Kaliforniya seçmenleri, uygun projelerde çevresel inceleme ve buna bağlı davalara süre sınırı getiren 45 numaralı halk girişimini 3 Kasım’da (yerel saatle) oylayacak. Veri merkezlerinin kapsamda olup olmadığı ise farklı yorumlara konu oluyor.
Eyaletin resmi seçmen rehberine göre yeni süreç; konut, su kaynakları, temiz enerji, halk sağlığı, kamu güvenliği, geniş bant internet, eğitim tesisleri ve ulaşım projelerine uygulanacak.
Girişim çevresel incelemeyi ortadan kaldırmıyor. Uygun bir proje için başvuranlar, Kaliforniya Çevresel Kalite Yasası (CEQA) kapsamındaki mevcut inceleme süreciyle girişimin belirlediği süreç arasında seçim yapabilecek.
Çevresel Etki Raporu (EIR) gereken projelerde incelemenin, başvurunun eksiksiz hâle gelmesinden itibaren 365 gün içinde tamamlanması öngörülüyor. Bu süreye cumartesi ve pazar günleri ile Kaliforniya eyalet tatilleri dahil değil.
Halkın görüş bildirme süresi belgenin türüne göre değişiyor. EIR taslağı için 45 gün; olumsuz beyan veya azaltılmış olumsuz beyan gibi diğer çevresel inceleme belgeleri için 20 gün tanınıyor. Mahkemenin yetki alanına bağlı durdurma ve süre uzatma istisnaları da bulunuyor.
Proje onayına karşı dava, kararın duyurulmasından sonraki 30 gün içinde açılmalı. Girişim, temyiz dahil yargı sürecinin 270 gün içinde tamamlanmasını öngörüyor; mahkeme takdir yetkisiyle bu süreyi en fazla 90 gün uzatabiliyor.
Mahkeme CEQA sürecinin ihlal edildiğine karar verirse, giderim kural olarak ihlalin gerçekleştiği proje bölümüyle sınırlı olacak. Ancak kamu güvenliğiyle ilgili ayrı koşullar karşılanırsa mahkeme belirli bir bileşeni durduran geçici karar verebilecek.
Başvuru sahiplerinin asıl projeye ek olarak en az bir alternatif sunması gerekiyor; ek alternatifler de sunulabilecek. İnceleme kurumu asıl proje, başvuru sahibinin alternatifi veya projenin onaylanmaması seçeneklerinden birini tercih edebilecek. Kaliforniya Yasama Analisti Ofisi (Legislative Analyst’s Office, LAO), alternatiflerin incelenme kapsamının mevcut hukuka kıyasla daralabileceğini belirtti.
Girişim, yerli kabilelerle istişarenin kimleri kapsayacağını da tanımlıyor. Kapsam, önerilen proje alanıyla geleneksel veya kültürel bağı bulunan ve federal hükümetin resmî kabile listesinde yer alan kabilelerle sınırlı. LAO, bu tanımın mevcut hukuka göre istişare kapsamını daraltabileceği görüşünde.
Girişim metninde “veri merkezi” ifadesi geçmiyor. Geniş bant internet projesi, genel tüketicilere kitlesel pazara yönelik perakende hizmet sunan proje olarak tanımlanıyor. Öte yandan uygun bir proje için gerekli elektrik, telekomünikasyon ve su gibi altyapıların projenin bir parçası sayılabilmesine de izin veriliyor.
Legal Planet’te yayımlanan hukuk değerlendirmesi, girişimin geniş bant hizmetlerine ilişkin mevcut yasa maddelerine açıkça atıfta bulunmamasının ve yardımcı altyapı hükmünün veri merkezlerinin kapsama girip girmediğini belirsiz bıraktığını savundu.
Daily Journal’da yayımlanan hukuk yazısı ise genel olarak veri merkezlerinin tüketicilere perakende internet erişimi sunmadığı için geniş bant projesi sayılmayacağı yorumunu yaptı. Bu iki değerlendirme hukuki görüş niteliğinde; mahkemenin kesinleşmiş bir kararı değil.
Girişime destek veren kampanyanın yayımladığı Kaliforniya Yasama Danışmanlığı Ofisi görüşü, mevcut yasa maddesindeki geniş bant hizmeti tanımının veri merkezlerini kapsamadığı yönünde. Ancak görüş yalnızca söz konusu maddeyi ele aldı; 45 numaralı girişimin tamamının veri merkezlerine uygulanıp uygulanmayacağına doğrudan karar vermedi.
Kaliforniya Enerji Komisyonu, 2026 başı itibarıyla eyalette 200’den fazla veri merkezinin faaliyette olduğunu ve bu tesislerin elektrik talebinin yaklaşık 1.000 MW seviyesinde bulunduğunu hesapladı. Bu miktar, Kaliforniya Bağımsız Sistem Operatörü’nün (California Independent System Operator, CAISO) en yüksek elektrik talebinin yaklaşık yüzde 2’sine karşılık geliyor. Komisyon, veri merkezlerinin 2040’taki elektrik talebini 4.500 MW, en yüksek talep içindeki payını ise yüzde 9 olarak öngördü.
Kaliforniya Valiliği, 21 Eylül’de veri merkezlerinin elektrik ve su kullanımını açıklamasını ve topluluk incelemesini güçlendirmeyi amaçlayan yedi yasa tasarısını imzaladığını duyurdu. Bu adımlar, veri merkezlerinin kaynak kullanımı ve yerel toplulukların inceleme sürecinin eyaletteki politika gündeminde yer aldığını gösteriyor.
Girişimi destekleyenler, inceleme gecikmelerinin konut, hastane ve okul inşaatlarının maliyetini artırdığını savunarak süreçte öngörülebilirliğe vurgu yapıyor. Karşı çıkanlar ise halkın görüş sunma ve davalar yoluyla giderim talep etme imkânının daralmasının yerel toplulukların korunmasını zayıflatabileceğini belirtiyor. 45 numaralı halk girişimi 3 Kasım’da oylanacak.
Yorum 0