ABD 10 yıllık tahvil getirisi %4,92'ye yükselerek %5 sınırına yaklaştı. Ağustos ayı üretici fiyatlarındaki artış ile Eylül ayında dizel fiyatlarının yükselmesinin çakışması, Federal Rezerv'in (Fed) gelecek haftaki faiz kararında artış ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.
Fortune dergisinin 11'inde aktardığına göre, ABD'de Ağustos ayı üretici fiyat endeksi (ÜFE), bir önceki aya göre %0,4, geçen yılın aynı dönemine göre ise %5,4 arttı. Bu oran piyasa beklentileriyle aynı seviyede olsa da, dizel fiyatları %24,1, konut ısıtma yağı ve rafine ürünler %22,8, yumurta fiyatları ise %32,2 yükseldi.
Üretici fiyatları, şirketlerin mal ve hizmet tedarik sürecinde karşılaştıkları fiyat değişimlerini gösteren bir gösterge. Bu göstergedeki bazı fiyat artışlarının tüketiciye yansıması durumunda, tüketici fiyat endeksi (TÜFE/CPI) ve kişisel tüketim harcamaları (PCE) enflasyonu da etkilenebiliyor.
Tahvil faizlerindeki yükseliş, tahvil yatırımcılarının hem enflasyon baskısını hem de Fed'in olası politika tepkisini fiyatlara yansıtmasının bir sonucu. 10 yıllık faiz, uzun vadeli borçlanma maliyetlerini ve finansal piyasalardaki iskonto oranını etkileyen başlıca gösterge faizlerden biri olarak kullanılıyor.
Küresel petrol fiyatları da varil başına 100 doların üzerine çıktı. İran'daki çatışmaların sürmesiyle birlikte arz kesintisi endişelerinin büyümesi, petrol fiyatlarının enflasyon baskısını yeniden artırabileceği yönünde değerlendirmelere yol açtı.
Federal fon vadeli işlemleri, Fed'in gelecek hafta faiz artırma olasılığını yaklaşık %75 olarak fiyatlıyor. Kısa vadeli faizler Fed'in politika faizi beklentilerine karşı duyarlı olsa da, uzun vadeli tahvil faizleri yatırımcıların enflasyon, mali durum ve merkez bankası politikasına duyulan güven konusundaki değerlendirmelerini bir arada yansıtıyor.
KPMG Baş Ekonomisti Diane Swonk, “Fed kısa vadeli kısmı kontrol ediyor, tahvil piyasasının gözcüleri ise uzun vadeli kısmı kontrol ediyor” dedi. Swonk, uzun vadeli faizlerdeki artışın finansal koşulları sıkılaştırma sürecinde piyasadaki tedirginliği daha da büyütebileceğini açıkladı.
Swonk ayrıca, tahvil piyasasının enflasyonu baskılamak için talep ettiği risk priminin büyümesi halinde uzun vadeli faizlerin aşırı yükselebileceğine dikkat çekti. Bu da piyasanın Fed'in politika kararlılığından şüphe duyması durumunda, faiz artışının tüm finansal piyasaya yayılabileceği anlamına geliyor.
RSM Baş Ekonomisti Joseph Brusuelas, şirketlerin maliyet artışının yalnızca bir kısmını karşılayabileceğini belirterek, bu fiyatların TÜFE ve PCE'ye yansıyacağını söyledi. Bu değerlendirme, enerji maliyetlerindeki artışın yalnızca üretici aşamasında kalmayabileceğine işaret ediyor.
Karşı görüşler de var. Oxford Economics'in ABD Ekonomisti Grace Zwemmer, ÜFE'nin alt kalemlerinin çekirdek PCE'nin aylık %0,15'lik artış oranıyla uyumlu olduğunu değerlendirdi ve bu verinin faiz artışını desteklemek için yeterli olmadığını söyledi.
Fifth Third Commercial Bank ABD Baş Ekonomisti Bill Adams, “Eylül ayındaki dizel fiyat artışı, Fed'in gelecek haftaki kararında artış yönünde ihtimali güçlendiriyor” dedi. Adams, Ağustos ayı ÜFE verisinin mevcut durumu yeterince yansıtmamış olabileceğine dikkat çekti.
Yapay zeka (AI) sektöründeki büyüme ile nitelikli ve saha personeli eksikliğinin, üretim parçaları ile bakım-onarım ve atık toplama hizmet maliyetleri üzerinde baskı oluşturduğu yönünde açıklamalar da yapıldı. Ancak bu unsurların Fed'in faiz kararını ne ölçüde etkileyeceğinin anlaşılması için ek verilerin doğrulanması gerekiyor.
Fed Başkanı Kevin Warsh, Jackson Hole konuşmasında enflasyona karşı kararlılığını vurguladı, ancak faiz artışına geçiş için somut bir eşik belirlemedi. Piyasa, konuşmasının ardından faiz artışı olasılığını daha yüksek fiyatlamaya başladı.
ABD Hazinesi'nin tahvil geri alım programını genişletmesine yönelik piyasa tepkisi de uzun vadeli faizler açısından bir değişken olarak gündeme geldi. Brookings Enstitüsü araştırmacısı ve eski döviz işlemcisi Robin Brooks, yatırımcıların otoritelerin müdahale sınırlarını sürekli test ettiğini, bu baskının tahvillerden dolara kayabileceğini savundu.
Yayınımız daha önce de Eylül ayı faiz artışı olasılığındaki değişimi ele alan haberde, enflasyon göstergeleri ile Fed yetkililerinin açıklamalarının politika beklentilerini belirleyecek değişkenler olduğunu aktarmıştı. Bu kez ÜFE ve enerji fiyatları, piyasanın faiz artışı bahsini yeniden yukarı çekti.
Bir sonraki takip noktası, Kore saatiyle 12'sinde açıklanacak ABD TÜFE verisi olacak. Enflasyon ve tahvil faizlerindeki yükseliş eğiliminin devam edip etmeyeceği, TÜFE sonuçları ve gelecek haftaki Fed toplantısıyla netleşecek.
Yorum 0