Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Jesse Walden: Kriptoda Büyümenin Kuzey Yıldızı ‘Günlük Aktif Trader’ ve Permissionless Piyasalar

Jesse Walden: Kriptoda Büyümenin Kuzey Yıldızı ‘Günlük Aktif Trader’ ve Permissionless Piyasalar / Tokenpost

‘Temel çıkarımlar’

- Kripto platformlarının ‘büyüme’ ve ‘sağlık’ durumunu ölçmek için öne çıkan gösterge, ‘günlük aktif trader’ (gün içinde en az bir kez işlem yapan katılımcı sayısı) haline geliyor.

- Dijital medya varlıklarında standardı belirleyen şey teknoloji değil, ‘piyasa’. İşlem gören format ve kurallar, sektör genelinde fiili standartları yukarı doğru itiyor.

- Blokzincir, farklı türde pek çok piyasanın ortaya çıkmasını mümkün kılıyor ve bunun sonucu olarak ‘finans’ kavramının kapsamını genişletiyor.

- ‘Permissionless(izne tabi olmayan)’ piyasalar, düzenleyicilerin ve kurumsal yapının bakış açısını değiştiren bir çeşit ‘değişim hızlandırıcısı’ işlevi görebiliyor.

- Kripto varlık sınıfı, aracıları azaltarak işlem maliyetini düşüren yapısal avantajı sayesinde ölçek olarak daha da büyüme potansiyeline sahip.

- Yeni protokoller, geliştirici ve kullanıcıların ‘yeni davranışlar’ geliştirmesini mümkün kılıyor; bu davranışlar biriktikçe piyasa dönüşümü ve inovasyon tetikleniyor.

- Kriptonun ‘izin gerektirmeme’ ve ‘programlanabilirlik’ özellikleri, çok farklı piyasalar için altyapı olmaya uygun görülen başlıca nitelikler olarak öne çıkıyor.

- Tahmin piyasaları ve stablecoin(istikrarlı kripto para) gibi yeni alanlar, genellikle önce görece ‘düşük regülasyonlu’ bölgede büyüyor, ölçek kazandıkça ise düzenleyici çerçevenin içine çekiliyor.

- Temelde altyapı ‘merkezsiz’ olsa bile, kullanıcı çoğu zaman borsa ya da uygulama gibi ‘merkezileşmiş arayüzler’ üzerinden sisteme giriyor.

- Düzenleyici kurumların, merkezsiz protokoller ile merkezileşmiş ürünler arasındaki farkı anlaması için bir tür ‘regülasyon eğitimi’ gerektiği vurgulanıyor.

- Kripto piyasaları, ‘düşük regülasyon → yayılım → regülasyonun yerleşmesi’ şeklinde özetlenebilecek bir yaşam döngüsü izliyor.

- Finans ile kültür arasındaki kesişimde yeni mülkiyet ve işlem biçimleri ortaya çıkıyor, bu da geleneksel finansın kurallarını yeniden yazıyor.

‘Konuk kimdir?’

Kripto odaklı girişim sermayesi şirketi Variant Fund’un kurucu ortağı ve genel ortağı olan Jesse Walden(Jesse Walden), erken aşama kripto ağlarına ve ‘sahiplik ekonomisi(ownership economy)’ inşa eden platformlara yatırım yapmasıyla tanınıyor. Daha önce Andreessen Horowitz’in kripto ekibinde yatırım ortağı olarak çalıştı ve dijital medyada telif hakkı ile katkı payı(attribution) ilişkisini çözmeyi hedefleyen merkezsiz protokol Mediachain Labs’i ortaklaşa kurdu; bu girişim 2017’de Spotify tarafından satın alındı. Grammy ödüllü sanatçıların da yer aldığı bir müzik yönetim şirketi yürütmüş olması sayesinde Walden, ‘piyasa’ ile ‘teknolojinin’ kültür ve finans alanlarında nasıl iç içe geçtiğini sahada gözlemlemiş bir isim olarak öne çıkıyor.

‘Kriptoda günlük aktif trader neden önemli?’

Walden’ın pek çok kurucuyla konuşurken tekrar tekrar karşısına çıkan ‘kuzey yıldızı metriği’ günlük aktif trader sayısı. Kendi ifadesiyle, “birlikte çalıştığım kurucuların büyük bölümü, tek bir kuzey yıldızı KPI’a, yani günlük aktif trader sayısına koşuyor.”

Bu metrik, sıradan ziyaretçi sayısına göre piyasa katılımının yoğunluğunu daha iyi gösteriyor. Gerçek işlemlerin gerçekleştiği platformlarda likiditenin derinleşmesi, fiyat keşfinin iyileşmesi ve topluluğun sürekliliğinin artması bekleniyor. Kripto servislerinin ‘network effect’ ile büyüyen yapılara dayanması nedeniyle, günlük aktif trader sayısı bir platformun canlılığını ve büyüme potansiyelini anlamak için adeta lakmus kâğıdı işlevi görüyor.

‘Dijital medyada yeni standardı ne belirliyor?’

Walden’ın Mediachain deneyiminden çıkardığı temel ders net: standartlar, komitelerin hazırladığı bildirilerle değil, ‘piyasanın’ fiili tercihiyle şekilleniyor. Kendi sözleriyle, “o girişimden aldığım en büyük derslerden biri, yeni standardı aslında piyasanın belirlediği gerçeğiydi.”

Dijital medya varlıklarında dosya formatı ya da metadata gibi teknik unsurlar elbette önemli; ancak son sözü, bu varlıkların ‘nasıl işlem gördüğü’ söylüyor. Piyasada en yaygın benimsenen hak türleri ve ödeme–tahsilat yapıları, zamanla sektörün temel pratiğine dönüşüyor. Bu pratikler de dönüp protokol ve platform tasarımına geri yazılıyor. Blokzincir tabanlı medya deneyleri de Walden’a göre bu aynı piyasa mantığı içinde ilerliyor.

‘Blokzincirin dönüştürücü potansiyeli’

Walden, blokzinciri özünde bir ‘piyasa üreticisi’ olarak konumlandırıyor. “Blokzincir, çok daha fazla sayıda piyasanın ortaya çıkmasını sağlıyor ve bununla birlikte finansın tanımını genişletiyor” diyor.

Geleneksel finans, kredi, ödeme, menkul kıymet gibi belirli ürün başlıkları etrafında kurumsallaşmış durumda. Buna karşılık blokzincir, varlık ihraç, işlem ve mutabakat süreçlerini kodla birleştirerek yeni kombinasyonları kolaylaştırıyor. Böylece önceden piyasa konusu olması zor görülen hak ve varlıklar – içerik katkısı, topluluk üyeliği, oyun içi varlıklar gibi – fiyat keşfine konu olan işlem kalemlerine dönüşebiliyor. Walden’ın ‘finansın genişlemesi’ ifadesi tam da bu dönüşümü işaret ediyor.

‘Permissionless piyasalar değişimi nasıl tetikliyor?’

Regülasyon tartışmasında en keskin noktalardan biri, permissionless piyasaların etkisi. Walden’a göre “izin gerektirmeyen piyasalar, değişimin katalizörü gibi çalışıyor ve düzenleyicileri ile kurumları harekete geçirebiliyor.”

Onun bakışında regülasyon, masa başında kusursuz bir plan olarak tamamlanmıyor; çoğu kez önce piyasada fiilen işleyen yeni davranış kalıpları ortaya çıkıyor, bunlar yayıldıkça geleneksel sistem bunlara yanıt vermeye zorlanıyor. Yani permissionless piyasalar hem regülasyonun ‘hedefi’, hem de regülasyonun ‘nedeni’ haline geliyor. Walden, bu gerilimin kripto endüstrisinin yapısal bir özelliği olarak sık sık yeniden sahneye çıkacağını düşünüyor.

‘Kripto varlık sınıfının büyüme alanı’

Walden, kripto varlık sınıfının bugünkünden daha büyük bir ölçeğe ulaşacağını öngörüyor. “Bu varlık sınıfı gelecekte daha büyük olacak” yorumu, ona göre bir tür iyimser temenniden çok, maliyet yapısına dayalı bir tespit.

Başlıca büyüme motoru olarak ‘aracıların azaltılması’ ile düşen işlem maliyetlerini görüyor. Geleneksel piyasalarda alım satım, saklama, takas ve mutabakat süreçleri farklı kurumlara dağılmış durumda; ücretler ve zaman maliyeti buna göre şişiyor. Kriptoda ise protokoller bu fonksiyonların bir bölümünü otomatikleştirerek maliyetleri aşağı çekebiliyor. Ancak bu tablo, kullanıcı koruması, risk yönetimi ve regülasyona uyum gibi başlıklarda yeni sorun ve görevleri beraberinde getiriyor; Walden bu noktayı da önemli bir piyasa değişkeni olarak kayda geçiriyor.

‘Piyasa inovasyonunda kripto protokollerinin rolü’

Walden, inovasyonun başlangıç noktasını ‘protokol’ olarak tanımlıyor. “Protokoller önce geliştirici ve kullanıcıların yeni davranışlar sergilemesini mümkün kılıyor” diyor.

Bu ‘yeni davranışlar’a örnek olarak, herkesin likidite sağlayıp komisyon geliri elde edebildiği otomatik piyasa yapıcılar, teminat yatırarak anında kredi almayı sağlayan on-chain para piyasaları ve token teşvikleriyle ağ katılımını yönlendiren tasarımlar gösterilebilir. Bu davranışlar tekrarlanıp yerleştiğinde piyasa aktörlerinin beklentileri değişiyor; beklentideki bu kayma da yeni ürün ve iş modellerini tetikliyor. Walden, kripto piyasalarındaki dönüşümün esasen bu döngü üzerinden işlediğini savunuyor.

‘Kripto neden ideal piyasa altyapısı olabilir?’

Walden’a göre “kripto, uzun vadede pek çok piyasa için ‘doğru raylar(rails)’ haline gelecek.” Buradaki ‘ray’ kavramı, ödeme ağları ve mutabakat katmanı gibi piyasaların işlemesini sağlayan temel altyapıyı ifade ediyor.

Odaklandığı üstünlükler ‘permissionless’ ve ‘programlanabilirlik’. Herkesin erişebildiği ve kuralların koda gömülerek otomatik çalıştığı bir altyapı, yeni piyasa kurmanın başlangıç maliyetini aşağı çekiyor. Özellikle çok sayıda farklı aktörün birlikte işlem yaptığı küresel pazarlarda ortak altyapının verimi arttıkça, kriptonun üstlenebileceği rolün de genişleyeceği görüşünde.

‘Yükselen kripto piyasalarının yaşam döngüsü’

Yeni kripto piyasalarının nasıl geliştiğine dair Walden, bir ‘yaşam döngüsü’ çerçevesi öneriyor. “Tahmin piyasaları ve stablecoin’ler, nispeten daha az regüle edilen alanda filizlenip, ardından regülasyon kapsamına girme eğiliminde” sözleriyle, ilk aşamada gri alanda talebin ispatlandığını, ölçek büyüdükçe ise denetimin devreye girdiğini anlatıyor.

Bu perspektif piyasa oyuncuları için iki çıkarım sunuyor: Birincisi, regülasyon boşlukları kalıcı bir rekabet avantajı yaratmakta zorlanıyor. İkincisi, regülasyonun yönü ve tonu, büyük oranda piyasada ortaya çıkan ‘gerçek kullanım örnekleri’ tarafından belirleniyor. Dolayısıyla daha tasarım aşamasında ‘regülasyon riskini’ bir parametre olarak kabul etmek ve geleneksel sistemle nasıl temas kurulacağını planlamak kritik hale geliyor.

‘Kullanıcı deneyimi: merkezsizlik ile arayüz gerçeği’

Walden, merkezsizliğin ideali ile günlük kullanıcı deneyimi arasındaki mesafeye de işaret ediyor. Ona göre “alt yapıda izin gerektirmeyen bir merkezsizlik var ama kullanıcının gördüğü yüz genellikle merkezileşmiş arayüzler.”

Çoğu kullanıcı on-chain protokollerle doğrudan etkileşmek yerine, borsalar, cüzdan uygulamaları ya da aracılık platformları gibi merkezileşmiş kapılar üzerinden ekosisteme giriyor. Bu kurgu, kullanım kolaylığını artırsa da belirli oyunculara bağımlılığı derinleştiriyor ve düzenleme açısından odak noktası yaratıyor. Walden’ın temel vurgusu, ‘protokol(altyapı)’ ile ‘servis(temas noktası)’ ayrımının netleştirilmesi gerektiği. Sorumluluk ve regülasyon tartışması da bu ayrım üzerinden daha sağlıklı şekillenebilir.

‘Kriptoda regülasyon eğitimi neden kritik?’

Walden, regülasyon ortamının kalitesini belirleyen ana faktörün ‘anlama düzeyi’ olduğunu düşünüyor ve kamu otoritelerine yönelik eğitimin öneminin altını çiziyor. “Temel işlevleri düzenleyici kurumlara anlatacak akıllı insanlara ihtiyacımız var” diyor.

Özünde amaç, merkezsiz protokollerin sunduğu fonksiyonlarla, merkezileşmiş kurumların sunduğu ticari ürün ve hizmetlerin aynı kefeye konmamasını sağlamak. Protokoller kimi zaman kamusal bir altyapı gibi çalışabilirken, son kullanıcıya hizmet sunan işletmeler bambaşka türde risk ve sorumluluk üstleniyor. Piyasalar ‘düşük regülasyon → yayılım → regülasyonun yerleşmesi’ çizgisinde ilerliyorsa, bu geçiş anlarında sağlıklı bir regülasyon eğitimi hem karmaşayı azaltan, hem de kurumsallaşma maliyetini düşüren bir araç haline gelebilir.

Walden, kriptonun bir sonraki aşamasının yalnızca teknolojik olgunlukla değil, piyasa katılım biçimleri ve regülasyon çerçevesinin ne kadar hızlı şekilde güncellenip gerçek kullanıma uyum sağlayacağıyla belirleneceği görüşünde.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1