비itcoin(BTC)’in ‘kuantum zayıf coin dondurma’ tartışması yeni bir döneme giriyor. Sıfır bilgi ispatı(‘zero-knowledge proof’) teknolojisinin somut bir ‘geri alma yolu’ olarak uygulanmaya başlamasıyla, dondurmanın ‘kalıcı yakım’ değil, geri çözülebilir bir ‘kilitleme’ olabileceği yönündeki görüşler güç kazanıyor.
24’ünde (yerel saatle), kuantum odaklı araştırma topluluğu Project Eleven’in teknik duyurusu ve daha önce nisan ayında sunulan BIP-361 taslağı bu tartışmanın merkezine yerleşmiş durumda.
Bitcoin(BTC) çekirdeğiyle bağlantılı geliştiricilerden Jameson Lopp(Jameson Lopp) ve beş isim daha, nisan ayında BIP-361 adlı bir iyileştirme önerisi sundu. Bu taslak, kuantum bilgisayarların yaygınlaştığı ‘Q-Day’ senaryosuna hazırlık olarak, zincir üzerindeki kuantuma karşı zayıf adreslerin kademeli biçimde kullanım dışı bırakılmasını öngörüyor. Plana göre bu adreslere 3 yıl sonra yeni para girişi engellenecek, 5 yılın sonunda ise taşınmamış varlıklar dondurulacak.
Hedeflenen adresler, toplam arzın en az ‘%34’lük’ bölümünü oluşturuyor. Bu kapsamda, Satoshi Nakamoto(Satoshi Nakamoto) olduğu düşünülen cüzdanlarda yer alan yaklaşık ‘1,1 milyon BTC’ de yer alıyor. Yorum: Burada rakamların tartışmalı tahminlere dayandığı, on-chain analiz şirketleri arasındaki hesaplamaların da tamamen örtüşmediği biliniyor.
‘Q-Day’, kuantum bilgisayarların bir kamu anahtarından özel anahtarı geri hesaplayabilecek kadar güçlendiği noktayı ifade ediyor. Böyle bir senaryoda dijital imzalar, ağ için artık güvenilir bir ‘mülkiyet ispatı’ olmaktan çıkacak. Aynı UTXO üzerinde hem gerçek sahibi hem de saldırgan imza üretebildiğinde, Bitcoin(BTC) ağı bu ikisini ayırt edemeyecek.
Bu tehdide karşı geliştirilen yeni yaklaşımın merkezinde ‘sıfır bilgi ispatı’ teknolojisi yer alıyor. Project Eleven, kısa süre önce, kullanıcıların özel anahtar ayrıntılarını açıklamadan kendi varlıklarını kurtarmalarına imkân tanıyan bir ‘ZK tabanlı geri alma’ yöntemini laboratuvar ortamında çalıştırdığını duyurdu. Sıfır bilgi ispatı, özetle, belirli bir bilgiyi ‘detayını paylaşmadan’ bildiğinizi kriptografik olarak kanıtlamanızı sağlayan bir yöntem.
Buradaki temel fikir, modern cüzdanların ‘anahtar üretim yapısı’ üzerinden ilerliyor. 2012 sonrası yaygınlaşan HD(‘hierarchical deterministic’) cüzdanlar, üst düzey bir anahtardan ‘ağaç yapısı’ şeklinde alt anahtarlar türetiyor. Kullanıcı, bu üst anahtarı (veya ona giden türetme yapısını) bildiğini sıfır bilgi ispatıyla kanıtladığında, aslında ağaçtaki ilgili alt adreslerdeki Bitcoin(BTC) üzerinde hak iddia etmiş oluyor.
Teknik tasarıma göre bu ispat belirli bir işleme ‘bağlanabiliyor’. Böylece aynı ispat, hem mülkiyetin kimde olduğunu doğruluyor, hem de ilgili çıktının yeni bir adrese taşınmasını mümkün kılıyor. Yorum: Basitçe söylemek gerekirse, “bu ağacın kökünü bildiğimi kanıtlıyorum, dolayısıyla bu dal da bana ait; şimdi bu dalı şuraya taşı” mantığı çalışıyor.
Performans tarafında da sonuçlar pratik kullanıma yakın görünüyor. Project Eleven’in paylaştığı ölçümlere göre, M5 MacBook Air üzerinde bir ispat üretimi yaklaşık ‘243 milisaniye’ sürerken, doğrulama ‘40 milisaniye’ seviyesinde tamamlanıyor. Tüm süreç GPU gerektirmeden, yaklaşık ‘2 GB’ sistem belleğiyle çalışabiliyor ve ek bir ‘güvenilir kurulum’ aşaması talep etmiyor. Bu da, Bitcoin(BTC) gibi merkeziyetsiz ve muhafazakâr bir ağ için önemli bir teknik kriter.
Ancak yeni yaklaşım, özellikle Satoshi Nakamoto’ya atfedilen arz söz konusu olduğunda önemli bir ‘mimari sınıra’ takılıyor. Sıfır bilgi ispatına dayalı bu kurtarma modeli, doğası gereği bir ‘üst anahtar’ veya ‘tohum yapı’ gerektiriyor. Bu da yalnızca BIP-32 standardının devreye girdiği 2012 sonrasında üretilen HD cüzdanlar için geçerli.
2012 öncesinde kullanılan klasik Bitcoin(BTC) cüzdanlarında her adres, birbirinden bağımsız, tekil anahtar çiftleriyle oluşturuldu. Satoshi Nakamoto’nun 2009–2010 arasında kazdığı düşünülen bloklardaki adresler, kamu anahtarının zincir üzerinde doğrudan göründüğü eski formatta ve bunlara bağlı bir ‘türetme ağacı’ hiç oluşmadı. Dolayısıyla bu varlıklar için ortada, sıfır bilgi ispatına bağlanabilecek bir ‘üst anahtar’ yok.
Aynı durum, 2012 öncesinde oluşturulmuş erken dönem cüzdanların büyük kısmı için de geçerli. Bu nedenle BIP-361’in hedef aldığı ‘eski ve uzun süredir hareketsiz Bitcoin(BTC)’lerin önemli bir bölümü, ZK tabanlı çözümlerle geri alınabilir kapsamın dışında kalıyor. Yorum: Bu da, ağın en çok gündem olan “Satoshi coin’leri kurtarılabilir mi?” sorusuna, mevcut yaklaşımla pratikte ‘hayır’ cevabı verildiği anlamına geliyor.
Project Eleven, geliştirdikleri sistemin hâlâ ‘ilk aşamada’ olduğunu vurguluyor. Şu anda yalnızca üç adres şekli destekleniyor; Taproot gibi daha yeni çıktı türleri henüz bu çerçeveye dahil edilmiş değil. Ayrıca teknik gösterimler test ortamıyla sınırlı; gerçek Bitcoin(BTC) blok zinciri üzerinde çalışmış bir geri alma işlemi bulunmuyor.
Yine de ‘dondurma’ kavramının anlamı, bu gelişmelerle birlikte tartışma gündeminde şekil değiştiriyor. BIP-361 ilk açıklandığında, uzun süredir harcanmamış coin’lerin tek taraflı biçimde dondurulması, Bitcoin(BTC)’in ‘kalıcı mülkiyet’ ve ‘dokunulmazlık’ ilkelerini zedelediği gerekçesiyle ciddi eleştiri toplamıştı. Ancak ağ düzeyinde bir kilitleme uygulanırken, teknik olarak ‘sahibi olduğunu ispatlayabilen’ kullanıcıya geri alma imkânı verilebilecekse, bu varlıkların kategorisi ‘yakılmış’ coin’den çok ‘güvenlik gerekçesiyle kilitlenmiş’ coin’e kayabilir.
Buna karşın önemli bir sınır çizgisi korunuyor: ZK tabanlı yöntemle varlıkların geri alınabilmesi için, kullanıcıların hâlâ ‘tohum ifadelerini’ veya üst anahtar bilgilerini ellerinde tutuyor olmaları gerekiyor. Yani bu yaklaşım, bilgiye sahip olmayan kullanıcı adına hareket eden herhangi bir üçüncü tarafa ‘zorla kurtarma’ yetkisi tanımıyor. Yorum: Bu, mülkiyetin son kertede yine özel anahtar bilgisine dayandığı ilkeyi koruyor.
Sonuç olarak Bitcoin(BTC), kuantum hesaplama tehdidi altında ‘güvenlik’ ile ‘değiştirilemezlik’(‘immutability’) arasındaki dengeyi yeniden tartmak zorunda kaldığı bir eşiğe gelmiş durumda. BIP-361 ve Project Eleven’in sıfır bilgi ispatı tabanlı çözümü, teknik açıdan bir ‘orta yol’ öneriyor: Zayıf adresleri riskten arındırırken, gerçek sahiplerin varlıklarını geri almasına imkân vermeye çalışan bir yapı.
Ancak bu yol haritasının uygulanıp uygulanmayacağı, protokol düzeyinde böyle bir müdahalenin meşru sayılıp sayılmayacağı ve hangi adreslerin, hangi koşullarda dondurulacağı gibi temel sorular, halen Bitcoin(BTC) topluluğunun vereceği kararlara bağlı. ‘Teknoloji’ bir çözüm penceresi açmış olabilir; fakat bu pencerenin kullanılması, ne ölçüde ve hangi ilkelerle sınırlı kalacağı tartışması, uzun süre daha kapanmayacak gibi görünüyor.
Yorum 0