Rusya’dan sessiz hamle: Ruble tabanlı sabit coin ile kriptoda atak başlattı, ABD üzerindeki baskı artıyor
Rusya, rubleye endeksli sabit coin’ler aracılığıyla kendi kripto ekosistemini sessiz ama hızlı bir şekilde kurarken, bu durum kripto düzenlemelerinde hâlâ ilerleme kaydedemeyen ABD’nin pozisyonunu zayıflatıyor. ABD tarafında faiz getirileri ve bankaların lobi etkisi nedeniyle yeni düzenlemelerde aksaklıklar yaşanırken, Rusya yaptırımları aşmak ve dış ticarette alternatif ödeme sistemleri geliştirmek amacıyla stratejik bir hamleye girişmiş durumda.
Kripto analisti ve içerik üreticisi Nick(NCash), yayınladığı videoda “Dijital varlıklarda düzenleme yarışı başladı ve Rusya bu yarışta hareket geçmeye başlayan ülkeler arasında” ifadelerini kullandı. Nick’e göre Moskova yönetimi, kriptonun sınır ötesi ticarete yönelik kullanımını hızlandırmak için gerekli yasal ve teknik altyapıyı adım adım inşa ediyor.
Rus parlamentosu, yani Duma, 2026 ilkbahar oturumunda değerlendirilecek bir yasa taslağında, bireysel yatırımcılara yılda maksimum 300 bin ruble (yaklaşık 577 bin TL) seviyesine kadar kripto para satın alma izni vermeyi planlıyor. Bu işlemler, yalnızca Moskova ve St. Petersburg gibi büyük şehirlerdeki ruhsatlı platformlar üzerinden yapılabilecek ve öncesinde bir ‘risk testinden’ geçmek zorunlu olacak.
Ülkede kripto paralar halen resmi ‘ödeme aracı’ olarak tanınmasa da, hükümetin bu varlıkları dış ticarette kullanmak üzere ayrı bir kategoride değerlendirdiği görülüyor. Yasa tasarısının temmuz ayı gibi kısa sürede yürürlüğe girmesi beklenirken; 2024’te onaylanan maden çıkarımı ve yurt dışı işlemlerine yönelik yasaların üzerine inşa edileceği yorumları yapılıyor.
Rublenin sabit coin versiyonu ‘A7‑A5’, ülkede hızla güç kazanan bir başka unsur. Günlük işlem hacmi 1 milyar doları (yaklaşık 34 milyar TL) aşan bu sabit coin’in zincir üstü (on-chain) dolaşım değeri yaklaşık 89,5 milyar dolar seviyelerine kadar çıktı. Bu büyüme hızı, piyasanın en bilinen sabit coin’lerinden olan Tether(USDT) ve USD Coin(USDC) ile karşılaştırıldığında daha hızlı bir yükselişe işaret ediyor.
ABD ise bu gelişmeler karşısında hâlâ somut adımlar atabilmiş değil. Nick, “ABD, sabit coin pazarında hala lider olabilir ama düzenleme gücü açısından giderek geri kalıyor” diyerek eleştiride bulundu. Coinbase CEO’su Brian Armstrong da kısa süre önce CNBC’ye verdiği demeçte benzer bir eleştiri getirerek, büyük bankaların kripto alanındaki girişimlere karşı ‘kazanç sınırlı’ bir yapı kurulmasına sebep olduğunu ifade etti.
Armstrong, bankaların %0.14 gibi düşük faiz oranları sunarken, sabit coin temelli tasarruf ürünlerinin %3,8’i aşan getiri potansiyelini bastırma çabasında olduklarını savundu. “Mevcut düzenlemeler piyasada adaletsiz rekabet alanı yaratıyor” ifadeleriyle bu durumun rekabeti engellediğini vurguladı.
Regülasyon yarışının yalnızca ABD ve Rusya arasında geçmediği de dikkat çekiyor. Nick, Birleşik Krallık’ın 2024 yılı içinde kripto ve sabit coin’lere dair net bir yasal çerçeve sunmayı planladığını, Avrupa Birliği’nin ise 'MiCA' düzenlemelerini yürürlüğe koyduğunu söyledi. Çin de kendi ödeme sistemlerini ve sabit coin modellerini güçlendiriyor. “ABD bu dönüşüm içinde yalnızca mevcut sistemi korumayı hedeflerse, kriptoda ‘küresel liderlik’ rolünü kaybedebilir” yorumu öne çıkıyor.
Nick’in bir diğer dikkat çektiği konu ise Rusya’nın sabit coin stratejisinin yalnızca yatırımcı dostu bir mevzuat sağlamaktan öte, jeopolitik olarak yaptırımlara karşı yeni bir ödeme altyapısı inşa etmeyi hedeflemesi. Rusya, İran gibi ülkeler ile birlikte dijital varlıkları alternatif bir ödeme aracı olarak kullanmaya başladı bile. Bu süreçte ruble/dolar kurunun geçtiğimiz yıl boyunca %40’tan fazla değer kazandığı belirtiliyor.
Nick’in ifadesiyle “Sabit coin’ler artık yalnızca dijital varlık değil, para egemenliğinin dijital uzantısıdır.” Dolar dışında, ruble, Japon yeni ve İngiliz sterlini gibi ulusal paralara sabitlenmiş projelerin giderek öne çıkmasının arka planında da bu var. İlk etapta etkisiz gibi görünse de bu sabit coin’ler zamanla ABD'nin küresel finans hakimiyeti üzerinde aşağı yönlü bir baskı kurabilir.
Sonuç olarak, dünya genelinde kriptodaki yeni rekabet 'teknoloji yarışı'ndan çok, 'finansal egemenlik yarışı'na dönüşmüş durumda. Ülkeler kendi ulusal paralarına endeksli sabit coin’leri stratejik araç olarak konumlandırırken, düzenleme ve lisanslara dayalı bir piyasa standardı inşa ediyorlar. ABD tarafında ise ilginin büyük ölçüde ETF onaylarına sıkışmış olması dikkat çekiyor. Nick’e göre bu yaklaşım yeterli olmayabilir.
ABD kısa vadede liderliğini sürdürüyor gibi görünse de, bankaların çıkarlarını ön planda tutan regülasyonların uzun vadede inovasyonu bastırma riski taşıdığı ifade ediliyor. Bu noktada, sabit coin ekosisteminde rekabete açık bir yasal altyapı kurulup kurulamayacağı, yalnızca ABD’nin değil, tüm küresel kripto ekosisteminin geleceği açısından belirleyici olabilir.
Rusya’nın ruble tabanlı stratejisi, Avrupa ve Amerika’nın regülasyon farklarıyla birleştiğinde, dijital para çağının ‘yeni finansal egemenlerini’ şekillendirebilir. Ülkeler hamlelerini yavaş yavaş yaparken, bu yarıştaki hız farkı kripto endüstrisinin gelecekteki standartlarını büyük ölçüde etkileyecek gibi görünüyor.
Yorum 0