2025 yılı, kripto para sektörünün ‘temellere dönüş’ yaptığı ve ‘gerçek’ projelerin ön plana çıktığı bir dönem olarak öne çıkıyor. Fiyat artışlarının ötesine geçilerek kalıcı gelir modelleri ve gerçek dünyadaki uygulama alanları daha fazla gündeme geldi. Şimdi gözler, daha da ileri seviye bir dönüşümü işaret eden 2026 yılına çevrildi. Yeni dönemin anahtar kavramları arasında ‘makine ekonomisi’ ve ‘zincir üstü makine etkileşimi’ öne çıkıyor.
16’sında yayınlanan Cointribune’un ‘Byte-Sized Insight’ adlı podcast’inde konuşan peaq eş kurucusu Leonhard Dorlöchter, 2025’in sessiz ama kritik bir kırılma noktası olduğunu belirtti. Ona göre bu dönemde özellikle ‘temel dayanıklılık’ ön plana çıktı ve kalıcı gelir sağlayabilen projelere olan ilgi yeniden canlandı.
peaq tarafından geliştirilen ‘makine ekonomisi’, makinelerin, cihazların, robotların ve yapay zekâ tabanlı temsilcilerin herhangi bir insan müdahalesine gerek kalmadan *blokzinciri* üzerinde ekonomik etkileşimlerde bulunabildiği bir yapıyı ifade ediyor. Örneğin, bir elektrikli aracın bir şarj istasyonundan enerji satın alırken otomatik ödeme gerçekleştirmesi ya da iki dronun veri alışverişinin ardından token ile ödeme yapması bu yapıya örnek gösteriliyor.
Dorlöchter, bu dönüşümün mümkün hale gelmesini sağlayan temel unsurun, makineden makineye iletişimin zincir üstü etkileşime evrilmesi olduğunu vurguladı. Artık yalnızca veri alışverişi değil, güvenli, verimli ve şeffaf bir şekilde çalışan *merkeziyetsiz* bir ekosistem içinde makineler ekonomik hareketlere başlayabiliyor.
2025’in bir diğer dikkat çekici eğilimi ise ‘balonun sönmesi’ oldu. Daha sıkılaşan piyasa koşulları, sağlam temellere dayanmayan projelerin önemini yitirmesine neden oldu. Bunun sonucunda, olgunlaşmış ve gerçekten kâr elde eden platformların öne çıktığı görüldü. Ancak Dorlöchter, Web3’ün temel ilkesi olan merkeziyetsizliğin bu süreçte arka planda kalmaması gerektiğini belirtti. Ona göre blokzinciri teknolojisi, ‘anayasasız dijital bir devlet’ gibi nötr bir altyapı görevi görmeli ve teknolojik ilerlemeyle birlikte bu değerlerin de korunması elzem.
2025’te yaşanan gelişmelerin gerçek dünya uygulamalarıyla örtüştüğüne dair örnekler de veriliyor. Dorlöchter’e göre, Hong Kong’daki bir üretim hattında görev yapan robotların blokzinciri üzerinden otomatik ödeme alması, makine ekonomisinin artık bilim kurgu değil ‘gerçek’ aşamaya geçiş yaptığını gösteriyor.
2026 yılına yönelik beklentiler de oldukça yüksek. Dorlöchter, robotik sistemler için özel olarak geliştirilen protokollerin yaygınlaşacağını, *merkeziyetsiz ajanların* bağımsız karar alma yetkinliğinin artacağını ve zincir üstü ürün ile hizmet alışverişlerinde büyüme yaşanacağını öngörüyor. Ayrıca, Dubai’deki düzenleyici kurum VARA ile yapılan iş birliğiyle oluşturulan ‘makine ekonomisi serbest bölgesi’ sayesinde, bu tür yapılar için düzenleyici test ortamları yaratıldığını da ifade etti.
Gelecek yıl için kripto geliştiricilerine tavsiyelerde bulunan Dorlöchter, projelerin artık sadece ‘token çıkararak’ ilgi görme devrinin kapandığını belirtti. Ona göre, *kullanıcıya sağlanan değer*, *ölçülebilir etkileşim* ve *doğrudan gelir modeli* gibi kriterler titizlikle test edilmeli.
2025’te temellerin güçlendiği bir sürecin ardından, 2026’da kriptonun zincir üstü gerçeklik kazandığı yeni bir büyüme evresi başlıyor. Yeni dönemin odağında ise *otomasyon* ve *merkeziyetsizlik* ekseninde şekillenen, ‘gerçekliği olan bir gelecek’ bulunuyor.
Yorum 0