Amerikan *Bitcoin(BTC) spot ETF* piyasasında *5 hafta üst üste* yaşanan *sermaye çıkışı* devam ediyor. 2025 başından bu yana görülen en uzun *net çıkış* dönemi, dijital varlıklardaki genel *düzeltme* ile birleşince *kurumsal talebin* belirgin şekilde soğuduğuna işaret ediyor.
Kripto veri platformu *SoSoValue* verilerine göre, 20 Şubat’ta (yerel saatle) sona eren hafta boyunca ABD’de işlem gören 12 *Bitcoin spot ETF*’inden toplam yaklaşık 316 milyon dolar (yaklaşık 4,58 trilyon won) net çıkış yaşandı. 20 Ocak haftasında başlayan bu çıkış trendiyle birlikte, şu ana kadar ETF’lerden çıkan toplam para 3,8 milyar dolara (yaklaşık 5,5 trilyon won) ulaştı.
Aynı hafta, *Presidents’ Day* tatili nedeniyle işlem günleri dörde inse de, ilk üç işlem gününün tamamı *net çıkış* ile kapandı. Bu durum, fiyatların görece yatay seyrettiği bir dönemde bile *kurumsal fonların* agresif alıma dönmek yerine bekle-gör pozisyonuna geçtiğini gösteriyor.
‘kelime’
Gün bazında bakıldığında, salı günü yaklaşık 105 milyon dolar (yaklaşık 152 milyar won), çarşamba 133 milyon dolar (yaklaşık 192,7 milyar won), perşembe ise 166 milyon dolar (yaklaşık 240,4 milyar won) çıkış gerçekleşti. Hafta ortasında büyüyen bu çıkış dalgası, ‘hafta ortası/sonuna doğru satış yoğunlaşması’ şeklinde görülen tipik bir *riskten kaçış* davranışını yansıtıyor.
Cuma günü ise yaklaşık 88 milyon dolar (yaklaşık 127,5 milyar won) yeniden giriş yaşanarak kısmi bir toparlanma görülse de, haftalık bazdaki *net çıkış* tablosunu tersine çevirmeye yetmedi. O günkü girişlere en büyük katkıyı, yaklaşık 64,5 milyon dolar (yaklaşık 93,5 milyar won) sermaye çeken BlackRock’ın *iShares Bitcoin Trust(IBIT)* ürünü sağladı. Fidelity’nin *Wise Origin Bitcoin ETF(FBTC)* fonuna da yaklaşık 23,6 milyon dolar (yaklaşık 34,2 milyar won) giriş oldu.
Bu *5 haftalık net çıkış serisi*, süre bakımından bir yıl önce gümrük tarifesi tartışmaları sırasında tüm riskli varlıklarda görülen sert satış dönemine benziyor. Ancak o dönemde haftalık çıkışlar 1 milyar doların (yaklaşık 1,44 trilyon won) üzerine çıkarken, son haftalarda bu rakamın 316–360 milyon dolar (yaklaşık 458–521 milyar won) bandında, görece ‘yönetilebilir bir seviyede’ kaldığı dikkat çekiyor.
Bu yılın en sert sarsıntısı ise ocak sonunda yaşandı. *Bitcoin spot ETF*’leri o dönemde iki hafta üst üste sırasıyla 1,33 milyar dolar (yaklaşık 1,92 trilyon won) ve 1,49 milyar dolar (yaklaşık 2,16 trilyon won) kaybederek, zirve fiyat baskısı ve *kâr realizasyonu* satışlarıyla ciddi anlamda sarsıldı.
‘kelime’
Aralıksız süren bu net çıkışlara rağmen, *Bitcoin spot ETF* pazarı hâlâ devasa boyutta. 2024 Ocak’ta ilk ürünlerin onaylanmasından bu yana kümülatif *net giriş* yaklaşık 54 milyar dolara (yaklaşık 78,2 trilyon won) ulaşmış durumda. Şu anda yönetilen toplam net varlık büyüklüğü ise yaklaşık 85,3 milyar dolar (yaklaşık 123,5 trilyon won) seviyesinde.
Piyasa tarafında tartışma, bu sürecin ‘aşırı ısınmanın ardından gelen sağlıklı bir düzeltme’ mi, yoksa daha uzun bir düşüş döneminin habercisi mi olduğu noktasında yoğunlaşıyor. *Bitcoin* şu sıralar 68.600 dolar (yaklaşık 99,38 milyon won) civarında işlem görüyor ve yıl başına göre yüzde 20’nin üzerinde değer kaybetmiş durumda. Birçok *on-chain* analistin, yükseliş ve düzeltme evreleri arasında ‘dönüm noktası’ olarak işaret ettiği kritik fiyat bandının altında gidip gelmesi de, kısa vadeli risk iştahının zayıfladığını gösteriyor.
Buna karşılık, *on-chain veriler* uzun vadeli yatırımcıların (bireysel sahipler) payının hâlâ yüksek olduğuna ve *ETF, kurum, şirket ve devletler* dahil pek çok aktörün *Bitcoin biriktirme* trendinin orta-uzun vadede sürdüğüne işaret ediyor. CoinDCX Kurucu Ortağı Sumit Gupta’nın 20 Şubat’ta (yerel saatle) paylaştığı tahminlere göre, Şubat 2026 itibarıyla bireylerin elinde 13,15 milyon BTC, ETF ve fonlarda 1,6 milyon BTC, şirketlerde 1,17 milyon BTC, hükümetlerde ise yaklaşık 647 bin BTC bulunuyor. Bu tablo, kurumsal ve şirket bazlı birikimin artmasına rağmen, çok sayıda bireysel yatırımcının hâlâ ‘HODL’ stratejisini koruduğunu gösteriyor.
‘kelime’
Benzer bir tablo *Ethereum(ETH)* tabanlı ürünlerde de görülüyor. Ethereum fonlarından bu hafta yaklaşık 123 milyon dolar (yaklaşık 178,1 milyar won) çıkış yaşanarak, böylece *5 hafta üst üste net çıkış* serisi devam etti. Staking ödüllerinin düşeceği beklentisi ve Bitcoin’e kıyasla zayıf performans, kurumların portföylerini yeniden düzenlediği yönünde yorumlara yol açıyor.
Buna karşın *Solana(SOL)* ve *Ripple(XRP)* odaklı ürünlere para girişi oldu. Solana ürünlerine yaklaşık 14,3 milyon dolar (yaklaşık 20,6 milyar won), Ripple fonlarına ise yaklaşık 1,8 milyon dolar (yaklaşık 2,6 milyar won) net giriş kaydedildi. Bu tablo, *Bitcoin ve Ethereum gibi büyük varlıklardan çıkan paranın orta ölçekli altcoinlere kaydığı* bir ‘sektör rotasyonu’ sürecine işaret ediyor.
Piyasa katılımcıları, “Sermaye kripto piyasasından tamamen çıkmıyor; Bitcoin ve Ethereum merkezli pozisyonlardan Solana, Ripple gibi diğer varlıklara yeniden dağıtılıyor” yorumunu yapıyor. Yani mevcut eğilim, panik kaynaklı toplu satıştan çok, ‘temkinli bir *rebalancing*’ şeklinde okunuyor. *yorum*
‘kelime’
Bu gelişmeler yaşanırken, Trump’ın büyük hissedarı olduğu *Trump Media and Technology Group* da kripto ETF pazarına giriş adımlarını hızlandırmış durumda. Şirket, kısa süre önce *Bitcoin, Ethereum ve Cronos(CRO)*’u hedefleyen iki ayrı kripto ETF ürünü için ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na başvuru yaptı.
İlk ürün olan *Truth Social Bitcoin and Ether ETF*, piyasa değeri en büyük iki kripto para olan Bitcoin ve Ethereum’un fiyat hareketlerini takip edecek şekilde tasarlandı. İkinci ürün *Truth Social Cronos Yield Maximizer ETF* ise, Cronos odaklı bir yatırım stratejisi izleyerek salt fiyat takibinin ötesine geçmeyi ve ‘getiri maksimizasyonu’ vadetmeyi hedefliyor.
Cronos ETF, staking (pay ispatı tabanlı kilitleme) getirilerini yatırımcılara yansıtacak bir yapıda kurgulanıyor. *Crypto.com* ise saklama kuruluşu olarak sürece dahil olup, *custody (varlık saklama)*, likidite sağlama ve staking hizmetlerini üstlenecek. Bu model, geleneksel ETF yapısına *on-chain faiz gelirlerinin* eklenmesi anlamına geliyor ve düzenleyici onaya bağlı olarak, *geleneksel finans ile DeFi* arasındaki sınırları zorlayacak bir test alanına dönüşebileceği değerlendiriliyor.
‘kelime’
Trump Media, ETF başvurularının ötesinde de *blokzincir* entegrasyonunu şirket stratejisinin merkezine yerleştiriyor. Şirket, kısa süre önce *Cronos ağı* üzerinde yeni bir dijital token çıkararak bunu hissedarlara dağıtma planını duyurdu. Daha önce de yine Cronos merkezli bir *şirket kripto hazinesi (treasury)* oluşturma niyetini açıklamıştı.
Bu adımlar, Başkan Trump’ın dijital varlıkları ve blokzincir teknolojisini, hem kendi platformunun büyümesi hem de marka genişlemesi için aktif bir araç olarak konumlandırmaya çalıştığı şeklinde yorumlanıyor. Bitcoin ve Ethereum ETF’leriyle büyük varlıklara erişimi artırmayı hedeflerken, Cronos ETF, şirket tokeni ve kripto hazine yapısıyla daha geniş bir ekosistemi kucaklayan, çok katmanlı bir strateji izleniyor. *yorum*
‘kelime’
Sonuç olarak, *Bitcoin ve Ethereum ETF*’lerinden 5 hafta süren çıkış dalgası, kısa vadede kurumsal risk iştahının belirgin biçimde düştüğünü ortaya koyuyor. Buna rağmen *Solana ve Ripple* gibi varlıklara yönelen fonlar ve *Trump Media* başta olmak üzere yeni ETF oyuncularının piyasaya girmek için sıraya girmesi, kripto yatırım ürünlerine olan genel ilginin hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor.
Gözlenen eğilim, kripto piyasasından bir ‘toplu kaçış’tan ziyade, aynı varlık sınıfı içinde ‘pozisyonların yeniden düzenlenmesi’ şeklinde okunuyor. Fiyat oynaklığı, regülasyon dinamikleri ve makroekonomik koşullara bağlı olarak ETF’lerde sert giriş-çıkış hareketleri görülmeye devam edebilir; ancak halihazırda *Bitcoin spot ETF*’lerinde yönetilen 123 trilyon wonu aşkın varlık, piyasanın yapısal büyümesinin altını çizen önemli bir gösterge olarak öne çıkıyor.
Yatırımcılar için kritik nokta, kısa vadeli akım değişimlerine kapılmaktan çok, *Bitcoin ETF*’leri ile *Ethereum, Solana, Ripple, Cronos* gibi öne çıkan varlıklar arasındaki ‘sermaye akış yönünü’ takip etmek olacak. Bu akışların analizi, piyasanın tercihlerini ve risk algısını çözümlemede ve ileriye dönük strateji oluştururken belirleyici rol oynayabilir.
Yorum 0