Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Kraken işletmecisi Payward’dan Etana Custody’ye 25 milyon dolarlık Ponzi tipi saklama davası

Kraken işletmecisi Payward’dan Etana Custody’ye 25 milyon dolarlık Ponzi tipi saklama davası / Tokenpost

Kraken borsasının işletmecisi Payward, eski saklama ortağı Etana Custody’yi müşteri fonlarını kötüye kullanmakla suçlayarak en az 25 milyon dolar (yaklaşık 368 milyar won) tutarında ‘tazminat’ davası açtı. Böylece kripto para piyasasında uzun süredir tartışma konusu olan ‘saklama riski’ yeniden gündemin merkezine yerleşti.

Payward’ın Mayıs’ta ABD Colorado federal mahkemesine sunduğu güncellenmiş dava dilekçesine göre şirket, Etana Custody ve CEO’su Dion Brandon Russell’ın, kendilerine emanet edilen müşteri fonlarından 25 milyon doların üzerinde tutarı izinsiz şekilde kullandığını iddia ediyor. Payward, yıllar boyunca ‘fiat on–off ramp’ ortağı olarak Etana’ya yüz milyonlarca dolarlık fon emanet ettiklerini, ancak 2025 Nisan’ında yaklaşık 25 milyon dolarlık ‘rezerv çekim talebi’ sırasında sorunun açığa çıktığını belirtiyor. İddiaya göre Etana, “tahsilat/uzlaşma sorunu” gerekçesiyle ödemeleri geciktirdi ve bu süreçte defalarca ‘yanıltıcı açıklama’ yaptı.

Dava belgelerinde, Etana’nın ilgili tarihte bu çekim talebini karşılayacak ‘likit varlığa’ sahip olmadığı, fon açığını yeni müşteri girişleriyle kapatmaya dayalı bir yapıya yaslandığı öne sürülüyor. Payward, bu durumu doğrudan ‘Ponzi şemasına benzer bir işleyiş’ olarak tanımlıyor.

Payward, Etana’nın müşteri varlıklarını ‘ayrı hesaplarda saklamak’ yerine şirket ‘operasyon giderleri’ ve ‘yüksek riskli yatırımlar’ için kullandığını da iddia ediyor. Örnek olarak yaklaşık 16 milyon doların Seabury Trade Capital’in ‘bono/vaat senedi’ ürünlerine yatırıldığı, bu yatırımın temerrüde düşmesiyle birlikte söz konusu tutarın geri alınamadığı aktarılıyor. Ayrıca, bazı ‘döviz hedge stratejilerinde’ de müşteri fonlarının kullanıldığı, bu işlemlerden doğan getirinin ise şirkete yazıldığı savunuluyor.

En kritik noktalardan biri ise, bu tabloya rağmen müşterilere sunulan ‘hesap ekstreleri ve dashboard’ ekranlarında varlıkların eksiksiz ve güvenli şekilde tutulduğunun gösterilmiş olması. Dilekçeye göre, içeride likidite açığı büyürken dışarıya “her şey normal” izlenimi verildi; bu da Payward’a göre doğrudan ‘yanlış beyan’ anlamına geliyor.

Wyoming merkezli Etana, 2025’te Colorado düzenleyicilerinden ‘faaliyet durdurma emri’ ve ‘sermaye yeterliliği’ baskısı aldıktan sonra aynı yıl Kasım ayında resmi ‘tasfiye süreci’ne girdi. Bugün itibarıyla şirket, mahkemece atanan bir ‘kayyım/yönetici’ tarafından kontrol ediliyor. Payward, en az ‘25 milyon dolarlık tazminata’ ek olarak “medeni hukuk kapsamında hırsızlık” suçlaması üzerinden ‘üç kat tazminat’, ayrıca ‘ihtiyati tedbir kararları’ ve ‘yargılama giderlerinin’ de karşılanmasını talep ediyor. Şirket, Russell’ın Etana’nın günlük işleyişini fiilen tek başına yönettiğini, ‘fonların uygunsuz kullanımı ve sonrasındaki gizleme çabalarına’ da bizzat liderlik ettiğini iddia ediyor.

Kraken’in dava ekibinden Matt Turetzky, “Müşteri fonlarını ya da şirketimizi aldatan kim olursa olsun, sonuna kadar ‘hesap soracağız’” açıklamasını yaptı. Etana cephesi ise haberin yazıldığı an itibarıyla herhangi bir ‘resmi yanıt’ paylaşmış değil.

Bu dava, kripto ekosisteminde defalarca karşımıza çıkan ‘saklama/counterparty riski’ sorununu yeniden alevlendirmiş durumda. Piyasa katılımcıları, borsa ve saklama kuruluşlarının müşteri varlıklarını gerçekten ‘tümüyle elinde tutup tutmadığı’ ve ‘talep edildiğinde eksiksiz iade edip edemeyeceği’ sorusuna hâlâ net bir yanıt bulabilmiş değil. ‘Geleneksel finans’ tarafında yaygın olan zorunlu ‘varlık ayrıştırma, sigorta, gözetim ve denetim standartları’ kriptoda henüz aynı düzeyde standartlaşmadığı için, saklanan varlıkların gerçekten ne ölçüde ‘tam karşılıkla tutulduğunu’ bağımsız biçimde doğrulamak oldukça zor.

FTX çöküşü, çeşitli orta ölçekli saklama şirketlerinin batışı ve son olarak kurumsal kredi platformu Blockfills’in yaklaşık 75 milyon dolarlık zarar ve ‘müşteri fonu suistimali şüphesi’ eşliğinde iflasa sürüklenmesi gibi örnekler, bu yapısal kırılganlığın somut yansımaları olarak öne çıkıyor. Tüm bu vakalar, kripto piyasasında güven sarsıldığında ‘piyasa şoklarının’ ne kadar hızlı ve sert yayıldığını da tekrar hatırlatıyor.

Payward–Etana davası, sonuçta tek bir basit ama kritik soruyu gündeme taşıyor: Müşteri varlıkları gerçekten ‘ayrı hesaplarda’ mı duruyor, yoksa görünmeyen bir yerde ‘operasyon ve likidite riskine’ mi maruz bırakılıyor? Kripto para endüstrisinin kalıcı ve kurumsal ‘güven’ inşa edebilmesi için bu soruya şeffaf, denetlenebilir ve düzenleyici çerçeveyle desteklenmiş bir yanıt üretmesi gerekiyor. Bu alan, sektörün önündeki en temel ‘yapısal ödev’ olarak duruyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1