ABD tahvil piyasasında yabancı özel yatırımcıların elindeki tahvil miktarı, yabancı kamu kurumlarını geride bıraktı. Eylül 2025 itibarıyla yabancı özel yatırımcılar 5,4 trilyon dolarlık ABD tahvili tutarken, yabancı kamu kurumlarının elindeki tutar 3,9 trilyon dolarda kaldı.
ABD Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi (GAO), 2026 yılı raporunda yabancı yatırımcıların toplam ABD tahvili varlığının 9,3 trilyon dolara ulaştığını ve bunun toplam tahvil stokunun yaklaşık yüzde 33’üne denk geldiğini açıkladı. GAO verilerine göre özel sektörün kamu kurumlarını geçmesi 2023 yılında gerçekleşti.
ABD Hazinesi’nin 2024 yılına ait yabancı menkul kıymet sahipliği anketinde de benzer bir eğilim görüldü. O dönem yabancıların elindeki toplam ABD tahvili 8,2 trilyon dolar iken, özel sektörün payı 4,4 trilyon dolar, kamu kurumlarının payı ise 3,8 trilyon dolar olarak kaydedildi.
Yabancı kamu kurumlarının, yabancılara ait toplam tahvil varlığı içindeki payı 2020’de yüzde 59’dan 2024’te yüzde 47’ye geriledi. Ancak “politika odaklı alıcıların” payının tüm tahvil piyasasında yüzde 50’nin üzerinden yüzde 15’in altına indiğine dair bir rakam, aynı kapsam ve hesaplama yöntemiyle resmi istatistiklerde doğrulanamadı.
Bu veriler, yabancı hükümetlerin ABD tahvillerini topluca elden çıkardığı anlamına gelmiyor. Kamu kurumlarının elindeki tahvil miktarı ortadan kalkmadı; özel yatırımcıların payının büyümesiyle sahiplik yapısındaki göreli ağırlık değişti.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) tahvil portföyündeki değişim de yalnızca basit bir küçülme olarak okunamaz. Fed, Haziran 2022 ile Kasım 2025 arasında niceliksel sıkılaştırma (QT) yoluyla tahvil varlığını yaklaşık 1,6 trilyon dolar azalttı ve bilanço küçültme sürecini 1 Aralık 2025’te resmen sonlandırdı.
Ocak 2026’dan itibaren Fed, rezerv yönetimi amacıyla yeniden kısa vadeli tahvil alımına başladı. 1 Temmuz 2026 itibarıyla Fed’in tahvil varlığı 4,492 trilyon dolara ulaştı; bu, Ocak ayına kıyasla 257 milyar dolarlık bir artışa işaret ediyor.
Fed, 2026 başından bu yana yaklaşık 250 milyar dolarlık kısa vadeli tahvil satın aldığını, bunun yaklaşık 160 milyar dolarlık kısmının rezerv yönetimi amacı taşıdığını açıkladı. Bu durum, tahvil talebinde kamu kesiminin rolünün ortadan kalkmadığını, ancak kurumlar arasında alım amacı ve zamanlamasının farklılaştığını gösteriyor.
GAO, 2026 raporunda Eylül 2025 itibarıyla özel yatırımcı payının genişlemesinin, tahvil faizlerinin risk algısına ve getiri taleplerine olan duyarlılığını artırabileceğini ve ABD hükümetinin borçlanma maliyetini yükseltebileceğini değerlendirdi. Uzun vadeli tahvil ihalelerindeki faiz oynaklığının da artabileceğini belirtti.
Eylül 2025’teki tahvil ihalelerinde ana alıcı grubu yatırım fonları oldu. Orta ve uzun vadeli tahviller ile enflasyona endeksli tahvil (TIPS) ihalelerinde yatırım fonlarının payı yüzde 70’i aştı. GAO, yatırım fonları kategorisinin para piyasası fonlarını, yatırım fonlarını ve hedge fonlarını kapsadığını açıkladı.
Yatırım fonları, getiri ile riski karşılaştırarak alım kararı veren özel sermayeyi temsil ediyor. Özellikle kaldıraç kullanan yatırımcılar, piyasa şoklarında pozisyonlarını hızla azaltabildiğinden, yatırımcı tabanı genişlerken tahvil piyasasındaki fiyat hareketlerinin de büyüyebileceği ifade ediliyor.
Brookings Enstitüsü, yabancı özel yatırımcıların finansal piyasalarda stres dönemlerinde dahi ABD tahvili tutma eğilimini artırdığını belirtti. Ancak hedge fonlar gibi kaldıraç kullanan yatırımcıların, piyasa şoklarına karşı elindeki tahvil miktarını hızla ayarlayabileceğini de vurguladı.
Kısa vadeli fon piyasasıyla da bir bağlantı bulunuyor. Fed araştırmacıları, ABD tahvillerinin teminat olarak kullanıldığı gecelik repo piyasasının günlük işlem hacminin 8 trilyon doları aştığını belirtti; özel sektörün elindeki tahvil miktarı arttıkça, aracı kurumların fonlama ihtiyacı ve repo faizleri üzerinde baskı oluşabileceğini değerlendirdi.
ABD tahvilleri, toplam stokun yaklaşık üçte birinin yabancılar elinde bulunduğu temel güvenli varlık konumunda. Yabancı resmi kurumların ABD tahvili payındaki gerileme eğilimiyle birlikte değerlendirildiğinde, ABD kamu borcu artarken tahvil yatırımcı tabanının görece özel sermayeye kaydığı görülüyor.
GAO ve Fed araştırmacıları sırasıyla ABD’nin borçlanma maliyeti, tahvil piyasası oynaklığı ve repo piyasasındaki fonlama koşullarındaki değişimi inceledi; ancak her iki taraf da bu verilerin küresel finansal piyasa likiditesine doğrudan etkisini tek başına ortaya koymanın zor olduğunu belirtiyor. Tahvil talep yapısındaki ve repo piyasasındaki değişimlerin Bitcoin(BTC) gibi kripto para piyasalarının likiditesine doğrudan etkisi de ayrı veriyle doğrulanmayı bekliyor.
Yorum 0