Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

UNDP, blokzinciri kamu dijital dönüşümünde resmi araç ilan etti: ‘Güven defteri’ modeli ve risk uyarısı

UNDP, blokzinciri kamu dijital dönüşümünde resmi araç ilan etti: ‘Güven defteri’ modeli ve risk uyarısı / Tokenpost

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı(UNDP), blokzinciri kamu sistemlerinin modernizasyonu için resmi bir araç olarak konumlandırdı. Dünya genelinde 40’tan fazla pilot proje üzerinden ‘şeffaflık’, ‘hız’ ve ‘hesap verebilirlik’ artışına dikkat çekilirken, gerekli kurumsal güvenlik önlemleri olmadan teknolojinin riskleri büyütebileceği uyarısı yapıldı.

UNDP, kısa süre önce yayımladığı ‘New Tech, New Partners: Transforming development in the digital era’ başlıklı raporda, blokzincirin kamu sektöründeki dijital dönüşümde nasıl kullanılabileceğine dair bir model ortaya koydu. Rapora göre, birçok ülkede hükümetler mevcut kamu altyapısının sınırlarını aşan, daha hızlı ve esnek modernizasyon baskısıyla karşı karşıya. Bu çerçevede blokzincir tabanlı yapılar, kamu idaresinin ‘güven’ ve ‘doğrulama’ fonksiyonlarını destekleyebilecek bir çerçeve olarak sunuluyor.

Rapor kapsamında tanıtılan projeler 40’ı aşkın pilot çalışmayı kapsıyor. Bu çalışmalar, ödeme altyapısından sosyal güvenlik ağlarına, iklim finansmanından yerel toplulukların fonlama mekanizmalarına kadar geniş bir alana yayılıyor. Bağış ve fon toplama platformları, cüzdan çözümleri ve dijital sertifikalar gibi araçlar bir araya getirilerek kamu hizmetlerinin iletim sürecini basitleştirmek, aradaki aracılardan kaynaklanan gecikme ve kayıpları azaltmak hedefleniyor.

UNDP’nin ortaya koyduğu yaklaşımın merkezinde ‘boru hattı modeli’ olarak tanımlanan yapı bulunuyor. Bu modelde, merkezi hükümet veya kamu kurumları tek başına tüm sistemi baştan aşağı değiştirmeye çalışmak yerine, devlet, blokzincir girişimleri ve yerel şirketler ‘amaç odaklı’ ortaklıklar etrafında bir araya getiriliyor. Amaç, belirli kamu problemlerini ortak bir proje çerçevesinde çözmek.

Bu yapıda geniş kapsamlı, tek seferde gerçekleştirilen dönüşümler yerine küçük ölçekli ve somut sorunları hedefleyen projeler önceliklendiriliyor. Örneğin, küçük ölçekli esnaf ve mikro işletmelerin maruz kaldığı verimsiz ödeme altyapılarının iyileştirilmesi ya da belirli bir bölgedeki ESG(çevresel, sosyal, yönetişim) denetim süreçlerinin dijital olarak güçlendirilmesi gibi net ihtiyaç alanlarından başlanması öneriliyor. Kamu kurumları açısından bu strateji, kısıtlı bir alanda yeni dijital araçları test etme, sonuçları gözlemleme ve olumlu-olumsuz etkileri ölçtükten sonra hangi projelerin büyütüleceğine karar verme imkânı tanıyor.

Rapor, blokzincirin rolünü ‘koordinasyon ve doğrulama için kullanılan bir güven defteri(trusted ledger)’ olarak tanımlıyor. Birden fazla kurum ve paydaşın aynı anda yer aldığı kamusal alanlarda, ortak kayıt(shared records), izlenebilir işlem(traceable transactions) ve kural tabanlı süreçler(rule-based processes) sağlayan bir blokzincir altyapısının idari verimliliği artırabileceği savunuluyor. Bu sayede hem karar alma mekanizmaları hem de denetim süreçleri daha şeffaf hale gelebiliyor.

Buna karşın UNDP, olumlu etkilerin kendiliğinden ortaya çıkmayacağı vurgusunu yapıyor. Yönetişim yapısının zayıf olduğu, kişisel verilerin korunmadığı veya teknik tasarımın eksik kaldığı durumlarda, akıllı sözleşme hataları gibi teknik kazaların yanı sıra ödeme sistemlerinin yasa dışı amaçlarla kullanılması gibi ciddi risklerin doğabileceği belirtiliyor. Bu noktada çizilen çerçeve net: Blokzincir ‘yararlı bir araç’ olabilir ancak en baştan itibaren güçlü bir yasal-gözetim çerçevesi, net sorumluluk dağılımı ve veri koruma politikalarıyla birlikte tasarlanmadığı takdirde, kamu yararı yerine kamu riskini artırma ihtimali de bulunuyor. ‘Sorumlu benimseme’ yaklaşımı bu nedenle temel ön koşul olarak sunuluyor.

UNDP’nin yaklaşımındaki bir diğer önemli ilke ise ‘platform tarafsızlığı(platform-agnostic)’. Rapora göre, tek bir teknoloji sağlayıcısına ya da belirli bir protokole aşırı bağımlılık, kamu altyapısında yeni bir tür ‘bağımlılık’ ve kapalı ekosistemler yaratabilir. Bu durum hem uzun vadeli sürdürülebilirlik hem de açıklık ilkeleri açısından sorun oluşturuyor. Bu yüzden yeni kurulan dijital altyapıların, birlikte çalışabilirlik(interoperability) ve açıklık temelinde tasarlanması; nihayetinde vatandaşlara ve kamusal amaçlara hizmet eden bir yapının esas alınması gerektiği vurgulanıyor.

Rapor, özellikle altyapısı parçalı, kurumsal güven düzeyi düşük gelişmekte olan ülkelerdeki örneklerle, dijital araçların kamu hizmetlerinin kapsama alanını genişletebileceğini gösteriyor. Kayıt dışı ticarette yapılan ödemelerin dijital cüzdanlar üzerinden şeffaflaştırılması, çevre odaklı karbon veya yeşil kredi mekanizmalarının token’lar üzerinden izlenmesi gibi projeler buna örnek olarak gösteriliyor. Bu tip uygulamalar, hem kaynak akışını görünür kılıyor hem de fonların gerçekten hedeflenen alanlara yönelip yönelmediğinin takibini kolaylaştırıyor.

UNDP, blokzinciri ‘her derde deva’ bir çözüm olarak sunmak yerine, kamu sektörünün bu teknolojiyi hangi şartlarda ve ne tür risklerle birlikte uygulamaya alabileceğine dair pratik bir çerçeve sunmayı tercih ediyor. Verilen mesaj, kamu kurumlarının blokzincir kullanımı konusunda tek başına teknolojik özelliklere odaklanmaması gerektiği yönünde. ‘Yönetişim’, ‘kişisel verilerin korunması’ ve ‘düzenleyici-denetleyici çerçevenin tasarımı’ gibi unsurlar, blokzincirin kamu alanında başarılı olup olmayacağını belirleyecek asıl kriterler olarak öne çıkıyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1