ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu(SEC), 24’ünde yaptığı açıklamada, blokzincir teknolojisiyle ilişkilendirilen *tokenlaştırılmış menkul kıymetler* üzerine yeni bir kılavuz yayımladı. Bu adım, dijital varlık piyasasındaki belirsizlikleri azaltmayı ve düzenleyici çerçeveyi netleştirmeyi amaçlıyor. SEC’in bu yeni rehberi, dijital varlık ihracı veya dağıtımı yapmayı düşünen şirketler için *hukuki uyumluluk* açısından kayda değer bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Komisyon, rehberde *tokenlaştırılmış menkul kıymetleri* iki kategoride sınıflandırdı. Bunlardan ilki, ihraççının doğrudan yer aldığı ‘ihraççı odaklı’ model; ikincisi ise üçüncü bir taraf tarafından yürütülen ‘üçüncü taraf odaklı’ model. İhraççı odaklı modelde şirketler, ya mevcut hisse senedi kayıt sistemine blokzincir entegrasyonu yapabiliyor, ya da blokzincirde çıkarılan kripto varlıkların, zincir dışı (off-chain) mülkiyet değişimlerini tetiklediği bir yapı kurabiliyor.
SEC, hangi yöntem tercih edilirse edilsin mevcut menkul kıymet yasalarının, *tokenlaştırma* durumunda da aynen geçerli olduğunun altını çizdi. Kayıt zorunluluğu ve yasal sorumlulukların ortadan kalkmadığını vurgulayan kurum, “menkul kıymetin oluşturulma yöntemi ya da sahiplik kaydının zincir üstünde veya dışında tutulması, federal yasa yükümlülüklerini değiştirmez” mesajını verdi.
Üçüncü taraf odaklı modeller ise ‘saklama temelli’ ve ‘sentetik temelli’ olmak üzere iki yapıda ele alındı. Saklama temelli modelde fiziki menkul kıymetler korunur ve bu varlıkların karşılığında dolaylı sahiplik ifade eden kripto varlıklar çıkarılır. Sentetik modelde ise fiziksel sahiplik olmadan, yapılandırılmış finansal araçlar ve türev sözleşmeler kullanılarak varlığa bağlı getiri sunulur. Bu yapılar arasında *değişim senetleri, swap işlemleri* gibi yapılar yer alıyor.
SEC, bu kılavuzla birlikte blokzinciri yalnızca bir ‘kayıt aracı’ olarak konumlandırdı. Bu yaklaşım, teknolojinin yasal yükümlülüğü ortadan kaldırmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu da, tokenlaştırılmış *menkul kıymet ihracına* hazırlanan şirketler için teknolojiden çok *yasal yapıların* ön planda olması gerektiğine işaret ediyor.
Tokenlaştırma hizmetleri sunan Securitize adlı altyapı şirketi yayımladığı açıklamada, yeni kılavuzu “ihraççı destekli sistemlerin ve zincir üstü kaydın yasal geçerliliğinin açık şekilde tanınması” olarak değerlendirdi. Şirket, düzenlemenin sektöre şeffaflık kazandıracağını ve *tokenlaştırma piyasasının büyümesine* katkı sağlayacağını ifade etti.
Gerçek dünya varlıklarının (RWA) zincir üstü tokenlaştırma hacmi son 12 ay içinde %92’den fazla büyüdü. Bu artış, özellikle reel varlıkların blokzincir yoluyla finansal sisteme entegrasyonunun hız kazandığını gösteriyor. RWA verilerinin takibini yapan RWA.xyz’ye göre bu durum, blokzincir teknolojisinin ana akım finans dünyasıyla bütünleşme potansiyelini yansıtıyor.
SEC ayrıca, üçüncü tarafça yönetilen *tokenlaştırılmış menkul kıymetler* için ‘kendi kendine saklama’ seçeneğindense, denetimi mümkün olan aracılı saklamayı tercih ettiğini belirtti. Kuruma göre, saklama hizmeti sağlayan bir şirketin iflas etmesi durumunda yatırımcıların mağduriyet yaşamaması için, *düzenlenebilir aracı kurumlar* üzerinden ilerleyen yapılar daha güvenli.
Bu kılavuz, şu ana kadar net çerçevelerle düzenlenememiş olan merkeziyetsiz finans (DeFi) ve *varlık tokenlaştırma* pazarını da dolaylı biçimde etkileyebilir. SEC, 2023 sonlarından bu yana yayımladığı çeşitli raporlarla, *saklama düzenlemeleri ve şeffaflık konularını* merkezi konu olarak ele alıyor.
Bazı piyasa uzmanları rehberin, *tokenlaştırılmış menkul kıymetlerin* yasal zemine oturtulmasını kolaylaştıracağını düşünüyor. Ancak, kayıt süreçlerinin nasıl işleyeceği ve yetki alanlarının nasıl tanımlanacağı hâlâ netleşmiş değil. Sonuç olarak, bu rehber *blokzincir teknolojisi* ile hukuk arasında köprü kurmak isteyen dijital finans dünyasının rotasını çizebilir.
Yorum 0