뉴 York mahkemesi, Uniswap Labs’a karşı açılan toplu davayı reddetti. Karar, merkeziyetsiz borsa(DEX) yapısı gereği üçüncü tarafların ‘sahtecilik’ eylemleri nedeniyle protokolü geliştiren şirkete doğrudan sorumluluk yüklemenin güç olduğunu yeniden teyit etti. Bu yönüyle karar, DeFi ekosistemi genelinde önemli bir ‘muafiyet’ standardı oluşturduğu şeklinde yorumlanıyor.
Karar, New York Güney Bölge Mahkemesi yargıcı Katherine Polk Failla(Katherine Polk Failla) tarafından verildi. Mahkeme, Uniswap protokolü üzerinden çeşitli dolandırıcılık işlemleri ve token satışları gerçekleşmiş olsa bile, bunları yöneten taraf üçüncü kişiler ise Uniswap Labs’ın doğrudan sorumlu tutulamayacağına hükmetti. Karar metninde, kötüye kullanıma açık ‘Venmo’ ve ‘Zelle’ gibi ödeme hizmetleri örnek gösterilerek, bir platformun sunduğu araçların kötüye kullanılması tek başına hizmet sağlayıcısına otomatik hukuki sorumluluk yüklemek için yeterli olmayacağı vurgulandı.
4’ünde (yerel saatle) verilen kararda, federal hukuka dayalı talepler ‘with prejudice’ yani *nihai ret* ile sonuçlandı. Böylece aynı federal gerekçelerle aynı taraflara karşı yeniden dava açılması büyük ölçüde engellenmiş oldu. Buna karşılık eyalet yasalarına dayanan talepler ‘without prejudice’ yani *şartsız ret* ile kapatıldı ve davacıların bu kısımları güçlendirip yeniden dava açabilmesinin önü açık bırakıldı. Ancak piyasa yorumlarına göre, davanın asıl omurgasını oluşturan federal taleplerin kesin biçimde reddedilmesi, Uniswap Labs açısından en önemli ‘dava riski’ unsurunun ortadan kalktığı anlamına geliyor.
Bu karar, akıllı sözleşme geliştiricilerinin ve protokol operatörlerinin hukuki konumuna ilişkin tartışmalara da doğrudan etki ediyor. Daha önce 2. Daire Temyiz Mahkemesi’nin, akıllı sözleşme yaratıcılarının üçüncü tarafların yasa dışı eylemlerinden sorumlu tutulamayacağı yönündeki değerlendirmesiyle aynı çizgide ilerleyen karar, ‘merkeziyetsizlik’ yapısı içinde sorumluluğun nereye kadar uzanabileceğine dair çerçeveyi daha net hale getirdi. yorum Bu noktada, geliştirici ekibin doğrudan yönettiği eylemler ile tamamen açık kaynak kodun üçüncü taraflarca kullanımı arasındaki çizginin, mahkemelerce giderek daha sert çizildiği görülüyor. yorum
Uniswap, 2018’de Hayden Adams(Hayden Adams) tarafından Ethereum(ETH) üzerinde geliştirilen bir merkeziyetsiz borsa olarak öne çıktı. Otomatik piyasa yapıcı(AMM) modelini geniş kitlelere tanıtan başlıca DeFi projelerinden biri sayılıyor. Geleneksel borsalardaki emir defteri yerine, likidite havuzlarına dayalı otomatik fiyatlandırma yöntemi kullanılıyor ve bu sayede aracı olmadan alıcı-satıcı eşleşmesi sağlanıyor. Bu yapı, DeFi ekosisteminin yayılmasında temel dönüm noktalarından biri olarak görülüyor.
Mahkemenin altını özellikle çizdiği nokta da tam olarak bu ‘aracı yokluğu’. Uniswap protokolünün herkesin erişimine açık kod ve akıllı sözleşmeler üzerinden çalışması nedeniyle, üçüncü tarafların bu altyapıyı kullanarak çıkardığı token’lar veya dolandırıcılık projeleri üzerinde geliştirici şirketin ‘doğrudan kontrol’ sahibi olduğunu söylemenin güç olduğu belirtildi. Sonuç olarak Uniswap Labs’ın iş modeli hukuki açıdan daha güçlü bir savunma hattı kazanmış oldu ve benzer yapıya sahip diğer merkeziyetsiz platformlar için de referans niteliğinde bir emsal karardan söz edilmeye başlandı.
Buna karşın, bu kararın DeFi alanındaki tüm düzenleme tartışmalarını bitirdiğini söylemek mümkün değil. Bir platformun kullanıcı faaliyetlerini ne ölçüde ‘kontrol ettiği’ veya ‘teşvik ettiği’, front-end (web arayüzü) üzerinden ne kadar yönlendirme yaptığı ve pazarlama sürecine ne düzeyde dahil olduğu gibi faktörler, gelecekteki davalarda farklı değerlendirmelere yol açabilir. Yine de Uniswap davasının reddi, geliştirici ekiplerin sorumluluğunun sınırsız biçimde genişletilemeyeceğine dair güçlü bir sinyal vererek, DeFi sektörünün en çok çekindiği hukuki belirsizliklerden bir kısmını azaltan önemli bir dönüm noktası olarak kayda geçti.
Yorum 0