Yapay zeka altyapısına yönelik dev yatırımlar, şirket tahvili piyasasında belirli isimlerin ağırlığını artırıyor. Büyük teknoloji şirketlerinin veri merkezi harcamaları borsanın ötesine taşarak tahvil, özel kredi ve bilanço dışı finansman yapılarına yayılıyor; bu da yapay zeka döngüsünün geleneksel kredi piyasasına da yansıdığını gösteriyor.
J.P. Morgan Varlık Yönetimi (J.P. Morgan Asset Management), resmi yapay zeka merkezinde yayımladığı 'yapay zeka altyapısı finansmanı' başlıklı değerlendirmede, hiper ölçekli (hyperscaler) şirketlerin tahvil ihraç hacminin 2025'te 121 milyar dolardan 2026'da 250 milyar dolar seviyesine çıkabileceğini belirtti. Kuruma göre yapay zeka artık yalnızca bir hisse senedi teması değil, sabit getirili ve alternatif yatırım piyasalarına da uzanan bir risk unsuru haline geliyor.
Aynı değerlendirmede hiper ölçekli şirketlerin sermaye harcamalarının 2025'te 400 milyar doları aştığı, 2026'da ise 800 milyar dolara yaklaşabileceği aktarıldı. Bu rakam 2019 seviyesinin yaklaşık 10 katına denk geliyor.
Hiper ölçekli şirket tabiri, büyük ölçekli bulut altyapısı ve veri merkezi işleten dev teknoloji şirketlerini tanımlıyor. Yapay zeka hizmetlerine olan talep arttıkça grafik işlemci, ağ ekipmanı, enerji, soğutma sistemleri, sanayi malları ve kamu hizmetleri yatırımları da birlikte büyüyor.
Asıl dikkat çeken nokta finansman yönteminde yaşanan değişim. J.P. Morgan Varlık Yönetimi, büyük teknoloji şirketlerinin yatırım ihtiyacını yalnızca kendi nakit akışlarıyla karşıladıkları dönemden, tahvil piyasası, özel kredi ve bilanço dışı yapıları bir arada kullandıkları bir sürece geçtiğini belirtti.
Şirketlerin mali gücünün halihazırda ortalama yatırım yapılabilir (investment grade) seviyedeki şirketlerden daha sağlam olduğu ifade edildi. Kuruma göre hiper ölçekli şirketlerin ortalama net borç/FAVÖK oranı 0,8 kat düzeyinde bulunurken, yatırım yapılabilir seviyedeki ihraççıların genel ortalaması 2,6 kat olarak kaydedildi.
Ancak sermaye harcamalarının kaldıraç oranlarını sürekli yukarı taşıması durumunda piyasanın tepkisinin değişebileceği belirtiliyor. Kredi risk primlerinin (spread) dar seyrettiği bir ortamda tek bir temaya dayalı büyük ihraçların art arda gelmesi, yatırımcıları yalnızca ihraççının nakit akışını değil, yapay zeka yatırımlarının ne zaman geri döneceğini de sorgulamaya itebilir.
TokenPost daha önce, büyük teknoloji hisselerinin sermaye harcaması yükünün kâr artışıyla aynı hızda ilerleyip ilerlemeyeceğinin yapay zeka odaklı hisselere yönelik tartışmanın can alıcı noktası olduğunu aktarmıştı. Bu yeni değerlendirme, söz konusu yükün artık yalnızca hisse senedi değerlemesini değil, şirket tahvili arzını ve kredi riski analizini de etkilediğini gösteriyor.
İngiltere Merkez Bankası (Bank of England) da Temmuz ayında yayımladığı finansal istikrar raporunda benzer bir konuya değindi. Rapora göre, beş yapay zeka hiper ölçekli şirketi 2025 sonu itibarıyla ABD'deki yatırım yapılabilir seviye tahvil stokunun yüzde 3'ünü oluştururken, 2026 başından Mayıs ayı başına kadar gerçekleşen ihraçlarda bu oran yüzde 15'in üzerine çıktı.
Yine de İngiltere Merkez Bankası, bu ihraç hacminin şimdilik piyasa tarafından sorunsuz absorbe edildiği görüşünde. Kamuya açık yatırım yapılabilir seviye kredi arzı koşullarının belirgin biçimde bozulduğuna dair kanıtın henüz sınırlı olduğu değerlendirildi.
Reuters, Morgan Stanley(MS) verilerine dayanarak küresel yapay zeka kaynaklı borç ihracının 2026'da yaklaşık 570 milyar dolara ulaşabileceğini aktardı. 31 Mayıs itibarıyla küresel yapay zeka kaynaklı borç ihracı yaklaşık 236 milyar dolar olarak kaydedildi; bu rakam önceki yılın aynı dönemine göre 4 kat artışa işaret ediyor.
Piyasadaki yorumlar tek yönlü değil. Bir tarafta yapay zeka altyapısına yönelik talebin hâlâ arzın önünde seyrettiği değerlendirmesi var; diğer tarafta ise tahvil arzındaki genişleme ve bilanço dışı finansman yapılarının kredi piyasasındaki riskin nerede yoğunlaştığını görmeyi zorlaştırabileceği uyarısı yükseliyor.
J.P. Morgan Varlık Yönetimi, resmi yapay zeka merkezinde 31 Mayıs 2026 itibarıyla yapay zeka temasıyla düşük korelasyonlu devlet tahvili, altın ve çekirdek gayrimenkul gibi araçların çeşitlendirme amacıyla birlikte değerlendirilebileceğini belirtti. Kuruma göre nihai talep, yatırım geri dönüşü ve kaldıraç yönetiminin sürdürülüp sürdürülmediği en kritik takip noktaları olmaya devam ediyor.
Türkiye'deki yatırımcılar için de bu tablo yalnızca ABD teknoloji hisselerinin fiyatlamasıyla sınırlı bir konu değil. Yapay zeka altyapı yatırımlarının finansmanı şirket tahvili ve özel krediye kaydıkça, geleneksel finans piyasasındaki kredi risk primleri ve alternatif yatırım ürünleri de yapay zeka döngüsünden etkilenebilir.
Şu ana kadar netleşen tablo, kredi piyasasında bir şokun ötesinde yoğunlaşmanın (concentration) arttığı yönünde. J.P. Morgan Varlık Yönetimi ve İngiltere Merkez Bankası verileri, 2026'da hiper ölçekli şirketlerin tahvil ihraç hacmini, yapay zeka kaynaklı borç ihracının artış hızını ve piyasanın bu arzı ne ölçüde absorbe ettiğini kredi piyasası açısından izlenmesi gereken başlıca değişkenler olarak öne çıkarıyor.
Yorum 0