Dünyanın en büyük kripto parası Bitcoin(BTC) için ‘kim gerçek büyük yatırımcı?’ sorusunun cevabı giderek netleşiyor. Kağıt üzerinde ‘*merkezsiz*’ bir yapıdan söz edilse de, zincir üstü veriler yakından incelendiğinde, Bitcoin’in kayda değer bir bölümünün az sayıda borsa, kurum ve devletin elinde toplandığı görülüyor. Bu tablo da ‘*yoğunlaşma riski*’ tartışmalarını güçlendiriyor.
Bitcoin’in kurucusu olarak bilinen Satoshi Nakamoto, tek bir kişi ya da yapı olarak bakıldığında halen en büyük Bitcoin sahibi konumunda. Erken dönem madencilik faaliyetleriyle elde ettiği tahmin edilen yaklaşık 1,1 milyon BTC, toplam arzın yaklaşık ‘yüzde 5,5’ine denk geliyor. Güncel fiyatlarla bu tutarın değeri yaklaşık 75 milyar dolar (yaklaşık 108 trilyon 637,5 milyar TL) seviyesinde. Bu büyüklüğe ne bir şirket ne de kurumsal yatırımcı yaklaşabilmiş durumda. Yıllardır ‘Satoshi cüzdanları’ndaki olası hareketlere dair pek çok spekülasyon yapılsa da, bu BTC’ler Bitcoin’in piyasaya çıktığı günden bu yana fiilen ‘dokunulmamış’ şekilde duruyor.
ABD merkezli kripto para borsası Coinbase, zincir üstü veriler temel alındığında Satoshi’den sonra en fazla Bitcoin tutan adreslerin sahibi olarak öne çıkıyor. Coinbase cüzdanlarında 993.069 BTC bulunduğu hesaplanıyor; bu da toplam BTC arzının yaklaşık ‘yüzde 5’i. Bu miktarın içinde hem müşteri varlıkları hem şirketin kendi bakiyesi hem de çekim taleplerine karşı ayrılan likit BTC’ler yer alıyor. Rakip borsa Binance’in elinde ise 661.000 BTC bulunduğu ve bunun da toplam arzın yaklaşık ‘yüzde 3,15’ine karşılık geldiği belirtiliyor. Yalnızca bu iki borsanın kontrol ettiği BTC miktarı, toplam arzın ‘yüzde 8’ini aşmış durumda.
Kurumsal yatırımcı tarafında ise BlackRock(BLK) öne çıkıyor. Zincir üstü analiz şirketi Arkham Intelligence’ın verilerine göre BlackRock, yaklaşık 761.801 BTC tutuyor. Bu miktarın piyasa değeri ise yaklaşık 52 milyar dolar (yaklaşık 75 trilyon 302 milyar TL) seviyesinde. Şirket, başta spot Bitcoin ETF olmak üzere farklı yatırım ürünleri üzerinden, kurumlar için fiili bir ‘Bitcoin alım kapısı’ rolü üstleniyor.
Geleneksel varlık yönetim devleri arasında yer alan Fidelity(FIS) ve Grayscale(GBTC) de küçümsenmeyecek büyüklükte Bitcoin’e sahip. Ancak ETF ve tröst yapıları nedeniyle, çok sayıda müşterinin fonu tek bir cüzdanda tutulan ‘omnibus hesap’ modeli yaygın. Bu yüzden her bir kurumun *net* olarak ne kadar BTC tuttuğunu adrese göre ayrıştırmak kolay değil. Örneğin Fidelity saklama adreslerinden birinde 448.000 BTC bulunduğu tespit ediliyor; ancak bunun önemli bir kısmının şirket strateji birimlerinin ve kurumsal müşterilerin BTC rezervleri olduğu biliniyor.
Şirketler tarafında ise MicroStrategy(MSTR) açık ara öne çıkıyor. Firma bilançolarında tuttukları toplam Bitcoin miktarı yaklaşık 715.000 BTC düzeyinde ve bu BTC’lerin önemli bir kısmı Fidelity saklama cüzdanları altında zincir üstü kayıtlarda görünüyor. Şirketin, Bitcoin’i fiilen ‘yarı rezerv varlık’ gibi konumlandırarak uzun vadeli alım stratejisi uyguladığı biliniyor ve bugün ortaya çıkan tablo da bu politikanın sonucu.
MicroStrategy dışında, bilançolarını BTC’ye açan halka açık şirketlerin sayısı da artıyor. ABD’li madencilik şirketi Marathon Digital(MARA) ile Japon borsada işlem gören Metaplanet gibi firmalar, ellerindeki nakit benzeri varlıkların bir bölümünü Bitcoin’e çevirerek ya da çıkardıkları BTC’leri bilançoda tutarak Bitcoin maruziyetlerini büyütüyor.
Borsa dışı özel şirketler içinde de kayda değer ‘balina’lar bulunuyor. Stabil kripto para ihraççısı Tether(USDT) yaklaşık 96.369 BTC’ye sahip. Elon Musk(Elon Musk) liderliğindeki SpaceX ise 2025 yılı ağustos ayı itibarıyla yaklaşık 8.300 BTC tutuyor. Özellikle stabil kripto para rezervleri ve şirketlerin nakit yönetimi politikalarında Bitcoin kullanımının artması, BTC’yi çok sayıda şirket için ‘yarı stratejik varlık’ konumuna taşıyor.
Devletler cephesinde de Bitcoin biriktiren ülkelerin sayısı artıyor. ABD hükümeti, bugün itibarıyla tahmini en az 328.000 BTC ile devletler arasında birinci sırada gösteriliyor. Bu BTC’lerin büyük kısmı, suç gelirlerinin müsaderesi yoluyla ele geçirilmiş durumda. Bitfinex hack’i, karanlık ağ pazarı Silk Road ve bu platformun hack’ini gerçekleştiren James Zhong(James Zhong) davası gibi olaylarda el konulan BTC’ler bu toplamın önemli bölümünü oluşturuyor. Son dönemde ‘LuBian Hacker’ adreslerinden ele geçirilen 127.000 BTC ile ABD’nin Bitcoin stoku daha da büyümüş durumda.
Birleşik Krallık hükümetinin elinde ise 61.245 BTC bulunduğu hesaplanıyor. Bu BTC’lerin büyük bölümü, 2018’de Londra Polis Teşkilatı(UK Metropolitan Police) tarafından Wen Jian(Wen Jian) ve Zhimin Qian(Zhimin Qian)’dan el konulan varlıklardan oluşuyor. Çin makamları da 2020’de büyük Ponzi dolandırıcılığı vakası PlusToken’ı çökertirken 194.775 BTC’ye el koymuştu. Ancak bu BTC’lerin halen devlet rezervlerinde mi tutulduğu, yoksa piyasada satılıp satılmadığı resmi olarak açıklanmadığı için piyasanın yakından izlediği konular arasında yer alıyor.
Rusya ile savaşın ardından Bitcoin ile bağı güçlenen ülkelerden biri de Ukrayna. Savaşın başlamasından bu yana Ukrayna devleti ve ilişkili kuruluşların yalnızca Bitcoin cinsinden aldığı bağışların toplamı 22,8 milyon doları (yaklaşık 3 trilyon 305 milyar TL) buldu. Bunun yanında, 700 binden fazla Ukraynalı kamu görevlisinin Bitcoin varlıklarını beyan ettiği, bazı bireylerin kişi başına 18.000 BTC’ye kadar sahip olabildiği bildiriliyor. Tüm bu beyanlar birleştirildiğinde, Ukraynalı kamu görevlilerinin tuttuğu toplam BTC miktarının yaklaşık 46.351 BTC’ye ulaştığı hesaplanıyor.
Almanya ise 2024’ün ocak ayında yasa dışı film izleme platformu Movie2K(Movie2k) soruşturması kapsamında 50.000 BTC’ye el koyarak gündeme gelmişti. Ancak bu BTC’lerin tamamının 2024’ün temmuz ayına kadar satıldığı ortaya çıktı. Devletin elindeki yüksek miktarlı Bitcoin varlıklarının piyasaya gerçekten sürüldüğü nadir örneklerden biri olduğu için, hükümetlerin ileride nasıl bir satış stratejisi izleyebileceğine dair önemli bir emsal olarak görülüyor.
Zincir üstü veriler, Bitcoin’in herkesin erişimine açık bir varlık olmasına rağmen, pratikte üç ana blok etrafında şekillenen bir güç dengesi olduğunu gösteriyor: ‘*balina adresler*’, ‘*devletler*’ ve ‘*kurumsal yatırımcılar*’. Coinbase, Binance, BlackRock, MicroStrategy gibi oyuncular ile ABD ve Birleşik Krallık gibi devletler toplamda hatırı sayılır bir BTC stokunu kontrol ediyor. Bu da, belirli büyük cüzdanların zincir üstü hareketlerini piyasa açısından kalıcı bir ‘risk faktörü’ haline getiriyor.
Bununla birlikte, bu yoğunlaşmanın otomatik olarak bir ‘piyasa çöküşü’ anlamına geldiğini söylemek de doğru olmayabilir. Satoshi Nakamoto’nun cüzdanlarında yıllardır herhangi bir hareket olmaması gibi örnekler, pek çok büyük oyuncunun kısa vadeli satıştan çok, uzun vadeli tutma eğiliminde olabileceğine işaret ediyor. Yine de Bitcoin piyasasını takip eden yatırımcılar için, en büyük Bitcoin sahiplerinin zincir üstü adreslerini ve hareketlerini izlemek, volatiliteyi ve olası trend değişimlerini anlamak açısından giderek daha kritik bir gösterge haline geliyor. Yatırımcıların, bir yanda ‘*merkezsizlik ideali*ni’, diğer yanda ise fiili Bitcoin ‘*güç haritası*nın nasıl şekillendiğini birlikte değerlendirerek pozisyon alması gerektiği vurgulanıyor.
Yorum 0