ABD toplam kamu borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı ve mali politikadaki uzun vadeli seyre yönelik uyarılar yeniden gündeme geldi. Yüksek faiz ortamında borcu çevirmenin maliyeti artarken, dolara duyulan güven ile Bitcoin(BTC) ve altının rolü konusunda piyasada farklı yorumlar öne çıkıyor.
Harvard Üniversitesi'nden ekonomist Kenneth Rogoff(Kenneth Rogoff), 26'sında (yerel saatle) The Guardian'da kaleme aldığı yazıda ABD'nin uzun vadeli mali seyrinin sürdürülebilir olmadığını, siyasetin harekete geçmesi için piyasa baskısı benzeri bir 'şok' gerektiğini savundu. Rogoff, uzun vadeli tahvillerde geri alım (buyback) uygulamasını kalıcı bir çözüm değil, piyasayı yatıştırmaya yönelik geçici bir önlem olarak değerlendirdi.
ABD Hazinesi'nin günlük verilerine göre toplam kamu borcu 19'unda 40 trilyon 47 milyar dolara ulaştı. Bu rakamın içinde kamunun elinde bulunan 32 trilyon 266 milyar dolar ile devlet kurumlarının kendi aralarındaki 7 trilyon 782 milyar dolarlık borç birlikte yer alıyor.
Toplam kamu borcu, ABD hükümetinin ihraç ettiği borcun tamamını gösteren bir gösterge. Bu ölçüt, Kongre Bütçe Ofisi'nin (CBO) mali sürdürülebilirliği değerlendirirken esas aldığı 'kamunun elindeki borç' kalemiyle kapsam bakımından farklılaşıyor. İki göstergenin birbirine karıştırılması borç oranının ve mali yükün olduğundan büyük ya da küçük görünmesine yol açabiliyor.
Kongre Bütçe Ofisi, Şubat ayında yayımladığı bütçe ve ekonomi görünümünde 2026 mali yılı bütçe açığını 1,9 trilyon dolar, gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranla yüzde 5,8 olarak öngördü. Net faiz giderlerinin 2025'te 970 milyar dolardan 2026'da 1 trilyon doların üzerine çıkacağı tahmin edildi. Aynı raporda kamunun elindeki borcun GSYİH'ye oranının 2026'da yüzde 101'den 2036'da yüzde 120'ye yükseleceği öngörüsüne de yer verildi.
Mali yükün belirleyicisi yalnızca borç miktarı değil, faiz oranları. Borç artsa da faizler düşük seyrederse faiz yükü yavaş büyür; ancak uzun vadeli faizler yüksek kaldığında borcu yeniden finanse etmenin maliyeti hızla şişiyor. Rogoff'un uyarısı da tam bu noktaya odaklanıyor.
Hazine, 19'unda uzun vadeli sabit kuponlu tahvillerde likiditeyi desteklemek amacıyla yaptığı geri alım işlemlerinde, işlem başına önceki azami tutar olan 2 milyar doları, yeni asgari tutar olan 4 milyar dolara yükselttiğini açıkladı. Uygulama 9 Eylül-4 Kasım arasında geçerli olacak. Hazine, bu kararın gerekçesi olarak uzun vadeli segmentte piyasa katılımcılarının talebinin istikrarlı seyrettiğini gösterdi.
Geri alım, hükümetin daha önce ihraç ettiği tahvilleri piyasadan geri satın alması anlamına geliyor. Genellikle piyasa likiditesini güçlendirmek ve belirli vade dilimlerindeki işlem yükünü azaltmak için kullanılıyor. Ancak bu uygulama bütçe açığını doğrudan küçültmüyor ya da borç seyrini değiştirmiyor.
Faiz baskısı sürüyor. Hazine'nin 27'sinde açıkladığı günlük getiri eğrisinde 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,67, 30 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,19 seviyesindeydi. The Wall Street Journal aynı gün, 7 yıllık tahvil ihalesindeki faizin yüzde 4,512 ile Aralık 2024'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını yazdı.
Tahvil piyasasında uzun vadeli faizler hem devletin borçlanma maliyetini hem de varlık fiyatlarının iskonto oranını aynı anda etkiliyor. Uzun vadeli faizlerin yüksek kalması tahvile talebin sürdüğünün bir işareti olabilir, ama aynı zamanda hisse senedi ve kripto para gibi riskli varlıklar üzerinde baskı da yaratabilir. Bu yüzden mali endişelerin doğrudan riskli varlıklarda yükselişe dönüştüğünü söylemek güç.
Kripto para piyasasında bu tablo dolardaki zayıflama ve para biriminin değer kaybı endişesi üzerinden okundu. Barron's, 28'inde BTC'nin gün içinde 81.326,81 dolara kadar yükseldikten sonra 79.741 dolara gerilediğini, Hazine'nin uzun vadeli tahvil geri alımını genişletme açıklamasının ardından dolara alternatif arayışının BTC'ye yöneldiğini aktardı. Aynı kaynak, altının da ABD'nin mali endişeleri ve zayıf dolara karşı korunma talebi sayesinde destek gördüğünü bildirdi.
Altın ve BTC, kıtlığa dayalı alternatif varlık tartışmalarında sık sık birlikte anılıyor. Ancak altın geleneksel güvenli liman özelliği taşırken, BTC aynı zamanda yüksek oynaklığa sahip riskli bir varlık niteliği de gösteriyor. Aynı mali endişe unsuru söz konusu olsa da faiz, dolar ve likidite koşullarına göre iki varlığın tepkisi farklılaşabiliyor.
Piyasa isimlerinin yorumları da tek bir noktada birleşmiyor. SkyBridge Capital kurucusu Anthony Scaramucci(Anthony Scaramucci), ABD'nin borç ve enflasyon sorununu kabul etmekle birlikte BTC'yi çözümün bir parçası olarak görüyor. Peter Schiff(Peter Schiff) ise Hazine'nin geri alım açıklamasının ardından da altını tercih ettiğini belirtti. Her iki görüş de kişisel piyasa değerlendirmesi niteliğinde.
Bu tartışma yalnızca bir ABD mali haberinden ibaret değil. ABD'nin uzun vadeli faizleri ve dolar hareketleri; döviz kurlarını, yurt dışı hisse senedi değerlemelerini, altın fiyatını ve BTC dahil riskli varlıklardaki likiditeyi birlikte etkiliyor. TokenPost daha önce ABD toplam kamu borcunun 40 trilyon doları aşmasıyla Dalio'nun üç yıl önceki uyarısının yeniden gündeme geldiğini aktarmıştı.
Bu gelişme, ABD'de borç artışının BTC fiyatındaki yükselişle doğrudan bağlantı kurulmasının güç olduğuna dair önceki haberimizle de örtüşüyor. Dolara duyulan güvenin zayıflaması alternatif varlık tezini güçlendirebilir, ancak yüksek faizler riskli varlıklardaki likiditeye baskı yapabilir. Rogoff'un yazısı bir politika açıklaması değil, görüş yazısı niteliğinde; Hazine'nin uzun vadeli tahvil geri alımını genişletme kararı ise 9 Eylül'de yürürlüğe girecek.
Yorum 0