Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

ABD’de Gümrük Vergisi İade Davalarında Patlama: Şirketler On Yıllara Yayılacak Hukuki Sürece Hazırlanıyor

ABD’de Gümrük Vergisi İade Davalarında Patlama: Şirketler On Yıllara Yayılacak Hukuki Sürece Hazırlanıyor / Tokenpost

ABD gümrük vergilerini çevreleyen ‘iade davaları’ patlama noktasına gelirken, küresel ticaret şirketleri uzun bir tahsilat sürecinin eşiğine geldi. Hukuk çevreleri, vergi iadesinin alınma ihtimalini yüksek görse de, sürecin çok katmanlı anlaşmazlıklara dönüşmesi ve yıllara yayılması bekleniyor.

ABD merkezli IT tabanlı uluslararası lojistik ve tedarik zinciri yönetimi şirketi Flexport’un kurucusu ve CEO’su Ryan Petersen, gümrük vergisi iadelerine ilişkin davaların “on yıllar” sürebilecek büyüklüğe ulaşabileceği uyarısında bulundu. Petersen, “İadeleri geri almak için açılan dava hacmi zirve dönemlere benzeyecek ve o zaman da davalar ‘on yıllar’ boyunca sürmüştü” ifadelerini kullandı.

Gümrük vergilerinin şirketlerin kârlılığına doğrudan yansıdığı mevcut yapıda, iade süreci artık basit bir idari işlem değil. ‘Maliyet, zaman ve insan kaynağı’nın yoğun biçimde harcanacağı tam kapsamlı bir hukuki mücadeleye dönüşme potansiyeli taşıyor. Uluslararası işlem hacmi yüksek olan şirketler için hukuki danışmanlık ve dava masrafları daha da artarken, çıkacak kararların gelecekteki ticaret politikaları için ‘emsal’ niteliği kazanması bekleniyor.

Petersen, vergi iadesinin gerçekleşme olasılığını ise oldukça yüksek görüyor. Uluslararası ticaret hukuku uzmanlarıyla yaptığı görüşmelere atıfla, “Üç uluslararası ticaret avukatının üçü de iadenin ‘yüzde 100’ olacağını söyledi. Bir avukatın herhangi bir konuda yüzde 100 demesini ilk kez duydum” diyerek beklentisini ortaya koydu. Buna karşın gümrük vergisi politikalarının tek bir kararla tam anlamıyla netleşmesi zor. Petersen’e göre, Trump yönetimi yürürlükteki bir gümrük vergisinde davayı kaybederse, ‘farklı biçimlerde’ yeni tarife yapılandırmaları gündeme gelebilir ve bu da yeni davalar anlamına gelir.

Bu durumda, şirketler açısından ‘tahsilat’ süreciyle eşzamanlı yürüyen yeni ‘uyum ve savunma’ süreçleri iç içe geçerek, hem finansal planlama hem de operasyonel yönetimde karmaşık bir tablo yaratabilir.

Petersen’in aktardığına göre, gümrük vergisi iadeleriyle ilgili olarak ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi(Court of International Trade) nezdinde bekleyen dosya sayısı 2.000’in üzerinde. “Şu an 2.000’den fazla dava mahkemede ve iade talep ediyor” diyen Petersen, buna rağmen sonucun tahmin edilenden hızlı şekillenebileceğini belirtiyor. Mahkemenin işlem takviminin sıkı olması bu beklentiyi güçlendiriyor. Petersen, Uluslararası Ticaret Mahkemesi’nin 20 Şubat’tan itibaren 30 gün içinde bir sonraki aşamaya yönelik karar vermek zorunda olduğunu, dolayısıyla iadenin akıbetinin göreceli olarak hızlı biçimde görülebileceğini ifade etti.

Şirketler ise bu kararlara göre muhasebe kayıtlarını, fiyatlandırma politikalarını, stok yönetimini ve tedarik zinciri sözleşme şartlarını yeniden düzenlemek zorunda kalacağı için takvimdeki her gelişmeyi yakından izliyor.

Petersen, ABD, Birleşik Krallık ve Hong Kong’un ‘yerleşik olmayan ithalatçı(nonresident importer)’ uygulamasına izin veren az sayıda yargı alanı arasında olmasını da önemli bir değişken olarak gösterdi. Yabancı şirketlerin ABD içinde ‘kayıtlı ithalatçı(importer of record)’ statüsünü üstlenebilmesi, ticaret pratiklerini ve risk paylaşım mekanizmalarını kökten değiştiriyor. Petersen, belirli bir dönemi önce-sonra olarak ayırdığında, yerleşik olmayan ithalatçıların ABD ticareti içindeki payının yaklaşık yüzde 9’dan yüzde 20 seviyesine sıçradığını aktardı.

İthalatçı tarafın kim olduğu değiştikçe, gümrük vergisini ödeme yükümlülüğü, iade talebinde bulunacak asıl taraf, ilgili belge ve beyan zinciri de peş peşe yeniden şekilleniyor. Bu durum, mevcut ve gelecekteki davaların seyrini daha karmaşık hale getiren bir ‘yapısal kayma’ olarak değerlendiriliyor.

Gümrük vergisinin ‘kim tarafından, nasıl’ ödendiği ise yolsuzluk ve usulsüzlük teşvikinin boyutunu doğrudan etkiliyor. Petersen, son dönemde ortaya çıkan asıl farkın “devasa bir sahtecilik teşviği” olduğuna dikkat çekiyor. ABD’li bir şirket doğrudan yurt dışından ürün satın aldığında normal şartlarda vergiyi kendisi ödüyor. Ancak satın alma yapısı değiştirilip, yurt dışındaki fabrika ABD içinde doğrudan satış yapar hale geldiğinde, bu kez yabancı şirketin malın değerini düşük gösterme(‘undervalue’) olasılığı doğuyor.

Gümrük vergisi oranları yükseldikçe bu tür ‘değer düşürme’ veya menşe saptırma gibi yöntemlerin cazibesi de artıyor. Düzenleyici kurumların da buna paralel biçimde menşe, fiyat ve ticaret yapısını daha sıkı incelemesi bekleniyor. Uzmanlara göre, kısa vadeli maliyet avantajı peşinde bu tip riskli yapılara yönelen şirketler için ‘uyum(compliance)’ ve itibar kaybı riski, sonunda çok daha ağır bir ‘bumerang’ olarak geri dönebilir.

Tüm bu gümrük vergisi iade ve anlaşmazlıklarının başlangıç noktası ise ürünlerin doğru kodlanması. Petersen, her ürünün yalnızca tek bir ‘Harmonize Sistem(HS) kodu’ altında sınıflandırılması gerektiğini, sadece daha düşük vergi oranına ulaşmak için keyfi kod seçmenin yasa dışı olduğunu vurguluyor. “Her ürün için tek bir doğru HS kodu vardır. Vergi oranına bakarak sınıflandırmayı seçmek yasadışıdır, sınıflandırma gerçek niteliğe göre yapılmalıdır” diyen Petersen, yanlış kodlamanın hem vergi ziyaı ve cezalı tarhiyat hem de ceza hukuku açısından ciddi riskler taşıdığının altını çizdi.

Özellikle iade başvurusunda bulunacak şirketler için geçmiş beyanların tutarlılığı tekrar mercek altına alınabileceğinden, belge düzeni ve ön denetim süreçlerinin titizlikle yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.

Gümrük vergisi şokunun bir diğer sonucu da üretim üslerinin yeniden konumlandırılması. Petersen, “Üretim büyük ölçüde Güneydoğu Asya ve Latin Amerika’ya kayıyor, bu iki bölge büyük kazananlar” diyerek, artan gümrük vergileri, regülasyon baskısı ve jeopolitik risklerin birleşimiyle şirketlerin tek ülkeye bağımlılığı azaltma ve üretimi coğrafi olarak dağıtma eğilimini güçlendirdiğini söylüyor.

Son tahlilde gümrük vergisi iade davaları, yalnızca mahkeme salonlarında çözülecek teknik bir uyuşmazlık değil. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden dizaynını, sözleşme yapılarını ve riskin kim tarafından taşınacağını yeniden tanımlayan ‘yapısal bir dönüşüm’ olarak okunuyor. İadelerin fiilen gerçekleşme ihtimali yüksek görülürken, piyasa artık iadenin ‘toplam büyüklüğü’ ve ‘hızı’nın yanı sıra, bunu takip edecek yeni gümrük vergisi düzenlemeleri ve davalarının küresel ticaret dengelerine nasıl yansıyacağını da dikkatle hesaplıyor.

Bu arada, won/dolar kuru 1 dolar başına 1.476,70 won seviyesinde seyrediyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Baş makale

Michael Saylor’dan Bitcoin(BTC) Teminatlı ‘Dijital Kredi’ Hamlesi: Solana(SOL) ve Ethereum(ETH) ile Zincir Üzeri Yapılandırılmış Finans Modeli

Uzmanlardan XRP(Ripple) için 100 Dolar ve Üzeri Tahmini: ‘Fiyat Değil Altyapı Devrimi Tartışılıyor’

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1