Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Curve kurucusu uyardı: DeFi token enflasyonu dönemi bitti, gerçek gelir zamanı

Curve kurucusu uyardı: DeFi token enflasyonu dönemi bitti, gerçek gelir zamanı / Tokenpost

디파이(DeFi) projelerinin büyüme dinamiğini artık ‘token enflasyonu’ üzerinden sürdüremeyeceği yönünde bir uyarı geldi. Curve Finance kurucusu Michael Egorov(Michael Egorov), protokollerin likidite çekmek için token ihraç miktarına (emisyon) dayanmasının sınırına geldiğini, bundan sonra ‘gerçek gelir’ üreten bir yapının kanıtlanması gerektiğini vurguladı.

Egorov, kısa süre önce Cointelegraph’a verdiği röportajda “getiri (yield) token’dan değil, gelirden (revenue) gelmeli” diyerek “içeriye gerçekten para akışı olan (revenues flowing) bir modele ihtiyaç var” ifadesini kullandı. Ayrıca “token’ın özel bir işlevi yoksa, belki de hiç token çıkarmamak daha iyidir” yorumunu yaptı.

Egorov, 2020’deki ‘DeFi summer’ dönemini mevcut ortamla karşılaştırdı. O dönemde yıllık %100’leri, hatta %1.000’e varan yıllık getiri oranları (APR) görülmüş, bu yüksek getiriler sayesinde yeni protokollere yoğun para akışı sağlanmıştı. Bu sayede bir tür ‘spekülasyon primi’ oluşmuş, token fiyatları yukarı çekilmiş ve toplam kilitli değer (TVL) hızlı biçimde büyümüştü.

Bugün ise tablonun değiştiğini düşünüyor. Ona göre artık haber akışı token fiyatlarını eskisi kadar hareket ettirmiyor ve kullanıcılar ‘riski yeniden fiyatlamış’ durumda. DefiLlama verilerine göre, DeFi TVL’i son 6 ayda yaklaşık %38 geriledi. 23 Ağustos 2025’te 158 milyar dolar (yaklaşık 227 trilyon 9.012 milyar won) seviyesindeyken, bu hafta pazartesi itibarıyla yaklaşık 98 milyar dolara (yaklaşık 141 trilyon 3.258 milyar won) düştü.

Egorov, sürdürülebilir getiri için temel koşulun ‘ekonomik faaliyetten doğan nakit akışı’ olduğunun altını tekrar tekrar çizdi. Token emisyonunun kısa vadede likidite çekmek için işe yaradığını, ancak uzun vadede maliyeti (dilüsyon) artırıp rekabet gücünü zayıflatabileceğini savundu. Özellikle de piyasanın güvenlik ve güvenilirlik konusundaki standardının yükseldiğini belirtti. “2020’de insanlar riske pek aldırmıyordu. Token ödülleri yüksekse, proje daha sonra batarsa bile kaybın telafi edilebileceğini düşünüyorlardı. Şimdi bu kesinlikle mümkün değil. Bir yere para kilitliyorsanız, teknik olarak o protokolün en az birkaç yıl güvenli olacağına dair ikna olmanız gerekiyor” dedi.

Token’ın varlık nedeninin ‘spekülasyon’ değil, ‘merkezsizlik’ olması gerektiğini de öne sürdü. Ona göre merkeziyetsiz bir yönetişim yapısı yoksa, ilgili projenin düzenlemeye tabi bir ‘finansal hizmet’ olarak sınıflandırılması riski artıyor. “Token, hızlıca zengin olmak için değil, merkezsizleşme için gerekli” sözleriyle bu çizgiyi netleştirdi.

Bu bakış açısı sektörde farklı isimler tarafından da dile getiriliyor. Polygon Labs CEO’su Marc Boiron(Marc Boiron), Cointelegraph için kaleme aldığı yazıda enflasyon temelli emisyon modellerinin yalnızca ‘geçici bir başarı illüzyonu’ yarattığını söylemişti. 9 Şubat’ta ise Ethereum(ETH) kurucu ortaklarından Vitalik Buterin(Vitalik Buterin), DeFi’nin öz değerinin ‘itibari para teminatlı varlıklardan getiri sıkmakta’ değil, ‘riski yeniden dağıtan yapılarda’ aranması gerektiğini belirterek tartışmayı alevlendirmişti.

Egorov, piyasadaki spekülatif ilginin DeFi token’larından memecoin’lere kaydığını da düşünüyor. Ona göre ‘spekülasyon primi’ artık memecoin’ler tarafından ele geçirilmiş durumda ve DeFi token’ları geçmişe kıyasla daha az ‘abartılı beklentiyle’, daha çok temel veriler (fundamentals) üzerinden fiyatlanıyor. Bu durum, yüksek getiri peşinde protokolden protokole geçen ‘paralı asker sermaye (mercenary capital)’ için DeFi’yi daha az çekici hale getiriyor.

Piyasa yapısındaki değişimlere de dikkat çekti. Bireysel yatırımcıların ağırlıkla sürekli vadeli (perpetual futures) kontratlara yöneldiğini, kurumsal oyuncuların ise kademeli şekilde spot varlık biriktirdiğini söyledi. DefiLlama’ya göre, Ekim 2025’te perpetual futures işlem hacmi 1,37 trilyon dolara (yaklaşık 1.976 trilyon 6.677 milyar won) kadar yükseldi.

Sonuç olarak Egorov’un çizdiği çerçeve net: DeFi’nin yeniden büyüme patikasına girebilmesi için ‘yüksek APR’ manşetleriyle değil, gelir yaratma kapasitesi ve sermaye verimliliğiyle öne çıkan on-chain iş modellerine dönüşmesi gerekiyor. Token enflasyonuna dayanarak likidite çeken yapıların ivme kaybetmesiyle birlikte, piyasanın bundan sonra ‘sürdürülebilirliği’ çok daha sert biçimde test etmesi bekleniyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1