Avustralya kripto para piyasasının, kullanıcı sayısındaki artış ve düzenleyici çerçevenin netleşmesi bakımından ‘ilerleme’ kaydettiği değerlendiriliyor. Ancak bankaların kriptoyla ilişkili işlemlere getirdiği kısıtlamalar, ‘debanking’ sorunu ve stabil kripto paraların(stablecoin) geliştirilmesi gibi çözülmesi gereken önemli başlıklar gündemde kalmaya devam ediyor.
27’sinde (yerel saatle) Sydney’de düzenlenen ‘XRP Avustralya 2026’ etkinliğinde konuşan Coinbase Global(COIN) Asya-Pasifik(APAC) Bölge Başkanı John O’Loghlen, Cointelegraph’a verdiği röportajda, “Hükümet içindeki birçok kurum, özellikle taslak düzenlemeleri hazırlayan Hazine Bakanlığı ile denetimden sorumlu Avustralya Menkul Kıymetler ve Yatırımlar Komisyonu(ASIC), ekiplerinin kapasitesini ciddi ölçüde artırdı ve kurum içinde dijital varlık alanında oldukça derin bir uzmanlık oluşturdu” diyerek, “Genel olarak ‘olumlu’ bir hareketlenme yaşandı” ifadesini kullandı.
O’Loghlen, kurumsal sermayenin kripto varlıklara olan ilgisi ve erişiminin de genişlediğini vurguladı. Avustralya’da 2024’ün Haziran ayında Bitcoin(BTC) spot ETF’i piyasaya sürüldü. Aynı yılın Ekim ayında ise Ethereum(ETH) spot ETF’i yatırımcılarla buluştu. O’Loghlen, Coinbase Global’in Standard & Poor’s(S&P)500 endeksine dahil olmasıyla birlikte Avustralyalı kurumsal yatırımcıların, ‘kripto para odaklı hisseler’ aracılığıyla sektörü “son derece pasif bir biçimde” tanıyabildiğini ve bu sayede alana maruz kalma oranını artırabildiğini anlattı.
Kullanıcı verileri de bu tabloyu destekliyor. Avustralya merkezli kripto para borsası Independent Reserve’in 2025’te yayımladığı rapora göre, ülkedeki kripto para benimseme oranı 2024’teki yüzde 28 seviyesinden yüzde 31’e yükseldi. Önümüzdeki 12 ay içinde kriptoya yatırım yapmayı planladığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 29 olarak ölçüldü.
OKX Avustralya Üst Yöneticisi(CEO) Kate Cooper, borsanın büyüme dinamiklerinden birini ‘ileri seviye trader’lar ile birlikte kendi kendini yöneten emeklilik fonu(Self-Managed Super Fund, SMSF) sahipleri ve yüksek gelir grubundaki yatırımcıların oluşturduğunu belirtti. Cooper, özellikle “Büyük emeklilik fonları(super funds) üzerinden bugün için dijital varlıklara yatırım yapmak zor. Bu yüzden, yalnızca dijital varlık yatırımı hedefiyle yeni SMSF kuranların sayısı artıyor” dedi.
SMSF, bireylerin kendi adına kurup yönettiği bir emeklilik fonu yapısı sunuyor ve bu yönüyle, fon yönetiminin büyük kurumlar tarafından üstlenildiği klasik emeklilik sistemi ile ayrışıyor. Cooper, henüz kamuya açıklanmamış OKX raporuna atıfla, SMSF katılımcılarının çoğunun ‘portföy çeşitlendirmesi’ perspektifinden dijital varlıklara ilgi gösterdiğini aktardı. Cooper, “Araştırmadaki geri bildirimler, pek çok kişinin portföyünü çeşitlendirmek istediğini ve yalnızca kripto paraları değil, daha geniş anlamda dijital varlıkları portföylerinin bir parçası olarak tutmayı arzuladığını gösteriyor” diyerek, “SMSF, bunu mümkün kılan temel araçlardan biri” yorumunu yaptı.
Sektör temsilcileri, olumlu tabloya rağmen çözülmesi gereken ciddi engellerin sürdüğüne dikkat çekiyor. Cooper, geçtiğimiz yıl Eylül ayında da Avustralyalı kullanıcıların kripto borsalarına ve kriptoyla ilişkili hizmetlere erişirken bankacılık kaynaklı engellerle karşılaştığını dile getirmişti. Cooper, bu kez de “Bu, sektör açısından hâlâ son derece ciddi bir sorun alanı” ifadesini kullanarak, “Kayda değer bir iyileşme olduğundan söz etmek zor. Hükümetle birlikte bu konularda bir çerçeve ve standartlar oluşturmak için çalışıyoruz” dedi.
O’Loghlen de ‘debanking’ sorununun çözülmesi, blokzincir tabanlı ödeme inovasyonlarının daha güçlü korunması ve Avustralya merkezli stabil kripto projelerine daha fazla destek verilmesi gerektiğini belirtti. O’Loghlen, “Düzenleyici ortam, inovasyonu desteklemeli; niyet edilmeden de olsa önünü kesmemeli” diyerek, “Ödeme hizmeti sağlayıcılarına dönük düzenlemeler güncellenirken, aracı hizmetlere yönelik lisanslama çerçevesinin, istemeden de olsa gözetim dışı(non-custodial) cüzdan geliştiricilerini veya kamuya açık blokzincir altyapı sağlayıcılarını kapsamadığından emin olunması kritik önem taşıyor” şeklinde konuştu.
Avustralya’daki hukuki ve düzenleyici görünümün bir süre daha ‘bekle-gör’ modunda kalabileceği değerlendiriliyor. Ülkede kripto varlıklar alanında uzmanlaşmış avukatlardan Bill Morgan, ASIC ile fintech şirketi Block Earner arasında görülen dava sonrasında piyasadaki genel havanın ‘temkinli’ bir izleme sürecine dönüştüğünü söyledi.
Söz konusu davada temel tartışma, Block Earner’ın kripto para bağlantılı ürünlerinin finansal hizmet lisansı gerektirip gerektirmediği üzerinde yoğunlaştı. Federal Mahkeme, şirket lehine karar verdi. Ancak ASIC’in karara itiraz etmesi, piyasadaki hukuki belirsizliğin devam etmesine yol açtı.
Morgan, ülkedeki siyasi takvimin de düzenleyici adımların hızını etkilediğini savunuyor. “Üç yıllık parlamento dönemi yapısı da bu tabloda etkili” diyen Morgan, “Geçmişte Liberal-Ulusal Parti(LNP) koalisyonu döneminde belli bir ivme vardı. Fakat İşçi Partisi dört yıl önce ilk dönemine başladığından beri, yeniden hız kazanılması zaman aldı” değerlendirmesini yaptı.
Avustralya kripto para piyasası, kullanıcı tabanındaki genişleme ve spot ETF gibi geleneksel finans ürünleri üzerinden kriptoya erişimin kolaylaşmasıyla yeni bir büyüme dalgası yakalamış görünüyor. Buna karşın ‘bankacılık erişimi’, ‘ödeme ve cüzdan geliştiricilerinin hangi kapsamda düzenleneceği’ ve ‘yerel stabil kripto projelerinin nasıl destekleneceği’ gibi kritik başlıkların nasıl çözüleceği, piyasadaki bir sonraki evreyi belirleyecek temel ‘değişkenler’ olarak öne çıkıyor.
Yorum 0