ABD'de 30 yıllık hazine tahvili getirisi 17'sinde (yerel saatle) yüzde 5,28'e kadar yükselerek 19 yılın en yüksek seviyesini gördü. Enflasyon ve istihdam verilerinde son dönemde bir yavaşlama görülmesine rağmen uzun vadeli faizlerin yükselmesi piyasada tedirginliği artırdı.
Odaily'nin haberine göre, Citadel Securities, Fed'in mevcut politika rotasının uzun vadeli tahvil getirilerini onlarca yılın zirvesinde tuttuğunu ve bunun piyasa genelinde daha geniş riskler doğurabileceğini değerlendirdi. Citadel Securities, ABD tahvil ve hisse senedi piyasalarında likidite sağlayan büyük bir 'piyasa yapıcısı'.
Şirkete göre enflasyon baskısı henüz tamamen ortadan kalkmış değil. Fed'in bir sonraki politika kararına dair de hâlâ ciddi bir belirsizlik bulunuyor; faiz patikasının önümüzdeki dönemde de varlık fiyatlarını belirleyen kilit değişken olmaya devam edebileceği, Citadel Securities'in değerlendirmesi.
30 yıllık tahvil getirisi, hükümetin uzun vadeli borçlanma maliyetini gösteren başlıca göstergelerden biri olarak kabul ediliyor. Bu getiri yükseldiğinde hükümetin faiz yükü artmakla kalmıyor, konut kredisi ve şirket tahvilleri gibi piyasa genelindeki uzun vadeli faizler de etkileniyor. Getirinin 19 yılın zirvesine çıkmasının arkasında, ABD hükümetinin borç yükünün büyümesine bağlı mali risklerin yanı sıra uzun vadeli enflasyon baskısına dair piyasa tedirginliğinin de bulunduğu, Citadel Securities tarafından aktarıldı.
30 yıllık getirinin yüzde 5'in üst bölgesine çıkması bu sefer ilk değil. Fed'in geçen ay 29'unda faiz oranını sabit tutmasının hemen ardından 30 yıllık getiri yüzde 5,28'e çıkarak 19 yılın rekorunu ilk kez kırmıştı; bu ayın 11'inde gün içinde aynı seviyeye yeniden yaklaşmış, 12'sinde ise yüzde 5,216'ya hafifçe gerilemişti. Şimdi yeniden yüzde 5,28'i görmesiyle yüksek faiz dönemi neredeyse bir aydır sürüyor.
Fed, geçen ay 29'unda gerçekleşen FOMC toplantısında federal fon faizi hedef aralığını yüzde 3,5-3,75 seviyesinde sabit tuttu. Açıklamada ekonomik faaliyetin güçlü seyrettiği, ancak enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde kaldığı ve bazı fiyat artışlarında arz şoklarının etkili olduğu belirtildi. Oylama 9'a 3 bölündü; Beth Hammack(Beth M. Hammack), Neel Kashkari(Neel Kashkari) ve Lorie Logan(Lorie K. Logan) üye olarak yüzde 0,25 puanlık bir artırımdan yana oy kullandı.
Fed Başkanı Kevin Warsh(Kevin Warsh), o gün düzenlenen basın toplantısında politika faizini değiştirmeseler de piyasa faizlerinin zaten belirgin şekilde hareket ettiğini söyledi. Nominal ve reel getirilerin tahvil eğrisinin tüm vadelerinde "hatırı sayılır ölçüde yükseldiğini" belirten Warsh, "piyasa oldukça fazla iş yaptı" dedi. Bazı piyasa faizlerindeki artışın son 20 yılın en yüksek dilimine girdiğini de sözlerine ekledi.
Politika faizi ile uzun vadeli tahvil getirisi farklı dinamiklerle hareket ediyor. Politika faizi kısa vadeli bir araçken, uzun vadeli getiriye enflasyon beklentileri, hükümetin borçlanma ihtiyacı ve yatırımcıların talep ettiği risk primi birlikte yansıyor. Fed faizi sabit tutsa bile uzun vadeli tahvil faizleri yükseldiğinde finansal koşulların fiilen sıkılaştığı yönündeki değerlendirme, Citadel Securities'in bu analizinden önce de piyasada gündeme gelmişti.
Piyasadaki değerlendirmeler ise ayrıştı. MarketWatch, uzun vadeli ABD tahvil getirilerindeki sert yükselişin Fed'in enflasyonla mücadeledeki güvenilirliğine dair bir tartışmaya dönüştüğünü aktardı. JPMorgan(JPM) ekonomistleri, Warsh'ın açıklamalarındaki yetersizliğin Fed'e duyulan güven endişesini büyüttüğünü ve bunun yıl içinde yeni bir faiz artırımı olasılığını öne çekebileceğini değerlendirdi. Buna karşın bazı tahvil piyasası katılımcıları, uzun vadeli faizlerdeki yükselişin kendisinin zaten finansal koşulları sıkılaştırdığı görüşünde.
BlackRock(BLK) Investment Institute, bu ayın 3'ünde yayımladığı haftalık yorumda büyük teknoloji şirketleriyle hükümetin aynı tasarruf havuzundan fon aradığını, bunun da uzun vadeli borçlanmada daha yüksek getiri talebini beraberinde getirdiğini belirtti. Kurum, mevcut getiri artışını geçici bir tepki değil 'yapısal bir eğilim' olarak değerlendiriyor.
Yapay zeka(AI) yatırımlarındaki artış, uzun vadeli fon talebini büyüten başlıca etken olarak öne çıkıyor. 2026 yılı için hiper ölçekli bulut şirketlerinin (hyperscaler) sermaye harcaması tahmini son altı ayda yaklaşık yüzde 30 yukarı revize edilerek 722 milyar dolara ulaştı. Warsh, yapay zekayla ilgili yüksek teknoloji ekipmanı ve yazılım alanında son dört çeyrekteki büyümenin yüzde 20'ye yaklaştığını, yapay zeka altyapısı talebinin bellek ve lojik çip fiyatlarına etkisinin de FOMC toplantısında ele alındığını aktardı.
Citadel Securities aynı değerlendirmede yapay zeka yatırımlarına bakışını da paylaştı. Şirket, öncü yapay zeka modeli geliştiricilerinden çok, hesaplama altyapısına sahip büyük bulut şirketlerini, yani 'hiper ölçekli' oyuncuları daha olumlu değerlendiriyor. Somut olarak Microsoft(MSFT) ve Google'ın ana şirketi Alphabet(GOOGL) öne çıkarıldı. Her iki şirketin de büyük ölçekli veri merkezleri ve işlem altyapısına sahip olması bu değerlendirmenin gerekçesi olarak gösterildi.
Tahvil getirileri ve Fed'in politika rotası, hisse senetleri ve kripto para gibi risk varlıklarına yönelik yatırımcı iştahını etkileyen makro değişkenler arasında sayılıyor. Güvenli liman kabul edilen tahvillerden yüksek getiri elde edilebildiğinde, faiz ya da temettü getirisi olmayan Bitcoin(BTC) gibi varlıkları elde tutmanın cazibesinin görece azaldığı yönünde değerlendirmeler de var. Bu getiri artışının kripto para piyasasını somut olarak nasıl etkileyeceğine dair ise ek doğrulama gerekiyor.
Yorum 0