Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Kripto ‘çevrim içi bahis’ algısından çıkabilecek mi? ABD’de BRCA ile geliştirici koruması ve net regülasyon tartışması

Kripto ‘çevrim içi bahis’ algısından çıkabilecek mi? ABD’de BRCA ile geliştirici koruması ve net regülasyon tartışması / Tokenpost

ABD’de kripto para düzenlemelerine ilişkin hukuki ve siyasi zemin hızla değişiyor. Araştırmacı Peter Van Valkenburgh, mevcut kripto ekosistemini ‘düzenlenmeyen çevrim içi spor bahisleri’ne benzetiyor ve sektörün ‘spekülasyon’ algısından çıkıp gerçek bir ‘finansal altyapı’ haline gelebilmesi için hem net kurallara hem de geliştiricileri koruyan mekanizmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Özellikle ‘Blokzincir Düzenleyici Açıklık Yasası(Blockchain Regulatory Certainty Act, BRCA)’ para transferi(money transmission) yetki alanını netleştirecek kilit tasarı olarak öne çıkıyor.

Peter Van Valkenburgh, Washington D.C.’de bulunan kâr amacı gütmeyen düşünce kuruluşu Coin Center’ın araştırma direktörü. Coin Center, 2014’ten bu yana ABD Kongresi ve AB yasa koyucularıyla çalışarak DeFi, non‑custodial(cüzdanın kullanıcı kontrolünde olduğu) çözümler ve açık kaynak geliştirici düzenlemeleri üzerine odaklanıyor. Kendilerini temel olarak bir ‘sivil özgürlükler’ organizasyonu olarak tanımlayan Van Valkenburgh, devletin geliştiricilerden veya tarafsız altyapı sağlayıcılardan ‘izin’ ve ‘lisans’ talep etme girişimlerine karşı mücadele ettiklerini anlatıyor.

Van Valkenburgh’a göre bugün ‘kripto’ dendiğinde kamuoyundaki imaj son derece zayıf. Sektörü “büyük bir çevrim içi kumarhane, çevrim içi spor bahisleri platformuna daha çok benzeyen” bir alan olarak tarif ediyor. Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) için başlangıçta hayal edilen ‘sansüre dirençli ödeme ağı’ ve ‘tarafsız finansal altyapı’ vizyonunun önemli ölçüde geride kaldığını düşünüyor.

Onun bakış açısına göre, ‘mevcut finansal sistemi gerçekten ikame edecek’ ölçekte bir altyapı inşa edilemediği sürece kripto, kamu otoriteleri ve toplum nezdinde ‘düzenlenmeyen çevrim içi bahis’ kategorisinden çıkamayacak. Bu nedenle sektörün, olumsuz algıyı görmezden gelmek yerine ‘insanların kriptodan niçin hoşlanmadığını’ dürüstçe analiz edip yeniden saygı görebilecek bir sistem kurmaya yönelmesi gerektiğini savunuyor.

Bu tablo, tüm düzenlemelere toptan karşı çıktığı anlamına gelmiyor. Van Valkenburgh, güvenin emanet edildiği ‘kişiler’ ve ‘kurumlar’ için makul denetim ve yükümlülüklerin gerekli olduğunu kabul ediyor. Ancak ‘yazılım geliştirme faaliyeti’nin ya da gerçekten ‘tarafsız altyapı’ sağlayan hizmetlerin lisans rejimi içine çekilmesine net biçimde karşı çıkıyor. Ona göre bu yaklaşım, internetin ilk döneminde web sunucu yazılımı geliştirenlerden banka düzeyinde lisans istemekle aynı mantığa dayanıyor.

Van Valkenburgh’un dikkat çektiği temel sorunlardan biri, ABD’de eyalet bazlı para transfer lisansı(money transmission license) sistemi. Bu yapı, başlangıçta Western Union ve MoneyGram gibi klasik para gönderim şirketleri için tasarlanmıştı. Zaman içinde Coinbase gibi kripto borsalarına da neredeyse aynı kalıpla uygulanmaya başlandı. Van Valkenburgh, “Coinbase’i MoneyGram ya da Western Union ile aynı kategoride düzenlemek tuhaf” derken, iki iş kolunun risk profili ve tüketici koruma dinamiklerinin çok farklı olduğuna dikkat çekiyor. Buna karşın bankalar ile kripto şirketleri söz konusu olduğunda ‘aynı işlev, aynı kural’ ilkesinin geçerli olması gerektiğini savunuyor: Eğer her iki taraf da müşteri varlıklarını tutuyor ve transfer hizmeti veriyorsa, düzenleyici çıta da benzer seviyede olmalı.

Onun asıl itirazı, yazılım, düğüm(node) ve cüzdan gibi ‘tarafsız altyapı’ sağlayıcılarının da geleneksel para transfer şirketleriyle aynı lisans zorunluluğuna tabi tutulmak istenmesi. Bu çizgi aşıldığında, teknoloji sağlayıcılarıyla nihai finansal aracılar arasındaki sınır bulanıklaşıyor ve yenilik üzerinde soğutucu bir etki oluşuyor.

Van Valkenburgh, yapay zekâ(AI) çağında kripto temelli ‘dağıtık altyapı’nın öneminin daha da artacağını düşünüyor. Önümüzdeki yıllarda AI sistemlerinin mümkün olduğunca ‘dağıtık mimariler’ üzerinde inşa edilmesini istiyor; çünkü bu yapı, hesaplama gücüne kimin sahip olacağı ve eğitim verisini sunanların nasıl ödüllendirileceği gibi kritik soruları daha hakkaniyetli çözme imkânı sunabilir. Bu çerçevede AI ve kriptoyu, hukuki ve anayasal boyutta da iç içe geçmiş alanlar olarak görüyor. Özellikle kaynak kodun dağıtımıyla ilgili ifade özgürlüğü tartışmalarında, ABD Anayasası Birinci Değişiklik(First Amendment) kapsamında kripto alanında oluşacak içtihatların, AI kodu için de bağlayıcı bir zemin yaratacağı kanaatinde. ‘zincir üstü’ yapılarda işlem kuralları ve veriler herkesçe erişilebilir olduğundan, geleneksel aracı‑satıcı (broker–dealer) rejimlerinde sıkça gündeme gelen ‘bilgi asimetrisi’nin doğal olarak azaldığını savunuyor.

Bu bağlamda öne çıkan BRCA tasarısı, Van Valkenburgh için özel anlam taşıyor. Yasa teklifi, kripto hizmetleri arasında hangilerinin ‘izinsiz ve yasa dışı para aracılığı’ kapsamına girdiğini açıkça tanımlamayı hedefliyor. Şu ana kadar Hazine Bakanlığı’na bağlı Finansal Suçları Uygulama Ağı(FinCEN) rehberleri fiilen standart işlevi görüyordu. Ancak savcıların zaman zaman bu rehberleri yok sayarak agresif kovuşturmaya gitmesi, hukuki belirsizliği artırdı. Van Valkenburgh, Temsilciler Meclisi üyesi Tom Emmer tarafından sunulan BRCA’nın, FinCEN rehberini fiilen ‘kanun metni’ne dönüştürme çabası olduğunu belirtiyor. Böylece idari bir kılavuz, savcıların keyfi yorumlayamayacağı ve göz ardı edemeyeceği bağlayıcı hükümlere dönüşecek.

BRCA’nın en kritik bölümlerinden biri ‘kontrol sahibi olmayan(non‑controlling) blokzincir hizmet sağlayıcısı’ tanımı. Van Valkenburgh’a göre, tasarıda yer alan ‘kontrol sahibi olmayan blokzincir hizmetleri, hizmet sağlayıcıları ve yazılım geliştiricilerinin’ çerçevesi, 2019 FinCEN kılavuzundakiler hariç bugüne kadar görülen en net tarif. Özetle, ‘müşteri fonlarını sürekli ve doğrudan kontrol etmeyen’ belirli blokzincir faaliyetleri para aracılığı sorumluluğu kapsamı dışında bırakılıyor. Yasa bu haliyle Senato’dan geçip yürürlüğe girerse, kolluk kuvvetlerinin yazılım geliştiriciler ve cüzdan ile node işletmecisi gibi tarafsız altyapı sağlayıcılarını hedef alan soruşturmaları bir kenara bırakıp, gerçekten mağdur yaratan suç şebekelerine odaklanabileceği öngörülüyor.

Van Valkenburgh, Tornado Cash davasını bu tartışmanın sembol vakalarından biri olarak görüyor. Ona göre iddianamenin en büyük eksiği, “olayların zaman içindeki seyrine dair somutluk eksikliği”. Protokolün yapısı ve işleyişi zamanla ciddi ölçüde değişmiş olmasına rağmen, suçlamalar bu evrimi yeterince dikkate almadan tekil ve sabit bir hedefe yönelmiş durumda. Daha köklü problem ise ‘kara para aklama için suça iştirak(conspiracy to money launder)’ hükümlerinin aşırı genişletilmesi. Van Valkenburgh, belirli bir kanun maddesi tamamen yürürlükten kaldırılsa bile, bugün olduğu gibi aşırı esnek yorumlanan ‘suç ortaklığı’ rejimi nedeniyle geliştiricilerin hâlâ ağır ceza riski altında kalabileceğini söylüyor ve Adalet Bakanlığı’nın ceza ortaklığı hükümlerine yaklaşımını özellikle sorunlu buluyor.

Onun net tutumu, “başkalarının sizin geliştirdiğiniz yazılımla para transferi yapması yüzünden, sizi izinsiz para aracılığı veya kara para aklama suçuna otomatik ortak saymak mantıklı değil” yönünde. Bu yaklaşımı, silah üreticilerinin, ürününü satın alan bir suçluyla otomatik olarak ‘suça iştirak’ ilişkisine sokulmamasına benzetiyor.

Van Valkenburgh, Kongre gündemindeki yeni tasarıların sanılanın aksine ‘gevşek’ düzenlemeler içermediğini de vurguluyor. Aksine, Banka Gizliliği Yasası(BSA) çerçevesinde kara para aklama karşıtı(AML) yükümlülükler taşıyan yeni türden federal finansal kurum kategorileri yaratılarak, daha fazla veri toplama ve raporlama yükü getiren ‘sert’ bir paket ortaya çıkmış durumda. Bununla birlikte, bu çizgiyi desteklemesinin nedeni ‘yönü’. BRCA benzeri yasalar titizlikle şekillenirse, kolluk birimleri kısıtlı kaynaklarını yazılım kodu ya da tarafsız protokoller yerine gerçek mağdurlar yaratan dolandırıcılık ve hırsızlık vakalarına yönlendirebilecek. Van Valkenburgh, Adalet Bakanlığı ve FinCEN için daha güçlü bütçe ve insan kaynağı çağrısı yaparak, zor soruşturmalar ve karmaşık kural setlerinin altından kalkabilecek kurumsal kapasitenin oluşturulması gerektiğini savunuyor.

Van Valkenburgh’un kripto endüstrisi için çizdiği yol haritası üç başlıkta toplanıyor. Birincisi, Bitcoin ve Ethereum’un ilk günlerde hedeflediği ‘merkeziyetsiz finansal altyapı’ vizyonunun yeniden canlandırılması ve ‘çevrim içi kumarhane’ imajının geride bırakılması. İkincisi, BRCA gibi düzenlemeler aracılığıyla geliştiriciler ve tarafsız altyapı sağlayıcılarının cezai soruşturma alanının dışına net şekilde çıkarılması; buna karşılık, kendisine güven emanet edilen kurumların bankalarla eş düzeyde sorumluluk üstlenmesi. Üçüncüsü ise AI dahil yeni nesil teknoloji katmanlarında dağıtık sistemlerden aktif biçimde yararlanarak veri mülkiyeti ve ödüllendirme yapılarını daha adil biçimde kurgulamak.

Van Valkenburgh, “insanların şu anda kriptodan hoşlanmama nedenlerini dürüstçe kabul edip, yeniden sevilebilecek bir sistem inşa etmeye odaklanmak” gerektiğini söylüyor. Kriptonun ‘düzenlenmeyen çevrim içi spor bahisleri’ algısından sıyrılıp ‘yeni finansal altyapı’ rolüne evrilip evrilemeyeceği ve BRCA başta olmak üzere düzenleyici netlik girişimlerinin bu dönüşümün kırılma noktası olup olmayacağı sorusu, piyasalarda yakından takip ediliyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1