ABD'nin kamu borcunun 40 trilyon dolara ulaştığı konuşulurken, altın fiyatının uzun vadeli yönüne ilişkin tartışma yeniden alevlendi. Ons başına 10 bin dolarlık altın tahmini kesin bir hedef fiyat değil, hükümet borcu kontrol altına alınamazsa gündeme gelecek koşullu bir senaryo olarak öne sürülüyor.
Ned Davis Research'ün baş alternatif stratejisti John LaForge(John LaForge), Kitco News ile yaptığı söyleşide "borç sorunuyla nasıl başa çıkılacağının öğrenildiği an, fiyatın zirve yaptığı andır" dedi. LaForge'a göre altının 8 bin dolar, 10 bin dolar ya da 12 bin dolardan hangisine ulaşacağından çok, hükümet borcunun seyri önem taşıyor.
LaForge, hükümetler borç sorununu doğrudan ele almadığı sürece altındaki uzun vadeli yükseliş eğiliminin sürebileceğini savundu. Bu değerlendirme bir alım tavsiyesi değil, mali güven ve para biriminin değerine ilişkin tartışmanın altın fiyatı sohbetinin merkezine oturduğuna dair bir yorum olarak okunuyor.
LaForge, ABD'nin kamu borcu kontrol altına alınmazsa altın fiyatının 10 bin doları aşma ihtimalinin doğabileceğini açıkladı. Ona göre hükümet borç biriktirmeyi sürdürüp bunu ödemedikçe altın fiyatının daha da yükselme potansiyeli var.
ABD'nin kamu borcu, vergi gelirlerinden fazla harcama yapılan dönemler üst üste biriktikçe büyüyor. Hazine tahvili ihracı arttıkça faiz maliyetleri, uzun vadeli faiz oranları ve dolara duyulan güven konusundaki tartışmalar da genellikle büyüyor.
Altın piyasası zaten yüksek seviyelerde seyrediyor. Derlenen kaynaklara göre son beş yılda altının spot fiyatı 1.500 dolar seviyesinden 4.600 dolar seviyesine yükseldi.
Bu kez gündeme gelen 10 bin dolarlık tahmin, mevcut fiyatın basit bir uzantısından çok; ABD maliyesi, dolara duyulan güven ve merkez bankalarının rezerv varlık yönetiminin iç içe geçtiği uzun vadeli bir tartışma olarak öne çıkıyor. Altın, hükümetlerin ihraç ettiği tahvil ya da mevduattan farklı olarak belirli bir ihraççının kredibilitesine doğrudan bağlı olmayan bir varlık sınıfında değerlendiriliyor.
LaForge, 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Rusya'nın döviz rezervlerinin dondurulmasının merkez bankalarının altın talebini tetikleyen bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Altını kredi sisteminin dışında tutulabilen bir varlık olarak değerlendirdiğini, bu gelişmenin merkez bankalarını mevcut rezerv varlıklarının güvenliğini yeniden sorgulamaya ittiğini söyledi.
Merkez bankalarının rezerv varlıkları genellikle dolar cinsinden tahviller, döviz mevduatları ve altından oluşuyor. Yaptırımlar ve jeopolitik risklerin büyümesiyle bazı ülkeler dolar cinsi varlıkların payını azaltıp altın rezervini artırmayı değerlendirebiliyor.
Altın faiz getirisi olmayan bir varlık. Faizlerin yükseldiği dönemlerde altını elde tutmanın fırsat maliyeti artabiliyor, ama borç ve para birimi değeri tartışmaları büyüdüğünde altının kredi riski taşımayan bir varlık olma özelliği öne çıkıyor.
Bu bakış açısı, TokenPost'un daha önce aktardığı koşullu 5 bin dolarlık altın tahmini tartışmasıyla da örtüşüyor. O dönem de altın fiyatının yönü, tek bir hedef fiyattan çok ETF fon akışları, dolar hareketleri ve para politikası beklentilerinin birlikte belirlediği bir değişken olarak ele alınmıştı.
ABD'nin borç sorunu yalnızca altını ilgilendiren bir konu değil. TokenPost, daha önce ABD kamu borcunun 40 trilyon doları aşmasıyla altın ve Bitcoin(BTC) için riskten korunma tartışmasının yeniden gündeme geldiğini aktarmıştı.
Ancak altın için 10 bin dolar tahmini, LaForge'un koşullu açıklamasına dayanan bir piyasa senaryosu. Gerçek fiyat hareketini değerlendirebilmek için hükümet borcunun azalıp azalmayacağı, dolara duyulan güven, merkez bankalarının rezerv varlık dağılımı ve faiz seviyesinin birlikte takip edilmesi gerekiyor.
Şu an doğrulanan veriler, ABD'nin kamu borcunun 40 trilyon dolar seviyesinde olduğu ve altın fiyatının son dönemde 4.600 dolar civarında seyrettiği yönünde. LaForge'un işaret ettiği fiyat aralıkları belirli bir zamanda ulaşılması beklenen bir hedef değil, borç kontrolünün gecikmesi halinde gündeme gelen uzun vadeli tartışmanın sınırlarını gösteriyor.
Yorum 0