evlilik yaşı medyanı erkeklerde 30,8, kadınlarda 28,4 olurken, bu değerler 1975’te erkeklerde 23,5, kadınlarda 21,1 seviyesindeydi.
Hanelerde çocukların bulunma oranı da değişti. Evli çiftlerden oluşan haneler içinde 18 yaşından küçük çocukların birlikte yaşadığı hanelerin payı 1975’te %54 iken 2025’te yaklaşık %37’ye düştü.
Moore, bekâr erkeklerdeki artışın yalnızlık, intihar, madde kötüye kullanımı, suç ve ekonomik performanstaki düşüşle bağlantılı olduğunu savundu. Ancak istatistikler, evliliklerdeki düşüşün bu sorunların doğrudan nedeni olduğunu kanıtlamıyor.
Evliliğin ekonomik etkisini vurgulayan görüşlerle seçim etkisini öne çıkaran analizler karşı karşıya geliyor. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığına bağlı politika araştırma kuruluşu ASPE, evliliğin ekonomik istikrarı artırabileceğini, ancak ekonomik açıdan istikrarlı kişilerin evlenme olasılığının daha yüksek olabileceğini belirtti.
Seçim etkisi, ekonomik istikrarı evliliğin mi oluşturduğu, yoksa ekonomik açıdan istikrarlı kişilerin mi evlenmeyi seçtiği ayrımının yapılması gerektiği anlamına geliyor. Aynı istatistikler, nedensellik ilişkisinin nasıl kurulduğuna bağlı olarak farklı yorumlanabilir.
Ekonomik istikrarsızlığı evliliklerdeki düşüşün nedeni olarak gören araştırmalar da bulunuyor. Erkeklerin ekonomik beklentilerindeki kötüleşme ve hapsedilme riskindeki artışın son birkaç on yılda ilk evlilik oranlarındaki düşüşe katkıda bulunduğu öne sürülüyor.
Ancak bu araştırma da ekonomik faktörlerin evliliklerdeki düşüşün tamamını açıklayamayacağına işaret ediyor. Kadınların gelir ve eğitim seviyelerindeki artış ile üreme teknolojilerindeki gelişmenin evliliğin ekonomik gerekliliğini azalttığı da belirtiliyor. Bununla birlikte, bu unsurların evliliklerdeki düşüşün başlıca nedeni olduğunu kesinleştiren bir kanıt sunulmadı.
Tartışmanın merkezinde nedenselliğin yönü yer alıyor. Evliliği ailenin ve toplumun temeli olarak görenler, evliliklerdeki düşüşün ekonomik ve sosyal sorunları büyüttüğünü düşünüyor. Karşı görüşte olanlar ise yüksek konut maliyetleri, istikrarsız işler ve erkek gelirlerindeki düşüşün evliliği zorlaştırdığını savunuyor.
Bu konu, erkeklerin iş gücü piyasasındaki konumu ile hane oluşumu arasındaki ilişkiyi de gündeme getiriyor. Ekonomik beklentiler kötüleştikçe kişilerin evliliği erteleme veya evlenmekten vazgeçme olasılığı artabilir. Ancak sunulan veriler, belirli bir faktörün etkisini sayısal olarak kesinleştirmeye yetmiyor.
ABD’deki hane yapısındaki değişim, nüfus, istihdam ve konut sorunlarının birlikte incelenmesi gereken bir örnek sunuyor. Bununla birlikte, bu istatistiklerin Türkiye piyasası veya kripto para piyasasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu gösteren bir kanıt bulunmuyor.
Moore’un iki partinin desteğini alacak bir evlilik ve aile komitesi kurulması önerisi, köşe yazarının politika teklifinden ibaret. Bu öneri, yürürlükteki bir hükümet politikası veya kesinleşmiş bir uygulama takvimi olarak doğrulanmadı.
Söz konusu istatistikler, ABD’de evlilik ve hane yapısının uzun vadede değiştiğini gösteriyor. Ancak evliliklerdeki düşüşün ekonomik zarara mı yol açtığı, yoksa ekonomik belirsizliğin mi evliliklerdeki düşüşü tetiklediği ek araştırmalarla ayrıştırılmalı.
Yorum 0