Ripple, İngiltere’nin ‘on-chain piyasa’ vizyonunda kilit oyuncu olarak öne çıkıyor. İngiltere’nin devlet destekli tokenizasyon stratejisinde ‘kripto şirketi’ olmaktan çıkıp doğrudan finans altyapısının parçası haline gelmesi, projenin algısını kökten değiştiriyor. Ripple’ın, geleneksel finans sistemiyle entegre ‘infrasturktur sağlayıcısı’ olarak konumlanması dikkat çekiyor.
İngiltere Hazine Bakanlığı’na bağlı Dijital Piyasalar Başkanı Chris Woolard(Chris Woolard) tarafından açıklanan rapor, önümüzdeki 12 ay içinde repo, tahvil ve fon gibi ‘tokenize varlıklar’ın pilot aşamadan gerçek piyasa ortamına taşınmasını hedefliyor. Raporda, küresel likidite ve standartların başka ülkelerde önce oturması halinde İngiltere’nin rekabette geri düşebileceği uyarısı yer alıyor.
Ripple, bu dönüşümü yöneten özel görev gücünde (taskforce) yer alıyor ve mevcut finans sistemini tamamlayan ‘temel altyapı sağlayıcısı’ olarak anılıyor. Bu durum, Ripple’ın artık yalnızca ‘düzenlemeye tabi yeni kripto şirketi’ değil, doğrudan kurumsal finans yapısının içine konumlanan bir aktör olarak görüldüğünü gösteriyor.
Woolard raporda, tokenizasyon piyasasının İngiltere ekonomisi için ciddi bir ‘kaldıraç etkisi’ yaratacağını vurguluyor. Verimlilik ve maliyet avantajları sayesinde yıllık 33 milyar sterlin, yaklaşık 658 trilyon ‘won’ düzeyinde ekonomik katkı bekleniyor. Ayrıca önümüzdeki 10 yıl içinde yıllık vergi gelirlerinde 14 milyar sterlin, yaklaşık 279 trilyon ‘won’ ilave artış öngörülüyor.
Rapor, geleceğin finans mimarisi için ‘hibrit model’ yaklaşımını öneriyor. Buna göre herkesin erişimine açık ‘public blokzincir’ üzerinde likidite toplanırken, bunun üzerine kurumlara özel, izinli ağlar inşa ediliyor. Örnek olarak BlackRock’ın tokenize para piyasası fonu ‘BUIDL’ gösteriliyor. ‘BUIDL’, Ethereum(ETH) üzerinde ihraç edilirken, uyumluluk süreçlerini Securitize yönetiyor. Böylece geleneksel finans ile blokzincirin doğrudan birleştiği bir model ortaya çıkıyor.
Bununla birlikte raporda, public blokzincirlerin bazı yapısal riskleri de işaret ediliyor. ‘Reorg’ gibi ağ yeniden yapılanmaları sırasında işlemlerin geri alınabilme ihtimali, geleneksel finansın temel koşulu olan ‘nihai mutabakat’ kavramıyla çelişebiliyor. Buna karşın rapor, geleneksel finans kurumları ile kripto şirketler arasındaki çizginin hızla silikleştiğinin altını çiziyor.
Ripple’ın son dönemdeki kurumsal genişlemesi de bu dönüşümü destekliyor. Şirket, prime brokerage firması Hidden Road’u 1 milyar 250 milyon dolar (yaklaşık 1 trilyon 8683 milyar ‘won’) bedelle satın aldı ve bu yapı şu anda ‘Ripple Prime’ markası altında faaliyet gösteriyor. Hidden Road, İngiltere Finansal Denetim Otoritesi(FCA) tarafından hem yatırım firması lisansına hem de kripto varlık kaydına sahip. Aynı çatı altında hem döviz hem de dijital varlık spot ve türev ürünleri sunabilen az sayıdaki oyuncudan biri konumunda.
Ayrıca Santander UK’in Ripple altyapısını kullanan uluslararası para transfer servisi de öne çıkan bir örnek olarak aktarılıyor. Bu modelde banka müşteriyle doğrudan ilişkiyi korurken, gerçek para transferi ‘beyaz etiketli’ şekilde Ripple’ın blokzincir teknolojisi üzerinden gerçekleşiyor.
Rapor, stablecoin düzenlemeleri tarafında İngiltere ile ABD’nin benzer hızda ilerlediğine dikkat çekiyor. Her iki ülke de 2027 yılına kadar stablecoin’ler için tam kapsamlı bir yasal çerçeve oluşturmayı hedefliyor. Ancak toptan (kurumsal) finans piyasalarına yönelik regülasyonlarda İngiltere’nin bir adım önde olduğu değerlendirmesi yapılıyor. ABD’de ‘Clarity Act’ hâlâ Kongre’den geçebilmiş değil.
İngiltere şu anda kripto şirketlerini kara para aklamayı önleme (AML) rejimi altında lisanslıyor. Gelecek yıldan itibaren ise Finansal Hizmetler ve Piyasalar Yasası(FSMA) temelinde yeni kurallar yürürlüğe girecek. Başvurular 30 Eylül’den itibaren alınmaya başlanırken, düzenlemelerin 2027 Ekim ayından itibaren tam olarak uygulanması planlanıyor.
Buna rağmen sektörde, İngiltere’nin lisans süreçlerinin hâlâ ABD’ye göre yavaş ilerlediği eleştirileri sürüyor. Nitekim ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu(SEC), Aralık 2025’te Depository Trust Company’ye üç yıllık tokenizasyon pilotu izni vererek, ekstra test süreci olmadan doğrudan gerçek işlemlere geçilmesinin önünü açmıştı.
Tüm bu gelişmeler, Ripple merkezli ‘on-chain finans’ın artık bir ‘laboratuvar deneyi’ olmaktan çıkıp doğrudan ulusal rekabet gücü başlığı haline geldiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde ‘regülasyon hızı’ ve ‘piyasa likiditesi’ gibi faktörlerin, ülkeler arasındaki finansal güç dengesini belirleyecek temel değişkenler haline gelmesi bekleniyor.
Yorum 0