ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun(SEC) Tron(TRX) kurucusu Justin Sun(Justin Sun) aleyhindeki davayı durdurma kararı Washington’da tansiyonu yükseltmiş durumda. ‘Kripto düzenlemeleri’ ve ‘Başkan Trump’ ekseninde sertleşen tartışmalara son olarak SEC Başkanı Paul Atkins(Paul Atkins) eklendi. Atkins, kurumun son dönemdeki ‘yumuşayan’ kripto yaptırım çizgisini kararlılıkla savunurken, Demokrat kanat bu değişimi Justin Sun, Trump çevresi ve yeni kripto projeleri arasındaki olası ‘siyasi bağlantılarla’ ilişkilendiriyor.
Demokratlar, özellikle Tron(TRX) ve Justin Sun dosyasında alınan kararın, Trump yönetimi altında kripto para yaptırımlarının belirgin şekilde azalmasıyla aynı döneme denk geldiğini vurguluyor. ‘Kripto düzenlemeleri’, ‘SEC yaptırımları’ ve ‘Trump dönemi kripto politikaları’ bu tartışmanın merkezinde öne çıkan başlıklar olarak dikkat çekiyor. Sonuç olarak hem ‘Tron(TRX)’ hem de ‘Justin Sun davası’ etrafında biriken soru işaretleri, SEC’in kripto para piyasasına yönelik güvenilirliği ve öngörülebilirliği açısından yeni bir sınav anlamına geliyor.
SEC’nin Justin Sun dosyasını durdurma kararının merkezinde, 2025 yılı Şubat ayı ortasında alınan ve davayı fiilen askıya alan ‘prosedürün durdurulması(stay)’ kararı yer alıyor. 2023’te SEC, Justin Sun ve bağlantılı şirketlere, Tron(TRX) ve BitTorrent(BTT) tokenlarını ‘kayıtsız menkul kıymet’ olarak ihraç etmek ve işlem hacmini şişirerek piyasa manipülasyonu yapmak suçlamasıyla sivil dava açmıştı. Ancak 2025 Şubat’ında SEC mahkemeden davanın durdurulmasını talep etti ve süreç o tarihten bu yana ilerlemedi.
Tam da bu noktadan sonra Justin Sun’ın, Trump çevresi ile ilişkilendirilen kripto para projesi ‘World Liberty Financial(WLF)’ tarafından ihraç edilen WLFI tokenına ‘milyarlarca dolarlık’ yatırım yaptığı ortaya çıktı. Sun, WLFI’nin en büyük yatırımcısı konumuna yükselirken, “siyasi destek ile düzenleyici yumuşamanın aynı hatta buluşup buluşmadığı” sorusu Demokrat Parti içinde yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. ‘yorum’ Bu tür iddiaların çoğu şu an için siyasi söylem düzeyinde kalsa da, zamanlama çakışması soru işaretlerini büyütüyor. ‘yorum’
Temsilciler Meclisi Finansal Hizmetler Komitesi’nde yapılan oturumda Demokrat üyeler, SEC’in Justin Sun’a açtığı davayı “hangi gerekçelerle, hangi hukuki eşiklere bakarak” durdurduğunu ayrıntılı şekilde sorguladı. Maxine Waters(Maxine Waters), Başkan Trump’ın göreve gelişinin ardından yeni SEC yönetimi altında kripto alanındaki yaptırımların genel olarak gevşediğini savunarak, “Daha önce yürüyen sert uygulamalar bir anda geri çekildi” ifadesini kullandı.
Waters, ayrıca Justin Sun’ın eski sevgilisi olduğunu iddia eden bir kişinin kamuoyuna çıkarak Tron(TRX) fiyat manipülasyonuna ilişkin elinde kanıtlar bulunduğunu söylemesini de hatırlattı. Ona göre, bu tür beyanlar ışığında dosyanın ‘kapanması’ bir yana, SEC’in daha derin bir soruşturma yürütmesi beklenirdi.
Paul Atkins ise oturum boyunca somut dosyalar hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Atkins, “Bireysel yaptırım dosyalarını kamuya açık platformlarda tartışmak uygun değil” diyerek net bir çizgi çekti. Buna rağmen, “kuralların izin verdiği ölçüde” kapalı oturum ya da gizli bilgilendirme formatında daha fazla açıklama yapmaya hazır olduğunu belirtti. Başkan Trump ya da ailesiyle ilişkili iş alanlarına SEC’in olası etkisi sorulduğunda ise, “Trump ailesinin ne yaptığı hakkında söyleyebileceğim hiçbir şey yok” demekle yetindi.
Tartışmalar sadece Justin Sun dosyasıyla sınırlı değil. Son 1–2 yıl içinde Binance, Ripple(XRP), Coinbase(COIN), Kraken ve Robinhood(HOOD) gibi büyük kripto şirketlerine yönelik davaların önemli bir kısmının 2024–2025 döneminde ya tamamen sonlandırılması ya da ‘daha düşük yoğunluklu’ anlaşmalarla bitirilmesi, Washington’da “SEC geri vites yaptı mı?” sorusunu gündeme taşıdı. Özellikle dünya çapında en büyük borsalardan biri olan Binance davasında yaşanan dönüş, kripto piyasasında ve siyaset cephesinde yakından izleniyor.
SEC, 2023’te Binance’in izinsiz menkul kıymet benzeri ürünler sunduğu ve iç kontrol–gözetim sistemleri konusunda yanıltıcı beyanda bulunduğu iddiasıyla dava açmıştı. Ancak 2025 Mayıs’ında, SEC’nin bu davayı tamamen sonlandırma kararı aldığı bildirildi. Ardından Başkan Trump, Binance kurucusu CZ(Changpeng Zhao) için af yetkisini kullandı. Kısa süre sonra WLF’in çıkardığı sabit kripto paranın(stablecoin) Abu Dabi merkezli bir yatırımcının Binance’e 2 milyar dolarlık yatırımında kullanıldığına dair haberler gündeme geldi. Böylece ‘Beyaz Saray’, ‘kripto girişimleri’ ve ‘uluslararası sermaye’ arasındaki ilişki ağının çok daha karmaşık hale geldiği yorumları yapılıyor.
Stephen Lynch(Stephen Lynch), oturumda “Tüm bunlar nasıl olur da tek bir yaptırım adımı olmadan geçip gidebilir?” diyerek tepki gösterdi. Lynch, “SEC’in itibarına verilen zarar inanılmaz boyutlarda. Siz o koltukta oturduğunuz sürece sorumluluk da sizde. Biz sadece mantıklı bir açıklama istiyoruz” sözleriyle Atkins’i doğrudan hedef aldı.
Paul Atkins buna karşılık, SEC’in hâlâ ‘güçlü bir yaptırım mimarisi’ni koruduğunu ve seçili dosyalarda dava açmaya devam ettiğini savundu. Ancak piyasa araştırma şirketi Cornerstone Research’ün verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor. Buna göre SEC’in toplam yaptırım dosyası sayısı 2025’te önceki yıla kıyasla yüzde 30 azalırken, kripto para alanındaki dosya sayısı yüzde 60 geriledi. Bu rakamlar, en azından istatistiksel olarak, “yaptırımlarda geri adım” yorumlarını güçlendiren bir çerçeve çiziyor.
SEC’in iç çizgisi de bu dönemde belirgin biçimde değişmiş durumda. Paul Atkins, 2025 Nisan’ında Gary Gensler(Gary Gensler) sonrası başkanlık koltuğuna oturdu. Atkins, Senato’daki onay süreci boyunca Gensler döneminin ‘dava odaklı’ sert yaklaşımını açıkça eleştirmişti. Göreve geldikten sonra da yaptırım kaynaklarının daha büyük bölümünü dava süreçleri yerine ‘uzlaşma, rehber yayınlama ve çerçeve netleştirme’ gibi araçlara kaydırma niyetini defalarca yineledi.
Son oturumda da Atkins, “Mahkeme salonu tek yatırımcı koruma aracı değil” diyerek, “Kuralların netleştirilmesi, piyasa katılımcılarıyla doğrudan diyalog ve sorunlar büyümeden önce yapılan ön ayarlamalar yoluyla da düzenleyici hedeflere ulaşılabilir” sözleriyle yaklaşımını özetledi. Bu perspektif, Gensler döneminde sıkça dile getirilen “SEC düzenlemeyi dava üzerinden yapıyor” eleştirisine verilen dolaylı bir yanıt niteliğinde. Kripto sektörü cephesinden bakıldığında ise, ‘geniş cepheli savaş’ yerine ‘seçici yaptırım + politika ayarı’ eksenine geçiş söz konusu.
Buna rağmen Demokrat Parti, çizgi değişikliğinin sadece ‘politika tercihi’ değil, aynı zamanda belirli siyasi aktörler ve kripto şirketleri arasındaki çıkar birliktelikleriyle ilişkili olabileceği şüphesini koruyor. Özellikle Tron(TRX) ve Binance gibi, Başkan Trump ile doğrudan ya da dolaylı şekilde ilişkilendirilen projeler ve şirketler üzerindeki davaların ardı ardına hafiflemesi veya durdurulması, Kongre soruşturmaları ve ABD Sayıştayı(GAO) incelemeleri ihtimalini gündeme taşıyor.
Kripto para piyasası açısından bakıldığında SEC’in “bir adım geri çekilen” görünümü, kısa vadede ‘düzenleyici riskin hafiflemesi’ şeklinde yorumlanabilir. Ancak ‘siyasi güç’, ‘büyük borsalar’ ve ‘belirli projeler’ arasındaki karmaşık ilişkiler ağına dair kuşkular büyüdükçe, gelecekte olası bir iktidar değişimi ya da yeni bir politika dönüşünde sert bir düzenleyici ‘ters rüzgar’la karşılaşma ihtimali de artıyor. Yani bugünkü yumuşama, orta–uzun vadede daha agresif bir geri tepme riskini de beraberinde taşıyabilir.
Sonuçta Justin Sun davası, Başkan Trump’ın kripto politikasına bakışı ve Binance etrafındaki gelişmeler, artık yalnızca ‘birkaç davanın akıbeti’ meselesi olmaktan çıktı. Bu dosyalar, ABD’nin kripto para düzenlemelerine ne kadar ‘tutarlı’ ve ‘siyasi etkilerden bağımsız’ yaklaşabildiğini test eden bir turnusol işlevi görüyor. Piyasa oyuncuları, hem SEC’in Tron(TRX) ve diğer projelere yönelik yaptırım çizgisini, hem de Washington’daki siyasi dengelerin kripto para düzenlemelerine nasıl yansıyacağını dikkatle izlemek zorunda kalacak.
Yorum 0