이therium(Ethereum) Vakfı, 2026 protokol yol haritasında ‘post-kuantum güvenlik’i çekirdek hedeflerden biri olarak resmileştirdi. Geçen yılki büyük yükseltmelerle ölçeklenebilirlik ve performansı artıran ekip, 2025’i hazırlık ve araştırma yılı olarak planlıyor ve 2026’da güvenlik, kullanıcı deneyimi ve ağ ölçeklenmesini aynı anda ele alacak ‘3 kulvarlı’ bir mimariye geçiyor. ‘Ethereum(Ethereum) post-kuantum güvenlik’, ‘hesap soyutlama’ ve ‘gaz limiti artışı’ gibi başlıklar, bu yeni çerçevenin merkezine yerleştirildi.
Ethereum(Ethereum) tarafına göre yeni yol haritası, bugüne kadar dağınık yürütülen çalışmaların tek bir üst yapı altında toplanmasını hedefliyor. ‘Scale(ölçekleme)’, ‘Improve UX(kullanıcı deneyimi iyileştirme)’ ve ‘Harden the L1(Layer1 güvenliğini sertleştirme)’ olmak üzere üç ayrı geliştirme kulvarı oluşturuluyor. Böylece ağın kapasitesi büyürken, uzun vadeli güvenlik ve sansür direnci korunacak ve kullanıcıların doğrudan hissedebileceği bir ‘kullanıcı deneyimi’ iyileştirmesi sağlanacak. ‘Ethereum post-kuantum hazırlık’ bu üç kulvarın tamamına yayılan ortak görev olarak tanımlanıyor.
Ölçekleme tarafında, Ethereum gaz limiti son bir yılda blok başına 30 milyon gazdan 60 milyon gaza çıkarıldı. Vakıf ve çekirdek geliştiriciler, 100 milyon gaz ve üzeri blok kapasitesine doğru kademeli geçişi yol haritasının ana hedefleri arasına aldı. ‘Ethereum ağ kapasitesi’ artırılırken, istemci performans ölçümleri ve blok bazlı ‘access list’ yapılarıyla istikrarın korunması planlanıyor.
‘Scale’ kulvarı, yürütme katmanı ölçeklenmesini ve ‘blob’ veri kullanılabilirliği artışını tek çatı altında topluyor. Kısa vadede gaz fiyatlandırmasının yeniden düzenlenmesi ve eski verilerin silinmesiyle düğüm (node) maliyetleri azaltılacak. Uzun vadede ise ‘stateless(durumsuz)’ tasarımlar ve yeni veri yapılarıyla, düğümlerin tüm durumu saklamadan da ağı doğrulayabildiği, buna rağmen ‘Ethereum merkeziyetsizlik’ ilkesinden taviz vermeyen bir yapı hedefleniyor. Bu çalışmaların önemli bir kısmı, 2026 ilk yarısında planlanan ‘Glamsterdam’ yükseltmesi ve sonrasında gelecek ‘Hegotá’ ile ilişkilendiriliyor.
‘Improve UX’ kulvarı, kullanıcıların Ethereum ile etkileşimini sadeleştirmeye odaklanıyor. Cüzdan oluşturma, imzalama, ücret ödeme ve farklı katmanlar arasında varlık taşıma gibi süreçlerin, ekstra altyapı veya ek gaz maliyeti gerektirmeden, protokol seviyesinde daha sezgisel hale getirilmesi amaçlanıyor. Burada merkezde yer alan kavram ‘yerel hesap soyutlama(native account abstraction)’. Dışa ait hesap(EOA) ve akıllı sözleşme hesabı ayrımını yumuşatan bu yaklaşım, ‘akıllı sözleşme cüzdanı’nı adeta varsayılan hale getirmeyi hedefliyor. EIP-7702 ile EOA’ların geçici olarak akıllı sözleşme kodu çalıştırabilmesi yönünde ilk adım atılmış durumda.
Bu dönüşüm, doğrudan ‘post-kuantum güvenlik’ ile bağlantılı. Mevcut EOA modeli, ECDSA tabanlı imzaya bağımlı. Ancak hesap soyutlama yerleşik hale geldiğinde, yeni imza algoritmaları veya kuantuma dayanıklı kriptografi şemalarına geçmek çok daha esnek bir hale geliyor. Vakıf, bunu ‘ECDSA merkezli kimlik doğrulamadan çıkış rotası’ olarak tanımlıyor ve ‘Ethereum post-kuantum hazırlık’ stratejisinin omurgası olarak görüyor. Aynı kulvarda, ‘Open Intents Framework’ ile farklı uygulama ve zincirler arası etkileşimin sadeleştirilmesi; Layer1 kesinleşme sürelerinin kısaltılması ve Layer2 mutabakat sürelerinin düşürülmesi de hedefleniyor. Böylece DeFi, oyun ve NFT gibi alanlarda kullanıcıların hissettiği hız ve güven artışı sağlanması bekleniyor.
‘Harden the L1’ kulvarı ise tamamen güvenliğe odaklı. Amaç, Ethereum Layer1’in ‘sansür direnci’, temel güvenlik varsayımları ve test altyapısını, hızlanan yükseltme döngülerine rağmen sağlam tutmak. Burada ‘post-kuantum güvenlik araştırmaları’, yürütme katmanı için ek güvenlik mekanizmaları ve işlem ile blob verileri üzerinde sansüre dayanıklı tasarımlar öne çıkıyor. Blob verilerinin Layer2 rollup’lar için kritik olması nedeniyle, veri yayını, sansür ve doğrulama süreçlerinde Layer1’in nasıl bir rol oynayacağı üzerinde ayrıca çalışılıyor.
Test altyapısı tarafında ise geliştirici ağları(devnet), testnet’ler ve istemciler arası uyumluluk testlerinin genişletilmesi planlanıyor. Vakıf, sık protokol güncellemesinin ‘Ethereum ana ağ’ istikrarı için risk oluşturabileceğini, bu nedenle daha güçlü test ve izleme katmanlarının ‘çekirdek altyapı’ olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Böylece sık değişime rağmen ana ağın kararlı çalışmasını sağlayacak güvenlik tamponları oluşturulmaya çalışılıyor.
Zaman çizelgesine bakıldığında, ‘Glamsterdam’ yükseltmesinin 2026 ilk yarısında, ‘Hegotá’ yükseltmesinin ise 2026 ikinci yarısında devreye alınması hedefleniyor. Bu iki aşamada, ‘Ethereum gaz limiti’ için yeni artış adımları, blob kapasitesinin büyütülmesi, ‘proposer-builder separation(PBS)’ın protokol içinde resmileştirilmesi, yerel hesap soyutlamanın ilerletilmesi, sansür direncinin güçlendirilmesi ve ‘Ethereum post-kuantum güvenlik’ çalışmalarının ana ağa entegrasyonu planlanıyor. PBS ile blok öneren ve blok inşa eden roller ayrıştırılarak, MEV baskısının azaltılması ve blok üretim sürecinin daha şeffaf ve adil hale gelmesi hedefleniyor.
Ortaya çıkan tablo, Ethereum’un ölçeklenebilirlik, kullanıcı deneyimi ve güvenliği aynı anda yukarı çekmeyi amaçlayan uzun vadeli bir protokol stratejisine geçtiğini gösteriyor. ‘Post-kuantum güvenlik’ başlığının bu stratejinin merkezine alınması, sadece kısa vadeli performans artışına değil, 10 yıl ve ötesine uzanan bir ‘Ethereum uzun vadeli hayatta kalma planı’na işaret ediyor. Ancak kuantuma dayanıklı kripto sistemlerinin uygulanması, hesap soyutlamanın yerleşik hale getirilmesi ve PBS’nin protokol seviyesinde kalıcılaştırılması oldukça karmaşık süreçler. Bu nedenle gerçek uygulama takvimi, geliştirmenin teknik ilerleyişi ve piyasa koşullarına bağlı olarak esneyebilir.
Ethereum Vakfı, 2026 sonrasında da bu ‘3 kulvarlı yapı’yı temel çerçeve olarak sürdürme sinyali veriyor. Eğer ölçekleme, UX ve güvenliğin dengeli ele alındığı bu model istikrarlı şekilde işlerse, gelecekteki yükseltmeler tekil olaylar olarak değil, ‘sürekli Ethereum protokol evrimi’nin doğal parçaları olarak algılanabilir. Piyasa ise Ethereum’un ‘post-kuantum çağ’ ve ‘çok zincirli yapı’ için attığı adımları, somut ilerleme hızı ve uygulama başarısı üzerinden değerlendirecek gibi görünüyor.
Yorum 0