ABD'de 30 yıllık tahvil faizi %5 seviyelerinde kalmaya devam ederken konut kredisi ve şirket borçlanma maliyetlerini, hisse senedi değerlemelerini ve Bitcoin(BTC) tutma maliyetini birlikte yukarı çekiyor. Güvenli liman kabul edilen tahvillerde yüksek getiri elde etmek mümkün hale gelince faiz veya temettü ödemeyen varlıkların fırsat maliyeti büyüyor.
MarketWatch'un aktardığına göre 30 yıllık ABD tahvil faizi 12'sinde (yerel saatle) %5,216 seviyesinde ölçüldü. Faiz 30 Temmuz'da %5,244'e kadar yükselerek 2007'den bu yana en yüksek bölgeye girmiş, o tarihten bu yana da yüksek seyrini korumuştu.
30 yıllık tahvil faizinin daha önce %5,28'e kadar çıktığı dönemde de hisse senedi ve tahvil piyasalarının aynı anda baskı altında kalabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmıştı. Uzun vadeli tahvillerde satış baskısı getiriyi yükseltip fiyatı düşürdüğünde, klasik hisse-tahvil dağılımının riskten koruma işlevi zayıflayabiliyor.
Uzun vadeli faizler, devletlerin ve şirketlerin uzun süreli fonlama maliyetinin referans noktası olarak kabul ediliyor. Faiz yükseldikçe şirketlerin gelecekteki nakit akışlarını bugünkü değere indirgemek için kullanılan iskonto oranı da artıyor, bu da hisse senedi değerlemeleri üzerindeki baskıyı büyütüyor.
Aynı karşılaştırma ölçütü Bitcoin için de geçerli. Tahvil ve nakit benzeri varlıkların getirisi yükseldikçe faiz veya temettü ödemeyen Bitcoin'in elde tutulmasının göreli maliyeti artıyor. CoinDesk, faizlerdeki yükselişin Bitcoin gibi getirisiz varlıkları elde tutma isteğini azaltabileceğini aktardı.
Yine de tahvil faizleri ile Bitcoin fiyatı arasındaki hareketi doğrudan bir neden-sonuç ilişkisine bağlamak güç. Tüketici fiyatları, petrol fiyatları, ABD Merkez Bankası (Fed) açıklamaları ve jeopolitik gelişmeler gibi birçok makro değişken faizleri ve riskli varlık fiyatlarını aynı anda etkileyebiliyor.
ABD Hazinesi'nin kamuya açık verilerine göre 17 Haziran itibarıyla ülkenin toplam kamu borcu 39,28 trilyon dolara ulaştı. Bütçe açığının büyümesi ve tahvil arzının artması, piyasanın absorbe etmesi gereken hacmi büyüterek uzun vadeli getirileri yukarı iten bir etken olarak öne çıkıyor.
Yabancı yatırımcılar ABD tahvillerinin yaklaşık üçte birini elinde bulunduruyor. ABD Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi (GAO), Eylül 2025 itibarıyla yabancı sahiplik oranını yaklaşık %33 olarak hesaplarken Fed, Aralık 2025 itibarıyla bu oranı %32 olarak açıkladı.
Uzun vadeli faizlerdeki yükselişin arka planında enflasyonun yeniden hızlanma endişesi, bütçe açığı, tahvil arzındaki artış ve jeopolitik riskler birlikte yer alıyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş fiyat baskısını artırırken büyük teknoloji şirketlerinin şirket tahvili ihraçlarını genişletmesi, devlet tahvilleri ile özel sektör tahvillerini aynı fon havuzu için rekabete sokuyor.
Bu süreçte vade primi de yükselebiliyor. Vade primi, yatırımcıların uzun vadeli tahvil tutarken faiz ve enflasyon belirsizliğine katlanmalarının karşılığında talep ettikleri ek getiriyi ifade ediyor. Belirsizlik büyüdükçe uzun vadeli tahvil yatırımcıları daha yüksek faiz talep ediyor.
Tahvil talebi tüm vadelerde çökmüş değil. 11 Ağustos'ta gerçekleştirilen 58 milyar dolarlık 3 yıllık tahvil ihalesinde getiri %4,291 olarak belirlendi ve kısa vadeli talep güçlü seyretti.
Bu tablo, tahvil piyasasında genel bir talep çöküşünden çok vadeye göre yeniden fiyatlamaya işaret ediyor. Uzun vadeli tahviller enflasyon ve mali yük riskini daha uzun süre taşımak zorunda kalırken kısa vadeli tahviller, vadesi kısa olduğu için faiz değişim riskini görece az taşıyor.
Temmuz ayında ABD tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık bazda %3,4 artarak enflasyondaki yükseliş ivmesi yavaşladı. Wall Street Journal, TÜFE açıklamasının ardından 2 yıllık tahvil faizinin %4,178, 10 yıllık faizin ise %4,655 seviyesinde oluştuğunu aktardı.
Enflasyondaki yavaşlama faizler üzerindeki ek yükseliş baskısını bir miktar hafifletse de 30 yıllık faizi %5'in altına çekmeye yetmedi. Fed'in faizi sabit tutmasının ardından da uzun vadeli tahvil faizlerinin yükselmeye devam ederek finansal koşulları sıkılaştırdığı yönündeki değerlendirmelerin sürmesinin nedeni de bu.
Uzun vadeli faizler %5 civarında seyrettiği sürece hisse senetleri, uzun vadeli tahviller ve Bitcoin, devlet tahvillerinden daha yüksek getiri sağlayabileceklerini kanıtlamak zorunda kalacak. Piyasanın önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon verileri, petrol fiyatları ve tahvil ihale sonuçları üzerinden vadeye göre talep değişimini izlemesi bekleniyor.
Yorum 0