Amerikan Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu(SEC), kripto paraların ne zaman ‘federal menkul kıymetler yasası’ kapsamına girdiğine dair yeni bir yorum rehberi yayımlayarak, 10 yılı aşkın süredir süren düzenleyici belirsizliği gidermeye dönük ilk ciddi adımı attı. Sektörün uzun süredir talep ettiği ‘net kurallar’ ortaya konulursa, piyasada bugüne kadar baskın olan denetim ve yaptırım odaklı yaklaşımın, öngörülebilir ve ‘kural temelli’ bir çerçeveye kayabileceği yorumları yapılıyor.
SEC, bu yorum belgesiyle kripto varlıkların ‘sınıflandırmasını(taxonomy)’ netleştirirken, bunların ‘çoğunun menkul kıymet olmadığı’ sonucuna açıkça yer verdi. ABD’li yatırımcılar ve projeler, bugüne dek bir token’ın hangi noktada menkul kıymet sayılacağı konusunda muğlak bir ortamda faaliyet yürütüyordu. Düzenleyici kurum ise gelen soruları çoğu zaman yanıtsız bırakmak, piyasaya giriş bariyerlerini yükseltmek ve yalnızca belirli dosyalar üzerinden ‘seçici yaptırım’ uygulamakla eleştiriliyordu. SEC, yeni adımı ‘piyasada tüm aktörlerin kuralları bildiğinde verimliliğin arttığı’ ilkesiyle temellendiriyor ve bunu, geçmiş yaklaşımlardan geri dönüş anlamına gelen ‘önemli bir dönüm noktası’ olarak nitelendiriyor.
Yeni çerçeveye göre menkul kıymet sayılmayan kripto varlıklar dört ana başlıkta toplanıyor: dijital emtialar(digital commodities), dijital koleksiyon ürünleri(digital collectibles), dijital araçlar(digital tools) ve ‘GENIUS Yasası’ kapsamında tanımlanan ödeme amaçlı stabil kripto paralar(payment stablecoins). Federal menkul kıymetler yasasının doğrudan kapsamına giren segment ise ‘dijital menkul kıymetler(digital securities)’ olarak belirleniyor. Hisse senedi veya tahvil gibi geleneksel menkul kıymetlerin tokenleştirilmiş biçimleri bu gruba giriyor. SEC, bu ayrımın kurumun rolünü yeniden asli görevine döndürdüğünü savunuyor: Buna göre düzenleyici, ‘menkul kıymet işlemleri’ alanında yatırımcı korumasına odaklanacak, bunun dışındaki alanları ise gereksiz yere kendi yetki alanına çekerek tüm sektörü baskı altına almaktan kaçınacak. yorum Bu yaklaşım, kripto varlıkların otomatik olarak menkul kıymet sayılmasına dayanan önceki, daha katı okumadan açık bir kopuş olarak görülüyor. yorum
Yorum rehberinin bir diğer ayağı, ABD Yüksek Mahkemesi içtihadı olan ‘Howey(havy) testi’nin kripto paralar için nasıl uygulanacağını somutlaştırması. Howey testi, bir işlemin ‘yatırım sözleşmesi(investment contract)’ olup olmadığını değerlendirirken; para yatırımı, ortak bir girişim ve başkalarının esaslı yönetimsel veya girişimci çabalarına bağlı olarak makul bir kazanç beklentisi unsurlarını inceliyor. SEC, erken aşamadaki blokzincir projelerinin yazılım, protokol veya ağ geliştirme ile bağlantılı ‘fon toplama işlemleri’ kapsamında token satışı yapmasına özel olarak değiniyor. Buna göre, proje ekibi alıcıların ‘ekibin sürekli çabasına’ güvenerek ‘getiri’ beklemesini sağlayan ‘açık bir taahhütte’ bulunmuşsa, bu tür satışlar yatırım sözleşmesi sayılabilecek. Yani odak, token’ın kendisinden çok, token satışının yapısı ve verilen taahhütlerin niteliğine kayıyor. yorum Bu, aynı token’ın farklı ihraç veya dağıtım şekillerine göre farklı hukuki muamele görebileceği anlamına geliyor. yorum
SEC ayrıca yatırım sözleşmesinin ‘ne zaman sona erdiğine’ dair tutumunu da netleştirdiğini bildiriyor. Buradaki kilit kavram ‘açık ve anlaşılır bilgilendirme(disclosure)’. Proje ekibinin, yatırımcıların hangi hakları satın aldığını anlayabilmesi için kendi ‘ifadelerini(representations)’ ve ‘taahhütlerini(promises)’ şeffaf biçimde ortaya koyması gerektiği vurgulanıyor. Bu çabaya konu olan iş planı veya geliştirme faaliyetleri tamamlandığında ya da vaat edilen hedefler gerçekleştirildiğinde, alıcılar artık ekibin esaslı çabalarına dayalı bir getiri beklemeyecek ve o noktada yatırım sözleşmesi hukuken sona erebilecek. Başka bir deyişle, Howey testindeki ‘bağımlılık(reliance)’ unsuru, proje ekibinin gerçekten yerine getirmeyi planladığı ‘açık ve tartışmasız taahhütlerden’ doğmalı; belirsiz beklentiler veya salt piyasa havası üzerinden projelere süresiz menkul kıymet yükümlülüğü dayatılmamalı. yorum Bu yaklaşım, belirli koşullar yerine getirildiğinde bazı token’ların zaman içinde ‘menkul kıymet statüsünden çıkabileceği’ bir senaryonun da önünü açıyor. yorum
SEC, yayımlanan yorumun Kongre’de görüşülen iki partili piyasa yapısı tasarısıyla da uyumlu olduğunun altını çiziyor. Yasama yetkisinin Kongre’ye ait olduğunu hatırlatan kurum, Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu(CFTC) Başkanı Michael Selig ile birlikte ‘CLARITY Yasası’nın hayata geçirilmesine hazırlanma iradesi gösteriyor. Ancak nihai yasal süreç tamamlanmadan önce bile piyasanın talep ettiği ‘sorumlu düzenleme yaklaşımını’ sunmaya kararlı olduğu mesajını veriyor. SEC, düzenleyicinin görevinin ‘değer yargısı(merit)’ dayatmak değil, ‘tarafsız netlik’ sağlamak olduğunu vurgulayarak, projelerin nasıl tasarlanması gerektiğine dair yönlendirici bir niyet taşımadığını da ekliyor. Bunun yerine net kuralların, kurumsal kaynakların ‘dolandırıcılıkla mücadele’ ve ‘piyasa bütünlüğünün korunması’ gibi asli alanlarda daha etkin kullanılmasını mümkün kılacağını savunuyor.
SEC’ye göre, ABD sermaye piyasaları bugüne kadar teknolojik yeniliği kucaklarken yatırımcı korumasını da elden bırakmayarak küresel ölçekte en yüksek güven düzeylerinden birine ulaştı. Blokzincir ve kripto paralar için de aynı dengenin yeniden kurulması gerektiği, bu yeni yorumla ortaya konan temel vizyon. SEC, ‘milyonlarca Amerikalının katılım gösterdiği kripto para piyasasının uzun süredir beklediği netliği hak ettiğini’ vurgularken, bu doğrultuda Başkan Trump liderliğinde ilerlediklerini belirtiyor.
Yorum 0