Lübnan kökenli Amerikalı düşünür ve çok satan kitapların yazarı Nassim Nicholas Taleb, yapay zekâ(AI) ve bunun tıp eğitimi üzerindeki etkilerine dair görüşleriyle bir kez daha gündemde. Özellikle ‘Siyah Kuğu’ ve ‘Anti-Kırılganlık’ kitaplarıyla tanınan Taleb, insan toplumunun temel sistemlerine yönelik derin analizleriyle öne çıkan bir isim olarak biliniyor.
22’sinde X (eski adıyla Twitter) üzerinden yaptığı açıklamada Taleb, yapay zekânın doğrudan doktorların yerini almayacağını, fakat *tıp eğitimini kökten değiştirme potansiyeli* taşıdığını vurguladı. AI’nin özellikle ‘kendi kendine öğrenen’ bireyler için fırsat penceresi açabileceğini söyleyen Taleb, “Yapay zekâ şu an için bir uygulayıcıdan çok bir eğitmen gibi çalışıyor. Günün birinde tıp fakültelerinin yerini bile alabilir,” dedi. Bu görüş, tıp dünyasında geçerli olan klasik lisans ve sertifikasyon sistemlerinin dışında, alternatif öğrenme yollarının önünü açabileceği fikriyle örtüşüyor.
Gerçekten de AI teknolojileri şu anda görüntüleme, veri analizi ve teşhis desteği gibi alanlarda hızla yaygınlaşırken, eğitim sisteminin içine de derinlemesine entegre olmuş durumda. Tıp gibi karmaşık ve yüksek sorumluluk içeren bir alanda, *yapay zekânın tam otomasyondan önce pratik ve teorik bilgi edinimini dönüştürmesi* daha makul bir senaryo olarak öne çıkıyor. Taleb’in dikkat çektiği “autodidact”, yani bağımsız öğrenen bireyler — geleneksel eğitim kurumlarından ziyade dijital bilgi kaynaklarını tercih eden kişiler — bu dönüşümün merkezinde olabilir.
Ancak Taleb’in yapay zekâya yönelik bu görece iyimser yaklaşımı, *Bitcoin(BTC)* konusundaki sert eleştirileriyle büyük bir tezat oluşturuyor. Bitcoin’in merkeziyetsiz yapısını bir dönem övgüyle değerlendirmiş; hatta popüler kitaplardan ‘Bitcoin Standardı’nın önsözünü kaleme almıştı. Ancak 2021’den itibaren fikrini değiştirerek “Bitcoin bir tümördür” ve “aptal dedektörü” diye tanımlayarak çok daha eleştirel bir noktaya geçti.
2024 yılı içinde yaptığı son açıklamalarda ise Bitcoin’i doğrudan *“teknolojik bir lale”* olarak nitelendirdi. Bu benzetmeyle Taleb, 17. yüzyıl Hollanda’sındaki ilk finansal balon olan “Lale Çılgınlığı”na atıfta bulunarak, piyasalarda yaşanan spekülatif köpüğü ve rasyonel olmayan yatırım davranışlarını eleştiriyor. Bu bakış açısı, BlackRock’tan Larry Fink ya da MicroStrategy’den Michael Saylor gibi isimlerin Bitcoin’e verdiği desteğin tam zıttı bir pozisyona işaret ediyor.
Taleb’in teknolojiye yönelik bu çifte yaklaşımı, *AI ile blokzincir teknolojilerinin geleceğine dair tartışmaların ne kadar karmaşık ve çok katmanlı olduğunu* gösteren çarpıcı bir örnek niteliğinde. O, teknolojiyi yalnızca bir araç değil; daha çok insanların sosyal yapılar içinde bu araçları nasıl benimsediği ve uyguladığı üzerinden değerlendiriyor. Tahminlerinin ne kadarının gerçekleşeceği zamanla görülecek; ancak AI’nın özellikle eğitim alanında düzeni tamamen sarsmaya başladığı düşüncesi, giderek daha geniş yankı buluyor.
Yorum 0