Kore Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Üyesi Kim Jin-il, talep yönlü enflasyon baskısının ve bu baskının ne kadar süreceğinin yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Finansal istikrar açısından ise konut piyasası fiyatlarının ve hane halkı borcundaki artışın birlikte takip edilmesi, Finansal Kırılganlık Endeksi'nin (FVI) de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Kim, bu açıklamaları Kore Merkez Bankası'nda küresel yatırımcılarla makroekonomik gündemin konuşulduğu 'Makro Trip' toplantısında dile getirdi. Yonhap Infomax'ın 9'unda (yerel saatle) haberine göre, geçtiğimiz haftanın sonundan bu haftanın başına kadar üç dört küresel finans kuruluşu ayrı ayrı Kore Merkez Bankası'nı ziyaret etti.
Kim Jin-il, "çekirdek TÜFE başta olmak üzere çeşitli göstergelerle talep yönlü fiyat baskısını dikkatle analiz ediyoruz" dedi ve "özellikle enflasyonun ne kadar kalıcılık göstererek yükseldiğini izlememiz gerekiyor" diye ekledi. Bu sözler, yalnızca geçmiş enflasyon seyrine değil, fiyat artışının ne kadar sürdüğüne ve arka planına da bakılacağı şeklinde yorumlanıyor.
Kim, geçmişten bugüne enflasyon eğilimine bakmakla yetinmeyip para politikasının aktarım kanalını ve etkilerinin ortaya çıkma süresini de hesaba katmak gerektiğini anlattı. Para politikasının esas olarak talebi yönetme aracı olduğunu, bu yüzden art arda gelen faiz artışlarının ardından reel ekonominin beklendiği gibi hareket edip etmediğinin doğrulanması gerektiğini belirtti.
Kim, "art arda (back-to-back) faiz artışlarının ardından reel ekonominin beklendiği gibi seyredip seyretmediğini, umulan politika etkisinin ortaya çıkıp çıkmadığını izlememiz gerekiyor" dedi. Bu ifade, faiz ayarının kendisinden çok, politika etkisinin gerçek talebe ve fiyatlara yansıyıp yansımadığının kontrol edilmesi gerektiği anlamına geliyor.
Kim, finansal istikrar riski olarak konut piyasasını ve hane halkı borcunu birlikte işaret etti. "Finansal istikrar açısından hem konut piyasası fiyatlarındaki yükseliş eğilimini hem de hane halkı borcundaki artışı görmemiz gerekiyor" dedi.
Konut piyasası ve hane halkı borcunun birlikte izlenmesi gerektiğine dair bu açıklama, finansal istikrar riskinin iki göstergenin seyri üzerinden değerlendirilmesi gerektiği anlamını taşıyor.
Finansal Kırılganlık Endeksi, kredi, varlık fiyatları ve kaldıraç gibi alanlarla ilgili 64 göstergenin birleştirilmesiyle hesaplanıyor. Kore Merkez Bankası, finans ve ekonomi görünüm raporlarında FVI'yi orta ve uzun vadeli finansal kırılganlığı gösteren bir endeks olarak tanımlıyor.
FVI, döviz krizinin hemen öncesindeki 1997 yılının ikinci çeyreğini 100 baz puan olarak alıyor. Endeks küresel finansal kriz döneminde 79,5'e, Kovid-19 döneminde ise 65'e kadar yükselmiş, ardından 37 seviyesine kadar gerilemişti. Son dönemde ise yeniden hızla yükselerek uzun vadeli ortalamaya yaklaşıyor.
FVI'nin baz alındığı dönem ve geçmiş zirve noktaları, finansal kırılganlığın belirli dönemlerde ne ölçüde büyüdüğünü karşılaştırmak için kullanılıyor. Ancak endeksteki yükseliş tek başına belirli bir finansal piyasanın veya varlığın yönü hakkında kesin bir sonuca işaret etmiyor.
Bu açıklamalar, Kore Merkez Bankası'nın talep yönlü enflasyon baskısını sürekli izlediği yönündeki önceki tabloyla örtüşüyor. Daha önce de Kore Merkez Bankası'ndan üst düzey bir yetkili, arz yönlü etkenlerden çok talep yönlü baskıyı daha yakından takip ettiklerini belirtmişti.
Talep yönlü enflasyon baskısı, çekirdek TÜFE ile gelir ve tüketim seyri gibi verilerle değerlendiriliyor. Kore Merkez Bankası, son dönemde ihracat ve yatırımdaki iyileşmenin gelir ve tüketime yansıması halinde enflasyondaki talep yönlü baskının artabileceği yönünde bir değerlendirme de paylaşmıştı.
Döviz kuruna ilişkin olarak Kim, kurun para politikasının doğrudan hedefi olarak ele alınmaması, bunun yerine ekonomiye olan yansımalarının analiz edilmesi gerektiğini söyledi. "Döviz kuru, para politikasının bir hedefi değil" dedi ve "bunun yerine kurun ekonomi üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerini analiz etmemiz gerekiyor" diye açıkladı.
Döviz kurundaki dalgalanmalar ithalat fiyatlarını ve reel ekonomiyi etkileyebiliyor, ancak bu durum belirli bir kur seviyesinin doğrudan politika hedefi haline getirileceği anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım, enflasyon, büyüme ve finansal istikrar üzerindeki etkilerin bir bütün olarak değerlendirileceği mevcut para politikası ilkesiyle örtüşüyor.
Kim Jin-il, enflasyondaki talep yönlü baskının ve kalıcılığının, para politikasının aktarımındaki gecikmenin, konut piyasası ile hane halkı borcu seyrinin birlikte izlenmesi gerektiğini yineledi.
Yorum 0